ALIŞVERİŞ SEPETİNİZ 0

Tebrikler! Siparişiniz ücretsiz kargo hakkı kazandı Ücretsiz kargoya 200TL kaldı.
Üzgünüz, bu üründen yeterli stoğumuz yok.

Şununla eşleştir
Ara toplam Ücretsiz
Kargo, vergiler ve indirim kodları ödeme adımında hesaplanır

Sepetiniz Boş

Hesabınız var mı?

Ödeme işlemini daha hızlı tamamlamak için giriş yapın .


Hikayemiz

Bir markanın öyküsü

Bu öykü, sıradan bir marka hikayesi değil, aynı zamanda Türkiye Bal ve Arı Ürünleri Sektörü’nün ve sektörün öncü, seçkin markası Balparmak’a can veren iki kardeşin öyküsüdür. İstanbul’da mütevazı bir girişimle başlayan, yıllar içinde tüm Türkiye’de bilinen, bugün, dünyanın dinlemeye ve anlatmaya başladığı örnek bir öykü...

Altıparmak Gıda'nın kurucularından Özen Altıparmak, 1971'de TED Ankara Koleji'ni, 1978'de ODTÜ İşletme Bölümü'nü bitirdi. Öğretmenler Bankası'nın sınavını birincilikle kazanarak müfettişlik kadrosu teklif edildi; ancak beş yıllık zorunlu hizmet koşulu girişimci ruhuyla bağdaşmıyordu. Kendi işini kurma hedefiyle İstanbul'a yerleşti. Son çalıştığı baharat şirketindeki başarısı dönüm noktası oldu: Şirket yönetimi, İstanbul dağıtımını üstlenecek bağımsız bir pazarlama şirketi kurmasını önerdi. Beklediği fırsat ayağına gelmişti. Babası Sabri Altıparmak ve kardeşi Özgür Altıparmak ile birlikte Altıparmak Pazarlama Kolektif Şirketi'ni kurdu.

1982'de Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun olan Özgür Altıparmak, henüz öğrenciyken aynı girişimci ruhu paylaştığı ağabeyiyle kurucu ortak olarak iş hayatına atıldı. Şirket, kısa sürede pek çok gıda ürününün pazarlama, satış ve dağıtımını üstlendi.

Dağıtılan ürünler arasında Sabri Altıparmak'ın Köy Enstitüsü yıllarından yakın bir arkadaşının ürettiği bal da vardı. Balı yakından tanımak, onun özelliklerini, insan yaşamındaki yerini ve meşakkatli üretimini keşfetmek, Altıparmak kardeşlerin önünde yepyeni bir ufuk açtı.

O yıllarda Türkiye'de tanınan, tercih edilen, yaygın dağıtımı olan bir bal markası yoktu. Özen ve Özgür Altıparmak, arıcılığın gelişmesinin ancak balın hak ettiği değere ulaştırılmasıyla mümkün olacağını gördüler. Türkiye'nin en seçkin bölgelerinden bal derleyecekler, en güvenli ve hijyenik koşullarda tüketiciye sunacaklardı. Adını koydular: Balparmak.

Balparmak, 1989'da Türkiye'nin en çok satılan bal markası oldu. Altıparmak Gıda, 1991'de elde ettiği pazar liderliğini bugüne dek sürdürüyor. Bugün 30.000 m² arazi üzerinde kurulu tesislerinde yıllık 32.000 ton işleme kapasitesi ve 300'ü aşkın çalışanıyla Avrupa'nın en büyük bal paketleyicileri arasında yer alıyor. Ürün tedarikinden paketlemeye her aşamada uluslararası standartlara göre çalışan şirket, FSSC 22000 ve BRC sertifikalarına sahip. Balparmak AR-GE Merkezi bünyesindeki APİLAB, Türkiye'nin tek, Avrupa'nın en kapsamlı dört eşdeğer bal ihtisas laboratuvarı arasında yer alıyor.

Vizyon & Misyon & Değerlerimiz

Balparmak, yıllardır Türkiye'nin en verimli yaylalarından ve el değmemiş doğasından sofralarınıza uzanan bir lezzet yolculuğudur.

Vizyonumuz
  • Dünyanın en bilinen ve güvenilen doğal arı ürünleri markası olmak.
Misyonumuz
  • Bilimsel çalışmalarıyla seçtiği doğal ve sağlıklı arı ürünlerini tüketiciye sunarak, mutlu paydaşlar yaratmak ve sektörüne değer katmak.
Değerlerimiz
  • Tutkulu
  • İdealist
  • Emeğe Saygılı
  • Samimi
  • Şeffaf
  • Katılımcı
Kalite Politikamız

Türkiye’nin farklı bölgelerinde üretilen çeşitli tat ve aromaya sahip üstün kalitedeki bal ve diğer arı ürünlerini, kalite ve hijyen standartlarına uygunlukları en hassas yöntemlerle tespit edildikten sonra, yine hijyen şartlarda ambalajlayarak, tüketicilere sunmak, Güvenilirliğimiz ile dünyanın en tanınmış markalarından biri durumuna gelmek, Üstün teknolojimiz ve ürün kalitemiz ile satış kapasitemizi artırarak iç ve dış piyasada lider olmak, Kurmuş olduğumuz kalite yönetim sistemini sürekli gözden geçirerek iyileştirmek ve çalışan personel tarafından anlaşılmasını sağlamak, Personelimizin sağlığını, çevre düzeni ve güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri almak, Tedarikçilerimizi ve arıcılarımızı değerlendirerek, gelişimlerine yardımcı olmaktır. Altıparmak Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olarak; kalite politikamızı en yüksek standartlarda gerçekleştireceğimizi taahhüt ederiz.

Kalite Sistemi

Balparmak, tedarikten son ürüne kadar tüm süreçlerini ISO 22000/ISO 9001, BRCGS Gıda Güvenliği standartlarına göre yönetir.

Balparmak’ta ürün kalitesi, TÜRKAK tarafından akredite edilmiş Bal ve Diğer Arı Ürünleri Kalite Kontrol Laboratuvarı (APILAB) tarafından 4 aşamalı kalite kontrol sistemi ile onaylanır.

KALİTE GÜVENCE

Balparmak, tedarikten son ürüne kadar tüm süreçlerini ISO 22000/ISO 9001, BRCGS Gıda Güvenliği standartlarına göre yönetir.

KALİTE KONTROL

Balın doğal olup olmadığı rengine, kokusuna, kıvamına ya da tadına bakılarak anlaşılamaz. Bunu belirlemenin tek yolu analizdir. Bu nedenle Balparmak’ta ürün kalitesi, TÜRKAK tarafından akredite edilmiş Bal ve Diğer Arı Ürünleri Kalite Kontrol Laboratuvarı (APILAB) tarafından 4 aşamalı kalite kontrol sistemi ile onaylanır.

4 Aşamalı Kontrol
  • Bal sezonunda Türkiye’nin yedi bölgesindeki arıcılardan ön numuneler alınır ve analiz edilir. Yalnızca doğallığı doğrulanan arıcılardan bal ve arı ürünleri tedarik edilir.
  • Tesise ulaşan ballar, ön numunelerle uyumu açısından yeniden analiz edilir. Doğallığı belirlenen ballar ürün olarak depolanır.
  • Depolanan ballar coğrafi ve botanik kaynağına göre gruplandırılarak bir kez daha analiz edilir.
  • Ambalajlama aşamasında her parti son ürün olarak analiz edilir ve doğallığı onaylanan ballar tüketiciye sunulur.

Böylece her kavanoz bal, sofraya ulaşmadan önce dört ayrı kontrol sürecinden geçer.

NEDEN ANALİZ EDİLMİŞ BAL?
Balparmak kavanozlarındaki QR Kod Teknolojisi'ni keşfedin

Doğal balın kaynağı yalnızca doğadır. Balda hile olup olmadığını kokusuna, kıvamına, tadına ya da görüntüsüne bakarak anlamak mümkün değildir. Balın doğal olduğunun anlaşılması için analiz edilmesi gerekir; bu analizlerin konusunda uzman bir laboratuvarda gerçekleştirilmesi ise sonuçların güvenilirliği açısından büyük önem taşır.

Analiz sürecinde ilk olarak balın gerçekliği incelenir. Bu aşamada IRMS, HMF, prolin, diastaz, nem, iletkenlik değerleri ve şeker yapısı değerlendirilir. Kimyasal analizin yanı sıra balın duyusal özellikleri de incelenir ve her iki sonuç birbiriyle kıyaslanır. Ardından naftalin, antibiyotik ve pestisit kalıntı analizleri yapılır. Polen analizi ile arının hangi çiçeklerden nektar aldığı belirlenerek balın orijini tespit edilir. Son aşamada tüm sonuçlar, bal konusunda uzman ve deneyimli bir ekip tarafından değerlendirilerek yorumlanır.

Kilometre Taşlarımız

Balparmak, yıllardır Türkiye'nin en verimli yaylalarından ve el değmemiş doğasından sofralarınıza uzanan bir lezzet yolculuğudur.

1980 - Kuruluş Yılı

Altıparmak Gıda kuruldu.

1984 İlk Balparmak Logosu ve Etiketi

İlk Balparmak logosu ve etiketiyle ürünler piyasaya sunuldu.

1986 İlk Bal Analiz Laboratuvarı Kuruldu

Türkiye’nin ilk bal analiz laboratuvarının temelleri atıldı.

1989 Balparmak Türkiye’nin En Çok Satılan Bal Markası

Balparmak, Türkiye’nin en çok satılan bal markası oldu.

1995 İlk İhracat

Dünya markası olma yolunda ilk adım atıldı ve ilk ihracat gerçekleşti.

2004 İnovatif Ürünlerde İlk Adım

Türkiye’nin ilk inovatif bal ürünlerinden Çıtkapak tüketiciyle buluştu.

2008 Klasikleşen Kavanoz Tasarımına Geçiş

Tüketicinin gözünde bir klasik haline gelen ve günümüzde de kullanılmaya devam edilen kavanoz tasarımına geçildi.

2010 Balparmak Yöresel Serisi Tüketici ile Buluştu

Yöresel Seri ile Türkiye’nin farklı bölgelerine özgü ballar tek çatı altında toplandı.

2011 Yeni Tesisimizin Temelleri Atıldı

Yeni üretim tesisi ve APİLAB ile Ar-Ge ve kalite altyapısı güçlendirildi.

2012 Yenilikçi Ürün Serisi Apitera Raflarda

Apitera ürün serisi piyasaya sunuldu.

2013 Balparmak Katla Balla Türkiye’de İlk ve Tek

Balparmak Katla Balla ile yenilikçi ürünlere bir yenisi daha eklendi.

2014 Monoflora Serisi Çıktı

Arıların ağırlıklı olarak tek bitki türünden nektar alarak ürettiği Narenciye ve Kestane Balı piyasaya sunuldu.

2015 Yeniliklerin Yılı

Priospot teknolojisi ambalajlara taşındı.

2016 APİLAB kuruldu, BallıMix piyasaya sunuldu

APİLAB resmen kuruldu ve BallıMix piyasaya sunuldu.

2017 Balparmak AR-GE Merkezi 600 Bilim İnsanını Ağırladı

Balparmak ana sponsorluğunda düzenlenen Apimondia Kongresi kapsamında dünyanın dört bir yanından bilim insanları İstanbul’da buluştu.

2018 İnovatif Ürün Serisine Yeni Ürünler Eklendi

Apitera ürün ailesi genişledi.

2018 Balparmak Arıcılık Akademisi Projesi Hayata Geçirildi

2018 Balparmak Arı Akademisi projesi hayata geçirildi Arıcılık mesleğine katkı sağlamak, kırsal kalkınma bölgelerindeki kadınları ve gençleri sektöre kazandırmak ve doğal balın yanı sıra arı sütü, polen, propolis gibi arı ürünlerinin üretilmesine destek olmak hedefiyle Balparmak Arı Akademisi kuruldu.

2019 Monoflora Ailesi Genişledi

Monoflora ailesine lavanta, kekik ve ıhlamur balları katıldı.

2019 Balparmak’tan alkolsüz, su bazlı saf Propolis çıktı!

Glikol dahil hiçbir alkol içermeyen, su bazlı saf Propolis; tek kullanımlık, hijyenik ve pratik ambalajı ile eczane raflarında yerini aldı.

2020 Yöresel Ballar yenilenerek “Anadolu Lezzetleri” adını aldı

Kayseri, Muş, Yüksekova, Bingöl, Şemdinli balları yeni ambalajlarında tüketiciyle buluştu. 

2025 Doğa İçin Arı Gibi Düşün Projesi Hayata Geçirildi

Balparmak, TEMA Vakfı ve Migros iş birliğiyle Dünya Arı Günü kapsamında “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” farkındalık projesini hayata geçirdi.

Sertifikalarımız ve Belgelerimiz

Balparmak, yıllardır Türkiye'nin en verimli yaylalarından ve el değmemiş doğasından sofralarınıza uzanan bir lezzet yolculuğudur.

Ödüllerimiz

Türkiye’nin lider bal markası Balparmak, kalitesini ve lezzetini çeşitli otoriteler tarafından verilen ödüller ile kanıtlıyor.

Tomurcuk Ödülü (2026)

Balparmak, kurumsal yönetişim yapısını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği İç Denetim ve Risk Yönetimi Birimi ile, Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE) tarafından düzenlenen İç Denetim Farkındalık Ödülleri kapsamında 2026 yılı Tomurcuk Ödülü’ne layık görülmüştür.
Risklerin etkin yönetimi, süreçlerin geliştirilmesi ve faaliyetlerin stratejik hedefler doğrultusunda daha verimli yürütülmesine sağlanan katkılar sonucunda kazanılan bu ödül, Balparmak’ın kurumsal yönetim ve sürdürülebilir başarı odaklı yaklaşımının önemli bir göstergesidir.
Bu başarı, İç Denetim ve Risk Yönetimi Birimimizin kısa sürede ortaya koyduğu değerli çalışmaların ve kurum genelinde güçlü bir yönetişim kültürü oluşturma kararlılığımızın bir yansımasıdır.

Arı Ürünleri Kategorisinde İhracat Ödülü (2026)

Balparmak, İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği tarafından bir kez daha “Arı Ürünleri Kategorisinde İhracat Birincisi” ödülüne layık görülmüştür.
Geçtiğimiz yıl elde ettiği liderliği koruyarak ihracattaki başarısını sürdüren Balparmak, 45 ülkeye ulaşan ihracat ağıyla Türk balını ve arı ürünlerini uluslararası pazarlara taşımaya devam etmektedir.
Bu ödül, markamızın ihracattaki istikrarlı performansının yanı sıra, bilim temelli AR-GE çalışmaları, katma değerli ürün geliştirme yaklaşımı ve Türk Çam Balı’nın uluslararası bilinirliğini artırmaya yönelik uzun vadeli vizyonunun da önemli bir göstergesidir.

SÜRDÜRÜLEBİLİR GIDA ÜRÜNLERİ (2026)

Balparmak, Sürdürülebilir Gıda Ödülleri kapsamında Ürün İnovasyonu Kategorisi Birincilik Ödülü’ne layık görülmüştür.
Bu ödül, Balparmak AR-GE Merkezi ve TÜBİTAK MAM iş birliğiyle geliştirilen Apitera Propolis Sprey ürününün, propolis ve uçucu yağlar içeren yenilikçi formülasyonuna yönelik çalışmaların bir sonucu olarak kazanılmıştır.
Ürün geliştirme alanındaki bilimsel yaklaşımımızın ve inovasyon odaklı çalışmalarımızın takdir edilmesini sağlayan bu başarı, Balparmak’ın sürdürülebilir ve katma değerli ürünler geliştirme vizyonunun önemli bir göstergesidir.

4. Uluslararası Propolis Konferansı'nda "En Başarılı Bilimsel Çalışma" Ödülü (2025)

4. Uluslararası Propolis Kongresi’nde Uluslararası Başarı
Balparmak AR-GE Merkezi, Şubat 2025 tarihinde Brezilya’nın Ribeirão Preto kentinde düzenlenen 4. Uluslararası Propolis Kongresi’nde bilimsel çalışmalarıyla önemli bir başarıya imza atmıştır.
Kongrede, Balparmak AR-GE ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, Laboratuvar Teknik Müdürü Dr. Ufuk Alpat ve Analitik AR-GE Müdürü Dr. İsmail Emir Akyıldız tarafından gerçekleştirilen bilimsel sunumlar, uluslararası bilim camiası tarafından takdir görmüş ve ödüle layık görülmüştür.
Dr. Ufuk Alpat, “Propolis Çıkarma ve İşleme Teknolojilerindeki Son Gelişmeler” başlıklı sunumuyla propolis teknolojilerindeki yenilikçi yaklaşımları paylaşırken; Dr. İsmail Emir Akyıldız ise “Çeşitli Botanik Kökenli Propolisin Kimyasal Parmak İzlerini Çözmek için Hedefsiz Metabolomik Yaklaşımlardaki İlerlemeler” konulu çalışmasıyla propolis araştırmalarına yönelik bilimsel katkılarını uluslararası platformda sunmuştur.
Bu ödül, Balparmak’ın bilimsel araştırma, inovasyon ve kalite odaklı yaklaşımının uluslararası düzeyde tescillenmesinin yanı sıra, AR-GE ekibimizin sektöre ve bilime değer katma konusundaki kararlılığının önemli bir göstergesidir.
Balparmak olarak, arı ürünleri alanında bilimsel bilgi üretmeye, yenilikçi çalışmalar geliştirmeye ve ülkemizi uluslararası platformlarda başarıyla temsil etmeye devam ediyoruz.

İhracat Şampiyonluğu Ödülü (2024)

Balparmak, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen törende, 2024 yılı ihracat performansıyla İhracat Şampiyonluğu Ödülü’ne layık görülmüştür.
Ödül, Genel Müdürümüz Ulaş Altıparmak’a İSHİB Başkanı Sayın Müjdat Sezer tarafından takdim edilmiştir. Bu başarı, Balparmak’ın kalite, sürdürülebilirlik ve uluslararası büyüme odaklı çalışmalarının bir sonucu olarak değerlendirilmekte; markamızın küresel pazarlardaki güçlü konumunu yansıtmaktadır.
42 ülkeye ulaşan doğal bal ve arı ürünlerimiz, güçlü AR-GE altyapımız ve uluslararası iş birliklerimizle Türk balını dünya ile buluşturmaya devam ediyoruz.

GIDANIN YILDIZLARI (2024)

Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından 5 Aralık 2024 tarihinde düzenlenen Türkiye'nin en prestijli öğrenci ödüllerinin verildiği "Gıdanın Yıldızları Ödül Töreni", Yıldız Teknik Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleşti.
Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerinin farklı kategorilerde gıda sektörünün en'lerini belirlediği ödül töreninde; Türkiye’nin 1 Numaralı Doğal Bal Markası olarak Bal kategorisinde ödüle layık görüldük.
Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerine teşekkürlerimizle.

SÜRDÜRÜLEBİLİR GIDA ÖDÜLLERİ (2023)

Balparmak, dünyada gıda sektöründe bir ilk olan Priospot uygulaması ile balın izlenebilirliğinin sağlanmasına yönelik projesi ile Türkiye’nin İlk Sürdürülebilir Gıda Ödülleri kapsamında “Sürdürülebilir Gıda İletişimi Ödülü”ne layık görülmüştür.
Balın üretimden tüketiciye uzanan yolculuğunu şeffaf ve güvenilir şekilde izlenebilir kılmayı amaçlayan bu proje, sürdürülebilirlik, tüketici bilgilendirmesi ve yenilikçi iletişim yaklaşımı alanlarında ortaya koyduğu değer nedeniyle ödüllendirilmiştir.
Bu ödül, Balparmak’ın sürdürülebilir gıda ekosistemine katkı sağlama ve tüketici güvenini güçlendirme vizyonunun önemli bir göstergesidir.

SUSTAINABLE BUSINESS AWARDS (2022)

Balparmak, Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından düzenlenen Sürdürülebilir İş Ödülleri kapsamında, Sosyal Etki / İnsan Odaklı Kategori Ödülü’ne layık görülmüştür.
Ödül, kırsal kalkınma bölgelerindeki kadınların ve gençlerin arıcılığa kazandırılmasını, arıcılık mesleğinin sürdürülebilirliğinin desteklenmesini ve ekosisteme katkı sağlanmasını amaçlayan Balparmak Arıcılık Akademisi projesi ile kazanılmıştır.
Bu başarı, Balparmak’ın sosyal fayda yaratma, sürdürülebilir üretimi destekleme ve arıcılık ekosisteminin geleceğine yatırım yapma vizyonunun önemli bir yansımasıdır.

Gıdanın Yıldızları Ödülleri (2022)

Yıldız Teknik Üniversitesi Gıda ve Sağlıklı Beslenme Kulübü tarafından düzenlenen ve 40 bini aşkın öğrencinin bir ay süren oylamaları sonucunda belirlenen Gıdanın Yıldızları Ödülleri’nde “Bal” kategorisinde Balparmak markasıyla, “Takviye Edici Gıda” kategorisinde Apitera markasıyla iki ödüle layık görüldük.

Felis Ödülleri (2022)

Balparmak olarak 2022 yılında, 20 Mayıs Dünya Arı Günü’nde “Arılar Varsa Gelecek Var” sloganıyla arının ekosistem için önemi hakkında yediden yetmişe herkesin dikkatini çekerek hayata geçirdiği etkili farkındalık çalışmaları, PR bölümünde Influencer Aracılığıyla İletişim kategorisinde Felis Ödülü kazandırırken, WOM İletişimi kategorisinde ise Felis Başarı Ödülü getirdi. Balparmak, aynı projeyle Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilirlik bölümünde Hayvan Haklarını Koruyan kategorisinde de Felis Ödülü kazandı. “Arıların Sırrı” kampanyası kapsamında çekilen Baba-Kız ve Ayşe Teyze filmleri ise Film Felis bölümünde Gıda kategorisinde 2 Felis Başarı Ödülü’nün birden sahibi oldu. “Arıların Sırrı” ise Balparmak’a Tüketici Sağlığı Ürün / Hizmet İletişimi Bölümünde Gıda Takviyeleri kategorisinde 1 Felis Ödülü getirdi. Balparmak’a 360’ Entegre Marka Deneyimi Kampanyası, Ufuk Açan Dijital Fikirler, Holistik Dijital Kampanya, Görsel Tasarım ve Gıda kategorilerinde 5 Felis Başarı Ödülü, Web Sitesi ve Gıda kategorilerinde ise 2 Felis Ödülü kazandıran “Arı Alfabesi” projesi, besinlerin yerini söylemek, etraftaki tehlikeleri haber vermek, yeni bir yuvaya karar vermek için birbiriyle iletişim kuran arıların hareketlerinden ilham alarak hazırlandı.

Brandverse Awards (2022)

Geçtiğimiz yıl Ege ve Akdeniz kıyılarında yaşanan yangınlardan bölge halkı ve arıcılar büyük zarar gördü. Bizde Balparmak olarak bölgedeki ekosistemin aldığı ağır hasarı, endemik olarak yetişen çam ağaçları kayıplarını, yanan kovanları, arıcıların uğradıkları maddi ve manevi zararları kamuoyuna duyurmak için yoğun çaba gösterdik. Orman Yangınları için 'Elimizden Gelen Ne Varsa' Destek Hareketi projemizle Brandverse Awards’ta, “Toplumsal Dayanışma Projeleri” kategorisinde Gümüş Ödül aldık. Balparmak olarak çevreye ve doğaya olan sorumluluğumuzla ve sosyal sorumluluk bilinciyle hareket ederek sürdürülebilir projeler hayata geçirmeye devam edeceğiz.

A.L.F.A. AWARDS (2021)

Balparmak, Marketing Türkiye ve Akademetre iş birliğiyle gerçekleştirilen A.L.F.A. Awards kapsamında, Gıda Kategorisinde Yılın “Customer Brand”i seçilerek birincilik ödülüne layık görülmüştür.
Tüketici deneyimi ve marka memnuniyeti alanındaki başarımızın bir göstergesi olan bu ödül, Balparmak’ın sektördeki öncü konumunun ve tüketicileriyle kurduğu güçlü bağın önemli bir yansımasıdır.
Bu başarı, müşteri odaklı yaklaşımımızın ve tüketicilerimizin markamıza duyduğu güvenin değerli bir sonucu olarak değerlendirilmektedir.

Türkiye İnovasyon ve Başarı Ödülleri (2021)

Türkiye İnovasyon ve Başarı Ödülleri Komitesi ve jürisinin değerlendirmesiyle; faaliyet alanlarındaki başarısı, vizyonu, toplumsal konulara bakışı ve sosyal sorumluluk konularında üstlendiği rol gibi birçok önemli konuda öne çıkan markaların ödüllerine kavuştuğu Türkiye İnovasyon ve Başarı Ödülleri’nde Balparmak olarak ‘YILIN İNOVATİF LİDER BAL MARKASI’ ödülüne layık görüldük.

Felis Ödülleri (2020)

Arıların doğanın sürdürülebilirliği için önemi, ekosisteme katkıları, arıları ve yaşam alanlarını korumak için neler yapılabileceği konusunda çocuklarda ve yetişkinlerde farkındalık yaratmak üzere Tema Vakfı ve Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Arılar Varsa Yarınlar Var Projemiz ile Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilirlik Bölümü – Su Altında ve Karada Yaşam Kategorisi’nde FELİS, Kurumsal Sosyal Sorumluluk Kategorisi’nde ise BAŞARI ÖDÜLÜ alırken, iletişim projemizle de Gerçek Zamanlı PR Çalışmaları Kategorisi’nde BAŞARI ÖDÜLÜ’NE layık görüldük.

A.L.F.A. Awards “Customer Brand” Ödülleri (2021)

Balparmak, Marketing Türkiye ve Akademetre iş birliğiyle bu yıl altıncısı düzenlenen ve müşterisiyle sağlıklı ve sürdürülebilir bir ilişki kuran markaların yarıştığı A.L.F.A. Awards’ta “Customer Brand” seçilerek ödüllendirildi. Balparmak, 57 kategoride gerçekleştirilen A.L.F.A. Awards’ta halk jürisi tarafından yapılan değerlendirme sonucu gıda kategorisinde müşteri deneyimini en iyi yöneten marka oldu.

Kadın Dostu Markalar 2021 Tüketici Özel Ödülü (2021)

Toplumsal fırsat eşitliği, kadının güçlendirilmesini destekleyen Kadın Dostu Markalar Platformu tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde düzenlenen törende, Balparmak Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) katkılarıyla hayata geçirdiği “Balparmak Arıcılık Akademisi” projesi ile Kadın Dostu Markalar 2021 Tüketici Özel Ödülüne layık görüldü.

Kristal Elma Ödülleri (2021)

Balparmak’ın iyi yaşamı destekleyen arı ürünleri markası Apitera için hazırlanan ve kovan içindeki yaşamı merkeze alan reklam kampanyası, Kristal Elma Ödülleri kapsamında önemli bir başarı elde etmiştir.
Kampanya, Yaratıcılığı Cesaretlendiren ve Destekleyen Marka Ödülü başta olmak üzere; 1 Büyük Ödül, 4 Kristal Ödül, 1 Gümüş Ödül ve 2 Bronz Ödül kazanarak toplamda 8 ödüle layık görülmüştür.
Bu başarı, Apitera markasının yaratıcı iletişim yaklaşımının ve doğadan ilham alan marka hikâyesinin sektörde takdir gördüğünün önemli bir göstergesidir.

Kristal Elma Ödülleri (2020)

Reklamcılar Derneği (RD) tarafından bu yıl (2020) 32’incisi düzenlenen Kristal Elma Yarışması’nda, 40’ıncı kuruluş yıldönümü vesilesiyle hazırladığı, arıcılık mesleğinin özveri gerektiren meşakkatli yolculuğunu anlatan Balparmak, ”Dünyaya faydalı 40 yıl” iletişim çalışmaları ile Kristal Elma Yarışması’nda 2 kristal, 1 gümüş, 2 bronz olmak üzere beş ödüle birden layık görülmüştür.

Felis Ödülleri (2020)

40 yıldır doğal, sağlıklı ve analiz edilmiş balları sofralara taşıyan Balparmak, 2020 Felis’te Arıcılık Akademisi ve Arılar Varsa Yarınlar Var projesiyle üç ödüle birden layık görüldü. Balparmak, Arıcılık Akademisi ile “Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilirlik Bölümü – Diğer Toplumsal Meseleler Kategorisi”nde Felis’in sahibi olurken, “PR Bölümü – Sürdürülebilirlik Yönetimi Kategorisi”nde de başarı ödülü kazandı. Balparmak’ın arının doğa ve toplum yaşamına katkıları hakkında toplumda farkındalık yaratmayı hedefleyen Arılar Varsa Yarınlar Var projesi ise “PR Bölümü – Kurumsal Sosyal Sorumluluk Kategorisi”nde başarı ödülüne değer bulundu.

FAO Dünya Gıda Günü Ödülü (2019)

Balparmak balın, arıların ve arıcılığın geleceği için "sürdürülebilirlik ve inovasyon" kapsamında yaptığımız çalışmalarla 2019 yılında FAO Dünya Gıda Günü Ödülü'ne layık görüldü.

EffIe Türkiye Reklam İşbirliği Yarışması (2019)

Balparmak Özenle Seçilen Bal kampanyası 2019’da Effie Türkiye Reklam Etkinliği Yarışmasında Temel Gıda kategorisinde Altın Effie Ödülünün sahibi oldu.

InternatIonal Taste InstItute (2019)

Uluslararası Tat Enstitüsü tarafından (iTi-International Taste Institute) verilen Üstün Lezzet Ödülü 2019 yılında BallıMix ile Balparmak'ın oldu.

Başarılı İhracatçı Ödülleri (2017 - 2018 - 2019)

İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB) Genel Sekreterliği ve İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB) tarafından 2020 Aralık ayında düzenlenen “2017, 2018, 2019 Yılları Başarılı İhracatçılar Ödülleri” töreninde üç yıl üst üste bal kategorisinde sektörünün ihracat lideri olma başarısını gösteren Balparmak, bugün Türkiye’nin en büyük markalı bal ihracatçısı konumunda yer almaktadır.

Felis Ödülleri (2016)

Balparmak, Ballı Adam kısa filmi ile 2016 yılında düzenlenen Felis Ödüllerinden Üretimde Ustalık Bölümü-Müzik Kullanımı Kategori Birinciliği ve Film Bölümü-Hızlı Tüketim Ürünleri Kategori Birinciliği olmak üzere iki ödülle döndü.

Sürdürülebilir İş Ödülleri (2016)

Sürdürülebilir bal tedariki alanında geliştirilen “Arıcım” projesi ile Balparmak, 2016 yılında Sürdürülebilir İş Ödülünün sahibi oldu.

Kristal Elma Ödülleri (2016)

Ballı Adam kısa filmi ile Balparmak, 2016 Kristal Elma Ödüllerinde 3 Kristal Elma ve 1 Gümüş Ödül sahibi oldu.

Ambalaj Ay Yıldızları Yarışması (2016)

Balparmak BallıMix, 2016 yılında Ambalaj Ay Yıldızları Yarışmasında Gümüş Ödül ile ödüllendirildi.

TUBİTAK Ödülleri (2016)

Balparmak, 2016 yılında TUBİTAK tarafından verilen En Başarılı Gıda Projesi Ödülünü almaya hak kazandı.

EffIe Türkiye Reklam Etkinliği Yarışması (2016)

Balparmak Bilimle Süzülen Bal reklam kampanyası, 2016’da Effie Türkiye Reklam Etkinliği Yarışmasında Altın Effie Ödülünün sahibi oldu.

Kırmızı Ödülleri (2015 - 2016)

Ballı Adam kısa filmi, Kırmızı Ödüllerinde; Kırmızı Dijital Kategorisinde Kıpkırmızı Ödülüne, Gıda ve İçecek Kategorisinde Dijitalde En İyi Entegre Kampanya Ödülüne ve Hızlı Tüketim Ürünü Kategorisinde Dijitalde En İyi Online Reklam Filmi Ödülüne sahip oldu.

Ambalaj Ay Yıldızları Yarışması (2014)

Balparmak KatlaBalla, 2014 yılında Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) tarafından düzenlenen Ambalaj Ay Yıldızları Yarışmasında Altın Ödül almaya hak kazandı.

DesIgn Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri (2014)

Balparmak KatlaBalla, 2014 yılında 4. Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri Ambalaj ve Hızlı Tüketim Ürünleri kategorisinde En İyi Tasarım Ödülünün sahibi oldu.

WorldStar Packagıng Awards (2015)

Balparmak, 2015 yılında Dünya Ambalaj Örgütü tarafından düzenlenen WorldStar organizasyonunda WorldStar Ödülünü ve Asya Ambalaj Federasyonu tarafından düzenlenen Asia Star Ödülleri kapsamında Excellence in Packaking Ödülünü almaya hak kazandı.

Qualıty Medal Turkey Research (QUDAL) (2014)

Balparmak, 2014 yılında QUDAL – Quality Medal araştırmasında "QUDAL - Kalitede 1 Numara" madalyasına layık görüldü.

Desıgn Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri (2014)

Balparmak Yöresel Serisi, 2014 yılında düzenlenen Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri kapsamında Üstün Tasarım Ödülü ile ödüllendirildi.

Internatıonal Taste & Qualıty Instıtute (2010 - 2011 - 2013 - 2014 - 2016)

Uluslararası Tat ve Kalite Enstitüsü (iTQi-International Taste & Quality Institute) tarafından verilen Üstün Lezzet Ödülü; 2010, 2011, 2013, 2014 ve 2016 yıllarında Balparmak’ın oldu.

Altın Ambalaj Yarışması (2010)

Balparmak Çıt Kapak, 2010’da Altın Ambalaj Yarışmasında Altın Ambalaj Ödülünü almaya hak kazandı.

Uluslararası Yiyecek ve İçecek Ödülü (2007)

Balparmak, 2007 yılında Madrid’de verilen Uluslararası Yiyecek ve İçecek Ödülünün sahibi oldu.

Tüketici Raporu Ödülleri (2003 - 2004 - 2005 - 2006)

2003, 2004, 2005 ve 2006 yıllarında almaya hak kazandığı Tüketici Raporu Ödülleri ile Balparmak, tüketici nezdinde kalitesini ispatladı.

Avrupa Kalite Ödülü (1994 - 1995 - 2007)

Balparmak; 1994, 1995 ve 2007 yıllarında, Roma’da verilen Avrupa Kalite Ödülünü almaya hak kazandı.

Altın Marka Ödülü (1991 - 1992 - 2001 - 2006)

1991, 1992, 2001 ve 2006 yıllarında Tüm Tüketicileri Koruma Derneği (TTKD) tarafından verilen Altın Marka Ödülünün sahibi Balparmak oldu.

Kitaplarımız

Bal konusundaki uzmanlığımızın ve deneyimimizin ürünü olan yayınlarımızla Türkiye’de arıcılığın tarihini gözler önüne seriyor, arıcılık tekniklerine ve doğadan gelen saf lezzet balın hangi aşamalardan geçerek sofralarda yerini aldığına ışık tutuyoruz.

Bal ve arıcılık ile yakından ilgilenen okurlarımıza sunduğumuz yayınlar arasında “Arı Biziz Bal Bizdedir”, “Arıcının Cep Kitabı”, “Emeğinden Bal Damlayanlar” ve “Modern Arıcılık Teknikleri” yer alıyor.

Arı Biziz, Bal Bizdedir

Bu kitap Türkiye’deki arıcılığın tarihini, gelişimini, karınca kararınca göz önüne sermeyi amaçlıyor. Uzun ve yoğun araştırmaların ürünü. Dileriz daha kapsamlı benzeri yayınlara öncülük eder; bu tür yayınları hazırlamak ve okurlara sunmak isteyenlere öncülük eder.

Arıcının Cep Kitabı

Bu kitapçık, Balparmak tarafından gerçekleşltirilen ve TÜBİTAK-TEYDEB tarafından desteklenen “Balda Yörelere Göre Kalıntı, Katkı ve Orijin Tespiti” adlı proje kapsamında, arıcılarımızı bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır.

Emeğinden Bal Damlayanlar

Bu kitap, Balparmak tarafından gerçekleşltirilen ve TÜBİTAK-TEYDEB tarafından desteklenen “Balda Yörelere Göre Kalıntı, Katkı ve Orijin Tespiti” adlı proje kapsamında, arıcılarımızı bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır.

Modern Arıcılık Teknikleri

Arıcılığımızın ve sektörümüzü gelişmesine her zaman büyük önem veren, katkıda bulunmak için çaba harcayan ve katkıda bulunanları desteklemeyi ilke edinen kuruluşumuz, bu çerçevede yapılan bilimsel çalışmaların geniş kitlelere duyurulmasını da temel görevleinden saymaktadır.

Apiterapi - Arıyla Gelen Şifa

Arı ürünlerinin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini bilim temeline dayandıran bu kitap, doğa kaynaklı ilaç bilimi Farmakognozi’ye adamış bilim adamı Prof.Dr.Erdem Yeşilada’nın imzasını taşıyor.

Arı Ürünleri Üreticileri İçin İyi Hijyen Uygulamaları Rehberi

BALDER (Bal ve Diğer Arı Ürünleri ile Sağlıklı Yaşam Platformu) tarafından yürütülen Arı Platformu projesi kapsamında hazırlanan bu kitap, arı ürünleri üretiminde iyi hijyen uygulamaları konusunda arıcılar için bir rehber niteliği taşımaktadır.

Arı ürünleri ve Sağlığımız

Bal ve diğer arı ürünleri üzerinde yapılan binlerce araştırmanın sonuçlarının paylaşıldığı kitapta, bu ürünlerin sağlık etkileri hakkında kapsamlı bir bilgi sunulmaktadır.

İstanbul'un Ballı Bitkileri

Bu kitap, BALDER (Bal ve Diğer Arı Ürünleri ile Sağlıklı Yaşam Platformu) tarafından yürütülen Arı Platformu projesi kapsamında, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Botanik Anabilim Dalı tarafından gerçekleştirilen çalışmanın derlenmesi sonucu hazırlanmıştır. Arıların ziyaret ettiği bitkilerin doğada gözlenerek, onlar için önemli olan 180 kadar bitkinin özellikleri, yayılışı ve polenleri verilmektedir.

İstanbul'un Saklı Kovanları

Müge Aral ve Coşkun Aral’ın imzasını taşıyan ve arıların benzersiz dünyasına tanıklık eden Balın İzinde belgeselinin, kaynak niteliği taşıyan bir eseri. Arıların benzersiz düzenindeki mucizeyi deneyimlemek için paha biçilemez bir kaynak. Onların dünyasında saklı kendi dünyanızı bulacaksınız.

Medyada Balparmak

Balparmak dünyasından güncel haberler ve gelişmeler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için yayımladığımız basın bültenlerine bu sayfadan ulaşabilirsiniz.

Balparmak’ın iyi yaşam markası Apitera’ya bir ödül daha!

Doğal bal, propolis ve turpu buluşturan Apitera Pastil, inovasyon ödülüne layık görüldü!

Balparmak’ın iyi yaşam markası Apitera’nın doğal bal, propolis ve turp içeren pastili, Marketing Türkiye adına YouGov Türkiye tarafından yapılan araştırmada gıda takviyeleri kategorisinde “Yılın İnovatif Pastili” seçilerek gelenekselden ilham alan yaklaşımını ödülle pekiştirdi.

İstanbul

Balparmak’ın iyi yaşam markası Apitera’nın yenilikçi ürünlerinden biri olan pastili, Marketing Türkiye ve YouGov işbirliği ile gerçekleştirilen “Yılın İnovatif Ürünleri” araştırmasında gıda takviyeleri kategorisinde “Yılın İnovatif Pastili” seçildi. Apitera’nın doğal bal, propolis ve turp içeren pastili, 12 ilde yürütülen araştırmada, geleneksel bir yöntemi modern yaşamın ihtiyaçlarına uygun, erişilebilir ve yenilikçi bir forma taşımasıyla öne çıktı. Pastil, Anadolu’da geleneksel olarak kullanılan turp ve bal karışımından ilham alınarak Balparmak Ar-Ge Merkezi’nde geliştirildi.

Bu yıl 9’uncusu gerçekleştirilen araştırma kapsamında, 16 farklı kategoride 71 marka değerlendirildi. Gıda takviyeleri kategorisinde yılın en inovatif ürünleri arasında gösterilen, doğal bal, propolis ve turp içeriğiyle Apitera Pastil, tüketici beklentilerine uygun yenilikçi yapısıyla öne çıktı. Marka, geçtiğimiz yıl da Apitera Propolisli Yetişkin ve Çocuk Spreyleri ile sektörün önde gelen platformlarında kazandığı “Ürün İnovasyonu” birincilik ödülleriyle yenilikçi yaklaşımını ortaya koymuştu.
Gelenekten ilham alan güçlü inovasyon Karakavak propolisinin kullanıldığı Apitera Pastil, geleneksel bir yöntemi modern tüketici beklentileriyle buluşturarak güçlü bir inovasyon örneği sundu. İçeriğinin yanı sıra tat dengesi ve tüketim kolaylığı gibi unsurlar da ürün geliştirme sürecinde belirleyici oldu. Böylece Apitera Propolis ve Turp İçeren Pastil, günlük yaşamın her anında pratik şekilde kullanılabilecek formuyla tüketici beğenisine sunuldu.
Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, “Geliştirdiğimiz her Apitera ürününde, doğadan gelen değeri bilimsel çalışmalarla desteklemeyi ve standardize etmeyi hedefliyoruz. Apitera Propolis ve Turp İçeren Pastil ile de geleneksel bir yöntemi arı ürünleri konusundaki uzmanlığımız ve bilimsel yaklaşımımızla yeniden yorumladık, böylece geliştirdiğimiz ürünü modern çağın beklentilerine uygun bir forma taşıdık. Aldığımız bu ödül, tüketicilerin ihtiyaçlarını doğru okuyarak geliştirdiğimiz inovasyon anlayışımızın güçlü bir örneğidir” dedi.
Tüketici içgörüsüyle şekillenen ürün yaklaşımı

Bir markanın öyküsü

Ürün, piyasaya sunulmasının ardından kısa sürede tüketiciden olumlu geri dönüş aldı ve Apitera markasının büyüme yolculuğunda önemli bir rol üstlendi. Tüketici içgörüsünü merkeze alan yaklaşım, ürünün başarısında belirleyici oldu.
Balparmak Pazarlama Direktörü Ilgın Övül Yağız, “Tüketicilerin, doğal ve etkili içeriklere yönelirken aynı zamanda pratik ve keyifli bir kullanım deneyimi aradığını görüyoruz. ‘Etkili ama lezzet bakımından tüketimi zor’ algısını kıran bu yaklaşımın ödülle taçlanması bizim için çok değerli. Bu başarıyı tüketici içgörüsünü merkeze alan yaklaşımımızın bir sonucu olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Apitera markası, Balparmak Ar-Ge Merkezi’nde yürütülen çalışmalarla geliştirilen arı ürünleri temelli yenilikçi takviye edici gıda çözümleri sunmaya devam ediyor. Propolis başta olmak üzere arı ürünleriyle zenginleştirilen ürün ailesi, farklı kullanım formlarıyla iyi yaşam alanındaki inovasyon odağını yansıtıyor.

Araştırmanın metodolojisi

Marketing Türkiye dergisi için YouGov tarafından 9 yıldır yapılan “Yılın İnovatif Ürünleri Araştırması”, İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere, 12 ilde AB, C1 ve C2 sosyo-ekonomik segmentlerden 18-55 yaş aralığında toplam 1.009 katılımcıyla gerçekleştirildi. Katılımcılar, 16 kategoride yer alan 71 markayı inovasyon, erişilebilirlik ve tüketici ihtiyaçlarına uygunluk kriterlerine göre değerlendirdi.


Kurumsal yönetişim yolculuğumuzda önemli bir başarıyı daha paylaşmanın gururunu yaşıyoruz. 

İç Denetim Departmanımızın kısa sürede ortaya koyduğu çalışmalar, süreçlerimizin etkinliğine ve verimliliğine sağladığı katkılarla takdir gördü. 

Türkiye’de iç denetim alanının en önemli kuruluşlarından biri olan Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE) tarafından düzenlenen İç Denetim Farkındalık Ödülleri kapsamında, kurumumuz 2026 Yılı “Tomurcuk Ödülü”ne layık görüldü.  Bu değerli başarıda emeği bulunan başta Balparmak İç Denetim Lideri Onur Kazanasmaz ve Balparmak İç Denetim Yöneticisi Dorukan Tarman olmak üzere tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, birlikte daha nice başarılara ulaşmayı diliyoruz. 


1. Kısaca marka yolculuğunuzdan ve bugününüzden bahseder misiniz?

Balparmak olarak, Türkiye’de arıcılığın gelişmesi ve hak ettiği değeri görmesi için uzun yıllardır öncü bir rol üstleniyoruz. 46 yıllık yolculuğumuz boyunca doğalı bulma ve koruma hedefimizde en büyük rehberimiz her zaman bilim oldu. Kurulduğumuz günden bu yana arıların emeğini, arıcıların özverisini ve doğanın sunduğu eşsiz dengeyi koruma sorumluluğuyla hareket ediyoruz.  

2. Bilimsel analiz yetkinlikleriniz konusunda bilgi verir misiniz? 

Bu yaklaşımın ilk adımı, 1986 yılında yalnızca 9 metrekarelik bir alanda kurduğumuz ilk laboratuvarla atıldı. O dönemde bal analizinin henüz gündemde olmadığı bir ortamda, sofralara doğal ve güvenilir bal ulaştırma vizyonumuz, bugün sektör liderliğine* uzanan yolculuğumuzun temelini oluşturdu. Bugün çoğu doktoralı 20 bilim insanının görev yaptığı, 10 milyon dolarlık teknolojik altyapıya sahip, 1600 metrekare kapalı alanda faaliyet gösteren Ar-Ge Merkezimiz ile arı ürünleri alanında Türkiye’nin ilk, dünyanın ise sayılı merkezlerinden biriyiz. Balın doğallığı; rengine, kokusuna ya da kıvamına bakılarak anlaşılamaz. Güvenilir tespit ancak uzmanlar tarafından gerçekleştirilen ileri analizlerle mümkündür. Bu nedenle Ar Ge Merkezimize ulaşan her balı ve ayrıca numunelerini en az 100 parametrede analiz ediyoruz. Son beş yılda 30 bin bal numunesini inceleyerek oluşturduğumuz veri tabanı ve istatistiksel ön eleme sistemiyle doğal balın tespitine yönelik önemli bir bilimsel çalışma ortaya koyduk. Bu çalışmamızı Hırvatistan’da düzenlenen 7. Uluslararası Arı Ürünleri Sempozyumu’nda bilim dünyasıyla paylaştık ve büyük takdir gördük. Romanya’da düzenlenen 6. Uluslararası Arı Ürünleri Kongresi’nde ise bal ve diğer arı ürünlerinde taklit ve tağşişin belirlenmesine yönelik geliştirdiğimiz metotları sunduk. Hileli balı yalnızca 25 dakikada tespit edebilen analiz yöntemimiz sayesinde, Uluslararası Bal İhtisas Komisyonu’nun “Arı Ürünlerinin Aslına Uygunluğu ve Kompozisyonlarının Belirlenmesi” çalışma grubunun liderliğine seçildik. Türk Çam Balı, yaklaşık %95’i Türkiye’de üretilen, ülkemize özgü ve ihracat potansiyeli yüksek endemik bir salgı balıdır. Dünya genelinde kullanılan klasik C4 analiz yönteminin çam balında yanlış pozitif sonuçlar verdiğini tespit ettik ve buna özel yeni bir C4 analiz metodu geliştirdik. Uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan bu yöntem, dünya genelindeki laboratuvarlar tarafından kabul gördü ayrıca TSE standartlarına da dahil edilerek tescillendi. Türkiye’nin çam balı ihracatının önünü %30 oranında artırma potansiyeline sahip olan yeni C4 analiz metodu hem ülke ekonomisine katkı sağladı hem de arıcımızın emeğini korudu. Ayrıca Türk Çam Balı’nın fonksiyonel özelliklerini ortaya koymaya yönelik yaklaşık beş yıldır sürdürdüğümüz çalışmalarımızda da sona yaklaştık. Sonuçlarımızı uluslararası kongrelerde paylaşarak bu değerli ürünü dünyaya tanıtmaya devam ediyoruz. 

3. Bütçenizin ne kadarını Ar Ge’ye ayırıyorsunuz? 

Turkish Time Dergisi’nin AR-GE 250 araştırmasına göre, Türkiye’de büyük gıda şirketleri arasında Ar-Ge’ye en fazla yatırım yapan ilk 10 marka arasında yer alıyoruz. Yıllık ciromuzun yaklaşık %4’ünü Ar-Ge çalışmalarımıza ayırıyoruz. Sektör liderliğimizin getirdiği sorumlulukla; arı ürünleri alanında yenilik ve inovasyona öncülük ediyor, tamamen doğal, fonksiyonel ve yenilikçi ürünlerle tüketicilerimize değer katıyoruz. 2022 yılında bünyemize kattığımız yeni bir ileri teknoloji ile bala dışarıdan eklenen şeker şurupları, boyar maddeler ve katkı unsurlarını tespit edebiliyoruz. Ayrıca Türkiye’ye özgü kahverengi propolisin DNA’sını çözümleyerek 126 yeni molekül tespit ettiğimiz çalışmamız ise sağlık, ilaç ve gıda başta olmak üzere birçok sektör için yeni fırsatların kapısını araladı. Bu çalışma, 2024 yılında düzenlenen 4. Uluslararası Propolis Konferansı’nda 26 ülkeden gelen 58 sunum arasından “En İyi Bilimsel İçerikli Sunum” ödülüne layık görüldü. Uluslararası bilimsel platformlarda elde ettiğimiz tüm bu başarıların ülkemiz adına da gurur verici olduğunu düşünüyoruz. 

4. Amerika ve Avrupa’daki genişleme stratejinizde son durum nedir? Güney Kore pazarına girişiniz, Türk balının küresel lüks gıda segmentindeki konumunu nasıl değiştirecek? 

Balparmak olarak ihracatta da sektöre öncülük etme sorumluluğunu taşıyoruz. Bugün Balparmak ve Apitera markalarımı la; Almanya, İngiltere, Fransa, Hollanda, Danimarka, İsviçre, ABD, Hong Kong, Güney Kore, Suudi Arabistan, Ürdün, Katar ve Azerbaycan’ın da aralarında bulunduğu 45 ülkede toplam 10.000’in üzerinde satış noktasında tüketicilerle buluşuyoruz. Amerika ve Avrupa’daki büyüme stratejimiz çerçevesinde; Almanya’da Metro ve Edeka mağazalarında, Amerika’da ise e-ticaret, ev dışı tüketim ve yerel satış noktalarında Balparmak olarak yerimizi aldık. Kanada’da ise 300’ün üzerinde satış noktasında tüketicilerle buluşuyoruz ve yeni satış noktaları eklemeyi sürdürüyoruz. Orta Doğu da büyüme odağımızdaki bölgelerden biri… Katar, Kuveyt, Ürdün ve Yemen’deki varlığımıza ek olarak, Suudi Arabistan’daki Tamimi, Raya, Othaim, Danube ve Bin Dawood zincirlerinde yer alıyoruz. Bugün doğal çam ve çiçek balımız Suudi Arabistan’da yaklaşık 1000 satış noktasında tüketicilere ulaşıyor. Asya-Pasifik bölgesinde bulunan Güney Kore pazarı ise bizim için stratejik bir dönüm noktası oldu. Apitera markamızla bu pazara giriş yaparak Türk arı ürünlerini yalnızca geleneksel gıda kategorisinde değil; fonksiyonel, premium ve iyi yaşam odaklı bir segmentte konumlandırdık. Hedefimiz, Türk balı ve arı ürünlerini güçlü Ar-Ge altyapımız ve bilimsel güvenceyle desteklenen küresel bir değer haline getirmek.  

5.  Apitera serisiyle balı geleneksel bir gıda olmaktan çıkarıp fonksiyonel bir yaşam tarzı ürününe dönüştürdüğünüzü belirtiniz. 2026 vizyonunuzda bu kategorinin Balparmak’ın toplam portföyü içindeki ağırlığı ne olacak? 

Dünyada doğal, fonksiyonel ve takviye edici gıdalara yönelik talep hızla artıyor. Arının yalnızca balına değil; arı sütü, propolis ve polen gibi katma değerli ürünlerine de güçlü bir ilgi gösteriliyor. Bu doğrultuda Apitera’yı Balparmak’ın “iyi yaşam” markası olarak konumlandırdık. Apitera markamızla tüketici ihtiyaçlarına odaklanan yenilikçi ürünler sunuyoruz ve 2025 yılı Nielsen perakende verilerini incelediğimizde de arı ürünlerinde pazar lideri konumumuzu koruyoruz. Yakın tarihte lansmanını yaptığımız tüketici ihtiyacını odağına alan ürünlerle birçok önemli inovasyon ödülüne de layık görüldük. Balparmak Ar-Ge Merkezi ve TÜBİTAK MAM iş birliğiyle geliştirdiğimiz Apitera Propolisli Çocuk Spreyi 2024’te Marketing Türkiye ve YouGov tarafından gerçekleştirilen araştırmada; Apitera Propolisli Boğaz Spreyi ise 2025’te Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde inovasyon alanında birincilik ödülü aldı. Ayrıca, 2025 yılında tüketicilerle buluşan doğal bal, propolis ve turp içeren Apitera pastil Marketing Türkiye tarafından inovasyon ödülüne layık görüldü. Bu ödüller, inovasyona verdiğimiz önemin en güçlü göstergesidir. 2026 yılında da Apitera markasına yapacağımız yatırımlarla toplam portföyümüzden %10 seviyelerinde pay almasını hedefliyoruz. 

6. Fonksiyonel gıda pazarı, şirketin gelecek projeksiyonunda ne kadarlık bir pay tutuyor? 

Fonksiyonel gıda pazarı, gelecek projeksiyonumuzda stratejik olarak büyüyecek en önemli alanlardan birini oluşturuyor. Son 10 yılda gelişen tüketici beklentilerine çözüm sunacak bilimsel araştırmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Arı ürünlerinin kaliteli yaşam üzerindeki etkilerini daha güçlü verilerle ortaya koymayı hedefliyoruz. Kahverengi Anadolu propolisinin DNA’sını çözerek 126 farklı molekül tespit ettiğimiz araştırmamız, bu vizyonun önemli örneklerinden biri oldu. Tüm bu çalışmalar sonucunda toplam portföyümüz içinde en az %30 pay almasını hedefliyoruz. 

7. Sektörün en büyük riski olan yaşlanan arıcı popülasyonuna karşı gençleri ve kadınları bu ekosisteme dahil etmek için projeler yürütüyorsunuz. Bu sosyal yatırımların, Türkiye’nin sürdürülebilir bal üretimi ve kırsal kalkınma hedeflerindeki somut karşılığı nedir? 

Türkiye, zengin bitki örtüsü ve endemik florasıyla dünyanın önde gelen arıcılık ülkeleri arasında yer alıyor. Ancak iklim değişikliği, çevresel kirlilik, pestisit kullanımı, nektar kaynaklarındaki azalma ve arıcı nüfusunun yaşlanması sektörün geleceği açısından önemli riskler oluşturuyor. Bugün arıcıların yaş ortalamasının 50’ye ulaşmış olması kritik bir kırılma noktasıdır. Biz bu tabloya yalnızca bir sorun olarak değil, çözülmesi gereken yapısal bir alan olarak yaklaşıyoruz.  Bu doğrultuda, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) desteğiyle 2018 yılında hayata geçirdiğimiz Balparmak Arıcılık Akademisi ile gençleri ve kadınları sektöre kazandırmayı, mevcut arıcıları ise bilimsel bilgiyle güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bugüne kadar yaklaşık 8 bin arıcıya ulaştık. Son bir yılda yaklaşık 700 yeni arıcının ilgi gösterdiği eğitim programlarımızla bir yandan arıcılık mesleğini gençleştiriyor, diğer yandan bilgi temelli üretimi yaygınlaştırıyoruz. Aynı zamanda arı poleni, propolis ve arı sütü gibi katma değerli ürünlerin üretimini teşvik ederek kırsal kalkınmaya katkı sağlıyoruz. 

8. Balparmak’ın gelecek ajandasında Türk arıcılığının gelişimi için yapmayı planladığı neler var? 

Gelecek ajandamızda Türk arıcılığını daha güçlü, sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıya kavuşturmak; tüketicilerimizi inovatif ve katma değerli arı ürünleriyle buluşturmak yer alıyor. Aynı zamanda Ar Ge Merkezimizde yürüttüğümüz çalışmalarla hem Türkiye’de hem de küresel ölçekte referans gösterilen bir “bilir kurum” olma hedefiyle ilerliyoruz. Önceliklerimiz arasında arıcılarımızın emeğinin karşılığını alması, haksız rekabetin önlenmesi ve doğal, güvenilir arı ürünlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması bulunuyor. Bugüne kadar doğal balın tespitine yönelik geliştirdiğimiz ve uluslararası otoriteler tarafından
onaylanmış 20’nin üzerinde bilimsel çalışmamızı, sektör paydaşları ve kamu ile paylaşarak Türk arıcısının emeğinin hakkettiği değere ulaşmasını sağlıyoruz. Arıcılık mesleğinin geleceğini güçlendirmek de stratejik odaklarımızdan biri. Gençlerin ve kadınların sektöre kazandırılması, mevcut arıcıların bilgiyle desteklenmesi ve gelirlerinin artırılması amacıyla eğitim programlarımızı sürdürüyoruz. Çünkü arıcılığın geleceğinin bilgi temelli üretim ve yeni nesillerin katılımıyla mümkün olduğuna inanıyoruz. Uluslararası alanda ise hedefimiz, Türk balı ve arı ürünlerinin hak ettiği değeri görmesi. Dünyanın en büyük arıcılık organizasyonlarından Apimondia’da 2017 ve 2022 yıllarında Platin Sponsor olarak yer aldık. Bu platformlarda Ar Ge ekibimizin toplam 16 bilimsel proje çıktısını paylaşarak sektörel gelişime katkı sunduk. 2023 yılında 3. Uluslararası Propolis Konferansı’na da ev sahipliği yaptık. 2030 vizyonumuzun merkezinde ise Türk Çam Balı’nı dünyanın en iyi balları arasında kalıcı bir konuma taşımak ve markalaştırmak bulunuyor. Böylece Türk çam balına olan talebi artırarak Türk arıcısının emeğini korumaya devam edeceğiz. 

*Türkiye 2025 Nielsen raporuna göre ciro (TL) bazında. 


Balparmak, “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” diyerek, çocuklara doğayı korumanın önemini anlatmaya devam ediyor 

Balparmak, Migros ve TEMA Vakfı iş birliğiyle hayata geçirdiği “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” projesinin ikincisini 23 Nisan’da başlatıyor. Çocukların resimleriyle katılacağı proje kapsamında her katılımcı adına fidan dikilecek, bu yıl da 10 bin fidanlık hatıra ormanı oluşturulması hedefleniyor. 

İstanbul

Türkiye’nin lider bal markası* Balparmak’ın, Migros ve TEMA Vakfı iş birliğiyle başlattığı “Dünya Arı Günü” farkındalık projesinin ikincisi başlıyor. Geçtiğimiz yıl bini aşkın çocuğun resim gönderdiği proje, bu yıl 23 Nisan – 31 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Doğaya duyarlı nesillerin yetişmesi amacıyla geliştirilen projede çocuklara bu yıl “Çevreci arı olsaydın, dünya için ne yapardın?” sorusu yöneltiliyor. Çocuklar, düşüncelerini resimle ifade ederken TEMA Vakfı aracılığıyla doğaya bir fidan armağan edecek, aynı zamanda sürpriz hediyelerle
buluşacak. 

Arılar, gezegenimizin en özel canlıları arasında yer alıyor. Geçmişi insanlık tarihinden çok daha eskiye dayanan ve yaklaşık 100 milyon yıldır varlıklarını sürdüren arılar, yalnızca bal üretmekle kalmıyor, yaşamın devamlılığını da sağlıyor. Çiçekli bitkilerin yaklaşık yüzde 80’i arıların tozlaşması sayesinde çoğalırken, soframıza gelen birçok meyve ve sebze de onların çalışkanlığıyla varlığını sürdürüyor. Kısaca; “Arılar Varsa Gelecek Var.” 

Minik ressamların hayalleri hatıra ormanına dönüşecek

46 yıldır balın ve arıların sürdürülebilirliği için pek çok projeye imza atan Balparmak’ın, çocukların doğaya ve arılara yönelik farkındalığını artırmak amacıyla hayata geçirdiği “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” resim projesinin ikincisi, 23 Nisan’da başlıyor. 

Balparmak’ın, Migros ve TEMA Vakfı iş birliğiyle yürüttüğü projede bu yıl çocuklara “Çevreci arı olsaydın, dünya için ne yapardın?” sorusu yöneltiliyor. Çocuklardan bu soruya hayallerini resme dökerek yanıt vermeleri bekleniyor. 23 Nisan – 31 Mayıs 2026 tarihleri arasında çizdikleri resimleri www.dunyaarigunu.com adresine yükleyen her çocuk için TEMA Vakfı’na fidan bağışı yapılacak. Önceki yıllarda olduğu gibi Dünya Arı Günü kapsamında projeye katılan çocuklar adına 10 bin fidanlık bir hatıra ormanı oluşturulması hedefleniyor. 

Her çocuğun eseri çok değerli.

Özellikle bir yarışma formatında tasarlanmayan projede yine “birinci” ya da “ikinci” olmayacak. Çünkü bu farkındalık hareketine her çocuğun katkısı büyük değer taşıyor. Projeye katılan tüm çocukların eserleri bu yıl da www.dunyaarigunu.com adresinde sergilenecek. Ayrıca tüm katılımcılara, içinde çeşitli hediyelerin yer aldığı paketler gönderilecek. Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin dört bir yanından bini aşkın çocuğun katıldığı projenin, bu yıl da yoğun ilgi görmesi bekleniyor. 

Ulaş Altıparmak: “Geleceği doğaya duyarlı nesiller kurtaracak”

Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak, şirketin kurulduğu günden bu yana doğanın ve arıların korunmasına yönelik pek çok projeye imza attığını belirterek, çocukların arıların ekosistem için önemini anlama ve anlatma konusunda her zaman çok daha duyarlı olduğuna dikkat çekti. Altıparmak, “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” projesine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: 

“Çocuklar, hayata geçirdiğimiz her projede doğa için sorumluluk alan birer doğa elçisine dönüştü. Bu nedenle onlar için kurguladığımız projeleri hiçbir zaman yarışma formatında ele almıyoruz. Çünkü bizim için her katılım çok değerli. 

Projeye katılan tüm çocukların eserleri www.dunyaarigunu.com sayfamızda sergileniyor. Ayrıca çocukların tamamına, Balparmak, TEMA Vakfı ve Migros iş birliğiyle hazırlanan, içinde çeşitli hediyelerin yer aldığı paketler
ulaştırdık. 

Gelenekselleştirmeyi hedeflediğimiz ‘Doğa İçin Arı Gibi Düşün’ projemizin ikincisini 23 Nisan itibarıyla başlatıyoruz. Bu yıl çocuklara sorumuzu, yeni arı serimizden ‘Çevreci Arı’ aracılığıyla yöneltiyoruz: ‘Sen de bir Çevreci Arı olsaydın, doğa için ne yapardın?’ 

Çocuklarımızın bu soruya yanıt olarak çizecekleri resimleri www.dunyaarigunu.com üzerinden bizimle paylaşmalarını bekliyoruz. Projemiz, 31 Mayıs 2026 tarihine kadar devam edecek. Hedefimiz, bu yıl da TEMA Vakfı’na 10 bin fidan bağışıyla yeni bir hatıra ormanı daha oluşturmak. 

Bu projeye katılarak doğaya sevgiyle dokunan, yaptıkları resimlerle arıların ve yaşamın önemini hissettiren tüm çocuklarımıza gönülden teşekkür ediyor, hepsinin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum.” 

Balparmak Kampüs’te binlerce çocuğa arının önemi anlatılıyor

Son yıllarda Balparmak Kampüs’te binlerce çocuğu ağırladıklarını belirten Altıparmak, şu bilgileri paylaştı:
“Balparmak Kampüs’te son 4 yılda yaklaşık 9 bin çocuğu ağırladık. Pedagog eşliğinde gerçekleştirdiğimiz buluşmalarda, arının yaşamın
sürdürülebilirliği açısından ne kadar nemli olduğunu anlatıyoruz. Çünkü arının ve doğanın izinden gitmek, bizim için yalnızca bir iş değil; aynı zamanda bir sorumluluk ve yaşam biçimi.” 

“Çevreci Arı” çocukları doğayı korumak için resim yapmaya çağırıyor

Balparmak Pazarlama Direktörü Ilgın Övül Yağız ise Balparmak’ın yeni arı serisinin ilk uyarlamasını “Çevreci Arı” karakteriyle bu projede hayata geçirdiklerini belirterek şunları söyledi: 

“Doğayla bağ kuran, arının değerini fark eden ve bu dünyayı anlayarak sahiplenen bireyler yetişmesini önemsiyoruz. Çünkü gerçek etki, çocukların kalbinde doğaya ve arılara yönelik sevgi ile farkındalık bırakabildiğimizde ortaya çıkıyor. Arılardan ilham alarak oluşturduğumuz yeni arı serisini de bu nedenle yalnızca ürünlerimize değil, topluma dokunan projelerimize de taşıyoruz. Önümüzdeki dönemde bu yaklaşımımızı çeşitli iletişim alanlarına taşıyarak büyütmeyi hedefliyoruz.” 

*Türkiye 2025 Nielsen raporuna göre ciro (TL) bazında. 


• Türkiye’nin lider bal markası Balparmak*, 2025 yılı bal ihracatında gösterdiği üstün performansla İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği tarafından “Arı Ürünleri Kategorisinde İhracat Birincisi” ödülüne layık görüldü.
• İngiltere, Fransa, İsviçre, Danimarka, Norveç ve ABD’nin de aralarında bulunduğu 45 ülkeye ihracat yapan marka, bu pazarlardaki yeni iş birlikleriyle küresel çapta büyümesini sürdürüyor. 
• Balparmak AR-GE Merkezi’nde geliştirilen yeni analiz metotlarıyla Türkiye’nin bal ve diğer arı ürünleri alanındaki uzmanlığına katkı sağlayan Balparmak, özellikle Türkiye’ye özgü çam balının “Türk Çam Balı” olarak tescil edilmesine ve dünyada tanınmasına öncülük ediyor. 

16.04.2026 / İstanbul

Dünya bal pazarı, 1,8 milyon ton üretim hacmiyle 9 milyar doları aşmış durumda. Pazarın büyüme ivmesini sürdürerek 2031 yılında 14 milyar doların üzerine çıkması beklenirken, Türkiye de yaklaşık 9,3 milyon arı kolonisi ve 97 bin ton bal üretimiyle dikkat çekiyor. 

Türkiye’nin lider bal markası Balparmak, geliştirdiği yeni analiz metotları ile doğal Türk balının dünyaca kabul görmesine öncülük ediyor. 2024 yılında olduğu gibi 2025 yılında da ihracat ağını genişleten marka, bugün İngiltere, Fransa, İsviçre, Danimarka, Norveç, Suudi Arabistan ve ABD’nin de aralarında bulunduğu 45 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor ve bu pazarlardaki konumunu güçlendiriyor. 

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) bünyesinde faaliyet gösteren İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB) tarafından dün gerçekleştirilen ihracat performans değerlendirmesinde, arı ürünleri kategorisinde Balparmak birinci oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi merkezinde düzenlenen ödül töreninde, Murat Ağırbaş ödülü Müjdat Sezer’in elinden aldı. 

Türk Çam Balı’nın tescili, ihracat potansiyelimizi artırıyor

Murat Ağırbaş, ödülü aldıktan sonra yaptığı konuşmada, “Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da bu kıymetli ödülü almak bizim için sadece bir başarı göstergesi değil; aynı zamanda ihracat yolculuğumuzda elde ettiğimiz sürdürülebilir başarının da güçlü bir teyidi oldu. Gelecek vizyonumuzun merkezinde, Türk Çam Balı’nı dünyanın en iyi balları arasında kalıcı bir konuma taşımak ve markalaştırmak bulunuyor. Bunun yanında, katma değerli arı ürünlerimizle daha fazla ülkeye ulaşmayı ve Türkiye’nin arıcılık alanındaki global marka değerini büyütmeyi hedefliyoruz” dedi. 

Küresel pazarlarda güçlenen ihracat, katma değerli ürünlerde yeni hedefler 

Balparmak olarak Çin başta olmak üzere Güney Asya ülkelerinden ABD’ye, Orta Doğu ülkelerinden Balkanlar’a kadar geniş bir coğrafyaya ürün gönderdiklerini kaydeden Ağırbaş, “Çin’in önde gelen e-ticaret platformlarından TJ Mall’da ürünlerimizin satışa sunulması, Hong Kong’da perakende zincirlerinde gerçekleştirdiğimiz lansmanlar ve Güney Kore’deki iş birliklerimiz bu büyümenin önemli adımlarını oluşturuyor. Hedefimiz yalnızca bal ihracatını artırmak değil; propolis ve arı sütü gibi yüksek katma değerli ürünlerle Türkiye’yi küresel arı ürünleri pazarında daha güçlü bir oyuncu hâline getirmek. Bu doğrultuda AR-GE merkezimizde yürüttüğümüz çalışmalarla karakavak propolisinin bilimsel altyapısını ortaya koyarak uluslararası alanda önemli bir katkı sağladık. 

Balparmak’ın önümüzdeki dönemde de yeni pazarlara açılmayı ve ihracat kanallarını güçlendirmeyi hedeflediğini vurgulayan Ağırbaş, inovasyon odaklı yatırımlarla Türkiye’nin ihracat hedeflerine katkı sağlamaya devam edeceklerini kaydetti. Ağırbaş, “Bu başarıda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarıma, iş ortaklarımıza ve bize güvenen tüketicilerimize gönülden teşekkür ediyorum. Türkiye’nin değerlerini dünyaya taşımayı ve yeni başarı hikâyeleri yazmayı sürdüreceğiz” dedi. 

*Türkiye pazarı toplam bal kategorisi 2025 Nielsen Raporuna göre Ciro (TL) bazında 

Balparmak Hakkında 

Tüketicisine sunduğu kalite standardı ile farklılaşan, balın ve arı ürünlerinin doğallığını koruyarak hak ettiği en yüksek değere çıkarmak misyonuyla çalışan Balparmak, bu anlamda sektörün öncülüğünü üstleniyor. Gıda güvenliği konusunda uluslararası standartlara göre çalışan Balparmak; FSSC 22000 (Food Safety System Certification) ve BRCGS (British Retail Consortium Global Standards) gibi uluslararası gıda güvenliği sistemleri sertifikalarına da sahip. Türkiye’nin bal ve diğer arı ürünleri alanındaki ilk, gıda alanında ise 8’inci AR-GE Merkezi’ne sahip olan Balparmak; TÜRKAK tarafından akredite edilen Bal ve Diğer Arı Ürünleri Araştırma ve Kalite Kontrol Laboratuvarı sayesinde tüketicilerine sunduğu ürünleri en az 100 parametrede analiz ediyor.


Arılardan ilham alan Balparmak’ın yeni ürün serisi raflarda yerini aldı 

Balparmak’tan yeni ürün serisi: Kendi arı karakterini seç, kişiselleştir ve sevdiklerinle paylaş! 

Balparmak Çıtkapak serisi için tasarladığı yeni arı karakterleri ile hepimizin gün içinde ihtiyaç duyduğu küçük motivasyon anları yaratıyor.

Arılar, yaklaşık 100 milyon yıldır varlığını sürdüren nadir canlılardan… Bu muhteşem canlılar, çalışkanlıkları, dayanıklılıkları, iş bölümü kabiliyetleri ve hayatın devamlılığını sağlama konusundaki yetenekleriyle hepimize ilham veriyor. Öyle ki, birini takdir etmek, onun iyi özelliklerini öne çıkarmak için çoğu zaman arılı cümleler kuruyoruz… “Arı gibi çalışkan”, “Arı gibi faydalı”, “Arı gibi üretken.”  

Türkiye’nin lider bal markası Balparmak*da arılardan gelen ilhamla hem 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hem de Dünya Arı Günü için özel bir arı karakteri serisi oluşturdu. Balparmak Çıtkapak ambalajlı ürünlerinde kullanılacak yeni arı karakterleri, insanların gün içinde küçük ama iyi hissettiren motivasyon anlarına hitap ediyor. Kendini kimi zaman ikon, kimi zaman cesur hissedenlere seslenen arı serisi, ürünü keyifli bir paylaşıma dönüştüren karakter odaklı farklı bir deneyim sunuyor. 

Balparmak Pazarlama Direktörü Ilgın Övül Yağız, seriyi geliştirirken öncelikle çocuk dünyasına odaklandıklarını; ancak arı serisinin gençler ve yetişkinler nezdinde de karşılık bulduğunu ifade eden Yağız “Her yaştan insanlar, gün içinde küçük ama gerçek hissettiren motivasyon anlarına ihtiyaç duyuyor. Biz de tam bu noktada ürünümüzü herkes için bir motivasyon alanına dönüştürmek istedik. ‘İlham veriyorsun’, ‘Dahisin’, ‘Cesursun’, ‘Yıldızsın’ gibi ifadeleri, herkesin kendine ve o anki duygusuna göre sahiplenebileceği mesajlar olarak kurguladık. Ayrıca tüketiciler, seçtikleri karakterin ambalajına isimlerini ve mesajını yazarak bu deneyimi kişiselleştirebiliyor; sevdikleriyle paylaşarak da bir adım öteye taşıyor. Bizi en çok heyecanlandıran da herkese hitap eden bir seri olması” şeklinde konuştu.  

BalparmakSeverler’e arının zenginliğini hissettiren bir dünya sunmayı hedefledik

Yeni arı serisiyle başta çocuklar olmak üzere tüm BalparmakSeverler için; arıyı, doğayı ve onların sunduğu zenginliği hissettiren bir dünya kurmayı hedeflediklerini kaydeden Yağız, sözlerine şöyle devam etti: “Doğayla bağ kuran, arıyı seven, önemini fark eden ve bu dünyayı anlayarak sahiplenen bireylerin yetişmesini önemsiyoruz. Gerçek etkinin ise ancak çocuklarda doğaya ve arıya yönelik kalıcı sevgi ve farkındalık oluşturabildiğimizde ortaya çıktığını inanıyoruz. Ayrıca bu kampanya ile doğal bir besin olarak balı tercih eden ebeveynler için de ailece keyifle paylaşılabilecek bir deneyim sunmayı hedefliyoruz. Çocuklar, ebeveynler ve kendini bu deneyimin bir parçası olarak gören herkesin bundan keyif alması bizim için kıymetli. 

Arıyı Sevdiriyor, Doğadaki Önemini Çocuklara Anlatıyoruz

Yeni arı serisinin, Balparmak’ın uzun vadeli marka yaklaşımının bir parçası olduğunu ifade eden Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak, “Ekosistemin mucizelerinden biri olan arılar sadece yaşamsal sürdürülebilirliğe katkı sağlamakla kalmıyor, hem dünya için önemli bir ekonomik değer yaratıyor hem de arı sütü ve propolis gibi fonksiyonel ürünleriyle konforlu yaşama katkı sağlıyor. Balparmak olarak biz de arılardan aldığımız ilhamı yalnızca ürünlerimize değil, toplumsal faydaya yönelik yürüttüğümüz farkındalık çalışmalarımıza ve gelecek vizyonumuza taşıyoruz. Yeni arı serimizi de bu anlayışımızın bir çıktısı olarak değerlendiriyoruz” dedi. 

Yeni Serinin İlk İletişimi Dünya Arı Günü’ne Özel Projeyle Yapıldı

Yeni serinin ilk iletişimini, “Dünya Arı Günü” kapsamında çocuklara yönelik hayata geçirdikleri “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” Resim Projesi ile yaptıklarını belirten Altıparmak, sözlerine şöyle devam etti: “Balparmak olarak 46 yıldır doğal balın ve arıların korunmasına yönelik birçok projeyi hayata geçiriyoruz. Balparmak Arıcılık Akademisi çatısı altında bugüne kadar, çoğunluğu kadın ve gençlerden oluşan 8 bini aşkın arıcımıza eğitim verdik. 2018 yılından bu yana ise arıların ekosistem açısından taşıdığı hayati öneme dikkat çeken farkındalık projeleri yürütüyoruz. 

Dünya Arı Günü’nde Çocukların Hayal Gücü Fidana Dönüştü

Her yıl “Dünya Arı Günü” kapsamında hayata geçirdikleri önemli farkındalık projeleriyle çocukların yaratıcılığını doğaya katkıya dönüştürmeye devam ettiklerini anlatan Altıparmak sözlerine şöyle devam etti: “Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, arıların yaşam için taşıdığı hayati öneme dikkat çekmek amacıyla 2017 yılında 20 Mayıs’ı Dünya Arı Günü ilan etti. Biz de bu anlayıştan hareketle, her 20 Mayıs’ta sivil toplum kuruluşları ve özel sektör iş birlikleriyle arıların dünyamız için önemine dikkat çeken toplumsal farkındalık çalışmaları yürütüyoruz. Geçtiğimiz yıl Dünya Arı Günü’nde TEMA Vakfı ve Migros iş birliğiyle “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” Resim Projesi’ni hayata geçirdik. Proje kapsamında çocuklara, ‘60 Bin Arı Gücünde Olsaydın Dünyayı Güzelleştirmek İçin Ne Yapardın?’ sorusunu yönelttik ve yanıtlarını resimleriyle paylaşmalarını istedik. Bu çağrımıza 1.000’i aşkın çocuğumuz katılım gösterdi. Bugün çocuklarımızın hayal gücüyle ortaya koydukları değerli eserlerin yer aldığı resim sergimizi paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. www.dunyaarigunu.com sayfamız üzerinden resim sergimizi keyifle gezebilirsiniz. 

Projeyle temel hedefimiz; çocukların doğayı ve arıları korumaya yönelik fikir üretmelerini teşvik etmek, geliştirdikleri bu fikirlere sahip çıkmalarını desteklemekti. Aynı zamanda, gönderilen her resmin bir fidana dönüştüğü bu anlamlı çalışma sayesinde doğaya somut katkı sağlarken, geleceğin çevre bilinci yüksek bireylerinin yetişmesine de destek olduk. Çocuğun olduğu her yerin güzelleştiğine inanıyoruz. Bu proje de tam bu yüzden çok daha anlamlı, çok daha umut dolu oldu.

Kutu: Ulaş Altıparmak 

“Çevreci Arı” ile Yeni Dönem Başlıyor: Çocukların, arıların ekosistem için önemini anlama ve anlatma konusunda her zaman çok daha duyarlı olduğuna dikkat çeken Altıparmak, “Gerçekleştirdiğimiz her projede doğa için sorumluluk alan birer küçük doğa elçisine dönüştüler. Bu nedenle onlar için kurguladığımız projeleri hiçbir zaman yarışma formatında ele almıyoruz. Bizim için her bir çocuğumuzun katkısı eşit oranda değerli. Bu nedenle projeye katılan tüm çocukların eseri www.dunyaarigunu.com sayfamızda sergilenmekte... Ayrıca çocukların tamamına Balparmak, Tema Vakfı ve Migros’tan içinde çeşitli hediyelerin olduğu birer paket gönderilecek. Gelenekselleştirmeyi hedeflediğimiz ‘Doğa İçin Arı Gibi Düşün’ projemizin ikincisini 23 Nisan itibarıyla başlatıyoruz. Bu yıl çocuklara sorumuzu yeni arı serimizden ‘Çevreci Arı’ aracılığıyla yöneltiyoruz: ‘Sen de bir Çevreci Arı olsaydın doğa için ne yapardın?’ Çocuklarımızın yanıtlarını bir resim çizerek www.dunyaarigunu.com sayfamız üzerinden bizimle paylaşmalarını bekliyoruz. Projemiz, 31 Mayıs 2026 tarihine kadar devam edecek. Hedefimiz, bu yıl da 10 bin fidanla yeni bir hatıra ormanı oluşturmak.”  

4 yılda 9 bine yakın çocuğa pedagog eşliğinde arının önemini anlatıyoruz

Son beş yılda 9 bine yakın çocuğu Balparmak Kampüs’te ağırladıklarını da hatırlatan Altıparmak, “Pedagog eşliğinde onlara arının yaşamın sürdürülebilirliği için ne kadar önemli olduğunu anlatıyoruz. Çünkü arının ve doğanın izinden gitmek, bizim için sadece bir iş değil; bir sorumluluk, bir yaşam biçimi” ifadelerini kullandı. 

*Türkiye pazarı toplam bal kategorisi 2025 Nielsen Raporuna göre Ciro (TL) bazında


Bal ve arı ürünleri alanından 45 yıldır sürdürülebilirliği, bilimi ve inovasyonu merkezine alan Balparmak, 11.’si düzenlenen Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin Sürdürülebilir Gıda Ödülleri töreninde Ürün İnovasyonu Kategorisi’nde birincilik ödülü aldı. Balparmak Ar-Ge Merkezi ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) iş birliğiyle geliştirilen Apitera Propolisli Yetişkin Sprey, bilimsel temelli formülasyonu ve yenilikçi yaklaşımıyla bu prestijli ödülün sahibi oldu. 

Sürdürülebilirlik Akademisi ve Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) iş birliğiyle bu yıl 11. kez düzenlenen Sürdürülebilir Gıda Zirvesi, gıda sanayi, teknoloji, bilim, yatırım ve sivil toplum dünyasından liderleri bir araya getirdi. “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasıyla gerçekleştirilen zirvede, daha adil, dayanıklı ve sağlıklı bir gıda sistemi için geliştirilen yenilikçi yaklaşımlar ve iş birlikleri ele alınırken; zirve kapsamında düzenlenen Sürdürülebilir Gıda Ödülleri ile sürdürülebilirlik odağında fark yaratan projeler ödüllendirildi.  

13 farklı kategoride ödül verilen zirvede Balparmak, Ürün İnovasyonu Kategorisi’nde Apitera Propolisli Sprey ürünü ile birincilik aldı. Balparmak Ar-Ge Merkezi ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) iş birliğiyle geliştirilen propolis ve uçucu yağlar içeren boğaz spreyi, bu önemli platformda ödülle taçlandırılarak Balparmak’ın bal ve diğer arı ürünleri alanındaki bilimsel Ar-Ge gücünü ve inovasyon odaklı vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. 

Ulaş Altıparmak: “Apitera ürün ailesi, Ar-Ge ve inovasyon vizyonumuzun somut yansımasıdır.”  

Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak, markanın Ar-Ge ve inovasyon odağını şu sözlerle ifade etti: “Balparmak’ın kurulduğu günden bu yana benimsediği ‘kovandan sofraya’ anlayışının merkezinde güvenilirlik, sürdürülebilirlik, şeffaflık ve izlenebilirlik yer alıyor. Ar-Ge Merkezimizde yürütülen bilimsel çalışmalar ve geliştirdiğimiz yenilikçi ürünler bu yaklaşımın temelini oluşturuyor. Sürdürülebilir Gıda Ödülleri kapsamında Ürün İnovasyonu Kategorisi’nde aldığımız birincilik ödülü, bu yolculuğun değerli bir yansıması oldu” diyerek, Apitera Propolisli Sprey başta olmak üzere Apitera ürün ailesinin Balparmak’ın Ar-Ge ve inovasyondaki iddiasının somut bir yansıması olduğuna dikkat çekti.  

Dr. Emel Damarlı: “Bilimsel etkinliği kanıtlanmış içerikleri dengeli formülasyonlarla buluşturuyoruz.” 

Zirvede konuşmacılar arasında yer alan Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, Balparmak’ın fonksiyonel gıdalar ve arı ürünlerini bilimsel araştırmalarla destekleyerek geliştirdiğini vurguladı. Apitera Propolisli Sprey ile kazanılan birincilik ödülünün, Ar-Ge ve inovasyona verilen önemin güçlü bir göstergesi olduğunu belirten Damarlı, bu başarının doğru bilimsel iş birliklerinin sürdürülebilir gıda ekosistemine sağladığı katkıyı ortaya koyduğunu ifade etti. 

Apitera Propolisli Yetişkin Sprey’in, kara kavak propolisi ve uçucu yağlar temel alınarak geliştirildiğini aktaran Damarlı, ürünün arkasında Balparmak Ar-Ge Merkezi ile TÜBİTAK MAM iş birliğiyle yürütülen çok disiplinli çalışmaların yer aldığını söyledi. 

Balparmak Ar-Ge yaklaşımının ürün içeriğinin ötesine geçtiğinin altını çizen Damarlı, “Balparmak Ar-Ge Merkezi’nde yürütülen ürün geliştirme çalışmalarında, içeriklerin yalnızca doğal olması değil; kalitesi, standardizasyonu, güvenilirliği ve etkinliği de titizlikle ele alınıyor. Bu kapsamda geliştirdiğimiz ürünlerde, Türk Farmakopesi’nde yer alan kara kavak propolisi kullanılırken, ürünlerimizde yer alan doğal bileşenlerin etken maddeleri bilimsel analizlerle doğrulanarak standart ürün üretimi sağlanıyor.  


Doğallık ve İnovasyon: Balparmak

Balparmak, balı hak ettiği en yüksek değere ulaştırma misyonuyla hareket ediyor. Arıcılığa olan bağlılığını bilim ve teknolojiyle birleştirerek sektöre öncülük eden marka; dijital dönüşüm, izlenebilirlik, ileri laboratuvar çalışmaları ve sürdürülebilirlik odaklı projeleriyle geleceği şekillendiriyor. Balparmak, Genel Müdürü Ulaş Altıparmak liderliğinde; arıcılık eğitimlerinden taklit ve tağşişle bilimsel mücadeleye, inovatif ambalaj çözümlerinden sosyal sorumluluk projelerine kadar pek çok alanda hem üreticiyi hem tüketiciyi koruyan güçlü bir vizyon sergiliyor.

Okuyucularımıza kısaca kendinizden, eğitim ve profesyonel geçmişinizden bahseder misiniz?

Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri bölümünden mezun olduktan sonra Bilgi Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisans Programına katılarak akademik yolculuğumu tamamladım. Eğitim sürecimde edindiğim stratejik ve analitik bakış açısını, kariyerimin her aşamasında geliştirmeye özen gösterdim. Profesyonel kariyerime Altıparmak Gıda’da Merchandiser olarak başladım. Yıllar içinde satış, iş geliştirme, proje ve saha operasyonları gibi farklı alanlarda sorumluluklar üstlenerek, alternatif satış kanallarının yapılandırılmasından sıcak satış ekiplerinin yönetimine, saha koordinasyonundan ulusal zincirlerle kurulan iş birliklerine kadar pek çok kritik fonksiyonda aktif görev aldım. Özellikle dijitalleşme, yeni kanal stratejileri, organizasyonel verimlilik ve sürdürülebilir büyüme odağında yürütülen kurumsal dönüşüm projelerine liderlik ettim. Bu süreçte hem stratejik planlama hem de uygulama aşamalarında rol alarak, kurumun ilerlemesini destekleyen çeşitli inisiyatifler hayata geçirdim. Bugün Balparmak’ın Genel Müdürü olarak, 45 yıllık bir markanın mirasını geleceğe taşırken hem güçlü değerlerimizi korumayı hem de yenilikçi bakış açısıyla dönüşümü yönetmeyi önceliklendiriyorum. Balparmak’ın sektörel liderliğini, sürekli gelişim anlayışımız ve doğallığa duyduğumuz bağlılıkla her gün daha da ileri taşıyoruz. Gücümüzü doğadan, ilhamımızı ise arıların sabırla kurduğu o mükemmel düzenden alıyoruz. İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan “İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” listesinde yer almamız, 45 yıllık emeğimizin, arıcılıkla iç içe geçen vizyonumuzun ve sürdürülebilir üretim gücümüzün doğal bir sonucudur.

Balparmak kuruluşundan bu yana nasıl gelişim gösterdi, bu süreçte Türkiye'deki arıcılık sektöründe ne gibi değişiklikler gözlemlediniz ve bu değişikliklere nasıl uyum sağladınız?

1980 yılında Özen Altıparmak’ın öncülüğünde başlayan yolculuğumuz, kuruluşumuzun 9. yılında Türkiye’nin en çok satılan bal markası oldu. 36 yıldır halen sektör liderliğimizi sürdürüyoruz. Geçtiğimiz 45 yıllık süreçte arıcılık sektöründe de birçok önemli gelişme oldu. Dikkat çeken konuların başında ise arıcılık mesleğinin yaşlanması ve balda taklit ve tağşiş yani hileli bal sorunu geliyor. Ülkemizde arıcılık bir ata yadigarıdır. Ailece yapılan arıcılık mesleğinin kuşaktan kuşağa aktarılması ve ailelerin arıcılık mesleğinden geçim sağlamaya devam etmesi mesleğin sürdürülebilirliği adına büyük önem taşıyor. Mesleğini hakkıyla yapan emektar arıcılar, piyasadaki hileli ürünlerle rekabet etmek zorunda kalıyor; bu da hem gelir kaybına hem de mesleğe olan motivasyonun azalmasına yol açıyor. Bugün arıcılık mesleği artık gençler tarafından tercih edilmiyor, meslek giderek yaşlanıyor. Biz de 2018 yılında Balparmak Arıcılık Akademisini hayata geçirerek özellikle kadın ve genç arıcıların sektöre kazandırılmasına yönelik çalışmalar başlattık. Balparmak Ar-Ge Merkezimize yaptığımız teknolojik yatırımlar ve bilim insanlarından oluşan 20 kişilik uzman kadromuz ile geliştirdiğimiz ileri metotlar sayesinde balda yapılan hileleri ileri tespit metotlarımızla 25 dakikada tespit edebiliyoruz. Ayrıca “Bu Doğallık Nereden Geliyor?” izlenebilirlik projemiz ile tüketicilerimizin doğal bala güvenle ulaşmasını sağlıyoruz. Balparmak ürünlerimizin üzerine yerleştirdiğimiz özel bir karekod sayesinde, tüketicilerimizin evine götürdüğü, sofrasına koyduğu ürünün doğal ve tüm kalite standartlarına sahip olduğunu, hangi bölgeden geldiğini ve içeriğindeki polenlerin bitki çiçek kaynağını şeffaf bir şekilde görebilmelerini sağlıyoruz. Böylece, geriye yalnızca ürünümüzü keyifle ve huzurla tüketmeleri kalıyor. Tüm bu çalışmaları, 45 yıllık sektör liderliğimizin bir gereği ve tüketicilerimize karşı duyduğumuz sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Güvenilir Gıda kapsamında hayata geçirdiğimiz bu hizmetimizi tüketici güvenini korumak için kararlılıkla sürdürüyoruz.

Balparmak, sürdürülebilirlik ve doğal kaynakların korunması konularında ne gibi uygulamalar yürütüyor? Arıcılık faaliyetlerinizin çevresel etkilerini en aza indirmek için hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?

Sürdürülebilirlik çalışmalarımıza, en temelden, yani tedarik zinciri süreçlerinden başlıyoruz. Attığımız her adımda yalnızca çevresel değil, sosyal etkileri de dikkate alarak, sektörümüzü geleceğe hazırlamayı hedefliyoruz. 2018 yılında kurduğumuz Balparmak Arıcılık Akademisi, klasik eğitim anlayışının ötesinde, sektörde kalıcı bir dönüşüm yaratma vizyonuyla hayata geçirildi. Özellikle kadınları ve gençleri arıcılık mesleğine kazandırmayı amaçlıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, bu meslek ancak kapsayıcı bir yapıyla sürdürülebilir hale gelebilir. Yapılan araştırmalar da bunu destekliyor: Kadınların tarım ve gıda üretiminde aktif rol alması, sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal anlamda da olumlu etkiler yaratıyor. Sürdürülebilirlik bizim için sadece çevre dostu olmakla sınırlı değil. Aynı zamanda kaliteyi artırmak, standartları yükseltmek ve sektöre yenilik kazandırmak anlamına geliyor. Arıcılığın sadece bal üretimiyle sınırlı kalmaması gerektiğine inanıyor, polen, propolis, arı sütü gibi katma değeri yüksek arı ürünlerinin üretimini destekleyerek hem arıcılara ek gelir fırsatı sunuyor hem de sektörel çeşitliliği artırıyoruz. Bu da arıcılığı cazip hale getirmenin yanında ülke ekonomisine de katkı sağlıyor. Arıcılık Akademisi kapsamında verdiğimiz eğitimlerle arıcıları koloni yönetimi, arı hastalıkları ve iklim kriziyle mücadele, bal arısı sağlığı ve modern arıcılık teknikleri eğitimleri gibi konularda bilinçlendiriyoruz. Balparmak olarak, tüketiciyi ve arıcıyı korumak amacıyla arı ürünlerinde yapılan her türlü sahteciliği önlemek için çalışıyor, sahip olduğumuz ileri Ar-Ge gücümüzle yenilikçi ve kapsamlı analiz yöntemleri geliştiriyoruz. Balın doğallığını ve arıcının emeğini korumak için balda yapılan her türlü sahteciliğe karşı ciddi bir mücadele veriyoruz. Tesisimize gelen balları, Türkiye’nin bal ve diğer arı ürünleri alanındaki ilk ve Avrupa’nın en kapsamlı dört eş değer laboratuvarlarından biri olan APİLAB Kalite Kontrol Laboratuvarımızda, en az 100 parametrede analiz ediyoruz. Ürün izlenebilirliği sağlayan, gıda güvenliği ve kalite standartlarını geliştiren ve inovatif çalışmaların yürütüldüğü laboratuvarımız ile sorumlu üretim süreçlerini destekliyoruz. Yalnızca doğallığından ve saflığından emin olduğumuz ürünleri Balparmak güvencesiyle ambalajlayarak BalparmakSeverlerin sofrasına sunuyoruz. Turkish Time Dergisi’nin Ar-Ge 250 Araştırması’na göre, gıda sektöründe Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan 10 markadan biri olarak, 1986’da 9 metrekarelik küçük bir laboratuvarda başlayan Ar-Ge yolculuğumuz, bugün 1.607 metrekarelik ve çoğu doktoralı 20 bilim insanının görev yaptığı ve uluslararası bilimsel platformlarda kabul gören çalışmalara imza atan bir Ar-Ge merkezine dönüştürdük. 2025 itibarıyla faaliyete geçen yeni paketleme tesisimiz, sürdürülebilir üretim (paketleme) anlayışımızın somut bir yansıması niteliğinde. Karbon ayak izimizi ölçüyor, su ve enerji verimliliğini artıracak çözümler üzerinde çalışıyoruz. Burada sadece paketleme yapmıyor, aynı zamanda çevresel sorumluluk üstleniyoruz. Doğaya daha az yük olan, kaynakları daha bilinçli kullanan bir paketleme modeli inşa ediyoruz. Dünya Arı Günü vesilesiyle, Migros ve TEMA Vakfı iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” projemiz ile çocuklarda doğa sevgisini ve arıların ekosistem üzerindeki yaşamsal rolüne dair farkındalığı artırmayı amaçladık. Proje kapsamında çocuklardan “60 bin arı gücünde olsaydın, doğayı güzelleştirmek için ne yapardın?” sorusunu resim yaparak yanıtlamalarını istedik. Bu resimler, TEMA Vakfı’na yapılan fidan bağışlarıyla birer fidana dönüşerek, geleceğe nefes olacak bir hatıra ormanı oluşturdu. Böylece çocuklara, küçük yaşta doğaya katkı sunma deneyimi yaşatmayı ve sürdürülebilirlik bilinciyle büyümelerine katkı sağlamayı hedefledik. 2026 yılının sonunda ilk Sürdürülebilirlik Raporumuzu yayımlayarak tüm çabalarımızı şeffaf bir biçimde ortaya koymayı hedefliyoruz. Bu rapor sürdürülebilirlik çalışmalarımızın bir özeti değil, aynı zamanda geleceğe dair taahhütlerimizin bir göstergesi olacak. Balparmak olarak, sürdürülebilir üretim ve tüketim ilkelerini uygulamaya geçirerek gıda güvenliği, ekolojik denge ve ekonomik sürdürülebilirlik doğrultusunda topluma ve çevreye değer katmayı amaçlıyoruz.

Ürün yelpazeniz son derece geniş, yeni ürün geliştirme süreçlerinizde hangi faktörler ön plana çıkıyor? Tüketici ihtiyaçları, pazar trendleri ve bilimsel araştırmalar bu süreçleri nasıl etkiliyor?

Bugün tüketici alışkanlıklarını ve hızla değişen yaşam tarzlarını dikkate alarak çok daha pratik, taşıması ve kullanımı kolay, israfı önleyen ambalaj çözümleri geliştiriyoruz. Çünkü artık günümüz tüketicisi eski dönemlere nazaran hayata daha fazla katılıyor, hızlı çözümler arıyor. Biz de bu yeni yaşam tarzına ayak uydurarak balı daha ulaşılabilir ve kolay tüketilebilir hale getiriyoruz. Burada yalnızca bir ambalajdan değil, bir değer yaklaşımından söz ediyoruz. Bir bal arısı, ömrü boyunca bir çay kaşığının ucu kadar bal üretebiliyor. İnsanlık tarihinden daha eski olan bu kadim ürünün hak ettiği değere ulaşması ve her damlasının korunması gerektiğine inanıyoruz. Bu bilinçle geliştirdiğimiz ambalajlar, balı boşa akıtmayan hijyenik yapısıyla kullanım kolaylığı sağlıyor. Özellikle, KatlaBalla ürünümüz ile balı tek kullanımlık pratik ambalajlarda sunarak taşınabilir ve rahat tüketim olanağı sağlıyoruz. Bir diğer yenilikçi çözümümüz olan Çıt Kapak da yine kolay taşınabilir özelliğiyle daha fazla miktardaki balı hijyenik ve pratik bir şekilde tüketme imkanı sunuyor. İyi yaşam markamız Apitera ürün ailesinde ise Ar-Ge Merkezimizde tüketici ihtiyaçlarına göre fonksiyonel çözümler sunuyoruz. Örneğin, yetişkinlere yönelik Apitera Propolisli Boğaz Spreyi'nin güçlü içeriğini koruyarak, çocukların tat hassasiyetlerine uygun yeni bir formda Apitera Propolisli Çocuk Spreyi’ni geliştirdik. Bal, propolis ve elma sirkesinin doğal koruyucu etkilerini bir araya getiren bu ürün, Avrupa’nın en gelişmiş dört eş değer bal ve arı ürünleri laboratuvarlarından biri olan ve TÜRKAK (Türkiye Akreditasyon Kurumu) tarafından akredite edilen Balparmak Ar-Ge Merkezimiz ve TÜBİTAK MAM iş birliği ile geliştirildi. Apitera Propolisli Çocuk Spreyi, propolisin bilimsel olarak kanıtlanan antiviral ve antibakteriyel özellikleriyle bağışıklık sistemini destekleyen doğal bir bileşen olarak öne çıkıyor. Serinin önemli ürünlerinden biri olan Apitera Propolisli Çocuk Spreyi, Marketing Türkiye ve YouGov iş birliğiyle gerçekleştirilen araştırmada “2024 Yılının En İnovatif Ürünü” seçildi. Ayrıca denebunu.com platformunda, 73 ilden, 1.518 anne ile gerçekleştirilen Tüketici Geribildirim Anketi sonucuna göre “deneyen her 10 anneden 9’u Apitera Propolisli Çocuk Spreyi’ni öneriyor.” İnovasyona verdiğimiz önemin somut bir göstergesi olan bu ürünlerle, geleneksel bal ve arı ürünlerini modern yaşamın ihtiyaçlarına uygun şekilde tasarlanmış yeniliklerle kazandırıyoruz. Kısacası, arının emeğini, doğanın dengesini ve sürdürülebilirliğini, bilimin gücüyle birleştirerek insan hayatına en doğru şekilde sunmaya çalışıyoruz.

Arı ürünlerinin faydaları konusunda bilimsel araştırmalar gerçekleştiriyor musunuz? Varsa, bu araştırmaların sonuçları ürün geliştirme ve pazarlama stratejilerinizi nasıl etkiliyor?

Son zamanlarda tüm dünyada bal ve katma değeri yüksek arı ürünlerine yönelik ilgi artıyor. Bal ve diğer arı ürünleri olan propolis, arı sütü ve polenin faydalarını anlamak için çok sayıda bilimsel araştırma yapılıyor ve bu alanda önemli makaleler yayımlanıyor. Balparmak olarak biz de doğanın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biri olan propolisi korumak, geliştirmek ve iyi yaşamın bir parçası olarak sürdürülebilir kılmak adına tüm bilgi birikimimizi ve teknolojik altyapımızı seferber ediyoruz. Balparmak Ar-Ge Merkezi’nde yürüttüğümüz araştırmalarda, kahverengi propolisin (karakavak) içinde, 126 farklı özellikte molekül tespit ettik. Bu kadar geniş kapsamda bir çalışma dünyada ilk kez yapıldı. Bu tespitimiz sağlıktan ilaca, gıdaya kadar birçok sektör için önemli bir gelişme sağlayacak. Ekibimiz şimdi de klinik çalışma sürecine hazırlanıyor. Tespit edilen moleküllerin hangi bileşenlerinin ne tür etki gösterdiği ise bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkacak. Propolisin DNA’sını çıkardığımız bu çalışmanın çıktılarını, Brezilya’nın Sao Paulo Eyaleti’nde düzenlenen 4. Uluslararası Propolis Konferansı’nda bilim dünyasıyla paylaştık. 24 ülkeden 54 bilimsel sunumun yapıldığı konferansta, Balparmak Ar-Ge Merkezi Analitik Ar-Ge Müdürü Dr. İsmail Emir Akyıldız’ın gerçekleştirdiği sunum, diğer 54 sunumu geride bırakarak, dünyada propolis konusunda en fazla bilimsel yayına sahip olan Brezilya Sao Paulo Üniversitesi tarafından “Propolis Alanında En Başarılı Bilimsel Çalışma” ödülüne layık görüldü. Bu ödül Balparmak’ın bilimsel yetkinliğini ve inovasyona verdiği önemi uluslararası düzeyde teyit eden önemli bir göstergedir. Aynı zamanda Türkiye’nin propolis alanındaki küresel rekabet gücünü artırma hedefimize de katkı sağlamaktadır. Ülkemizin bu alanda daha güçlü bir konuma gelmesi için çalışmalarımızı sürdürürken arıcılık yapan üreticilerimizi uluslararası standartlara uygun üretime teşvik ederek, sektörde sürdürülebilir büyümeyi desteklemeye devam edeceğiz.

Balparmak, Türkiye'deki arıcılık sektörünün gelişimine nasıl katkıda bulunuyor? Arıcılara yönelik eğitim programları, teknik destek veya diğer destekleyici faaliyetleriniz nelerdir?

Balparmak olarak arıcılığa yalnızca bir üretim faaliyeti değil, aynı zamanda ekolojik dengeyi koruyan, toplumsal fayda üreten ve sürdürülebilir kalkınmaya hizmet eden stratejik bir alan olarak görüyoruz. Bu vizyonla, Türkiye’deki arıcılık sektörünü güçlendirmek amacıyla bilimsel temellere dayanan, çok yönlü ve kapsayıcı bir destek modeli oluşturduk. 2018 yılında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) desteğiyle hayata geçirdiğimiz Balparmak Arıcılık Akademisi ile sektöre sadece bal üreten değil; donanımlı, bilinçli ve bilgiyle güçlenmiş arıcılar kazandırmayı hedefliyoruz. Bugüne kadar 7 bini aşkın arıcıya ulaştık ve 2025 yılında da yüz yüze eğitimlerimize devam ediyoruz. Eğitimlerimizde; arı biyolojisi ve koloni yönetiminden arı hastalıkları ve tedavi yöntemlerine, ana arı üretiminden katma değerli ürünler olan arı sütü, polen ve propolis üretimine, yasal düzenlemelerden tağşiş ve sahteciliğe karşı farkındalığa kadar çeşitli konular ele alınıyor. Bu akademik çerçevenin ötesinde, özellikle kadınların ve gençlerin sektöre kazandırılması için özel programlar da yürütüyoruz. Çünkü arıcılık mesleğinin geleceği, yalnızca bugünü değil, yarını da içine alan kapsayıcı bir anlayışla şekillenmeli. Balparmak olarak bir bal arısının ömrü boyunca ürettiği bir çay kaşığının ucu kadar olan balın ne kadar kıymetli olduğunu biliyor, doğal balı, israfı önleyen ambalajlarla koruyarak tüketiciyle buluşturuyoruz. Türkiye’nin en değerli doğal ürünlerinden biri olan çam balının korunması ve dünyaya tanıtılması da öncelikli hedeflerimiz arasında. Dünya çam balı toplam rekoltesinin yüzde 92’si Türkiye’de gerçekleşiyor ve biz bu değerli ürünün “coğrafi işaret" tescilinde aktif rol oynadık. Gıda ve Tarım Örgütü (Food and Agriculture Organization, FAO) öncülüğünde yürütülen coğrafi işaret sürecine önemli katkılar sağlarken, Ar-Ge merkezimiz bünyesinde çam balının fonksiyonel özelliklerini bilimsel olarak ortaya koyuyoruz. Bu çalışmalar yalnızca yurt içinde değil, uluslararası alanda da takdir görüyor. Balparmak Ar-Ge Merkezimizde gerçekleşen çalışmalar neticesinde, Türk çam balına özel geliştirdiğimiz yeni C4 analiz yöntemiyle sektörde önemli bir ilke imza attık. Çiçek balıyla aynı şekilde analiz edilemeyen çam balı için geliştirilen bu yeni yöntem, uluslararası hakemli dergilerde yayımlandı, Avrupa laboratuvarları tarafından kabul gördü ve Balparmak girişimiyle TSE standartlarına dahil edilerek tescillendi. Bu bilimsel başarı, Türkiye’nin çam balı ihracatını yaklaşık yüzde 30 artırma potansiyeli taşıyor. Yaptığımız işi, ticari bir faaliyet olmanın ötesinde sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Sonuç olarak, biz arıcılık mesleğinin yalnızca geçmişini değil, geleceğine de yatırım yapıyoruz. Hem arıcılarımızı güçlendiriyor hem de tüketiciye doğal ve güvenilir balı ulaştırmanın garantisini veriyoruz.

Gelecekteki hedefleriniz nelerdir, şirketin büyüme stratejileri, yeni pazarlara açılma planları ve arı ürünleri sektöründeki vizyonu hakkında bilgi verebilir misiniz?

Balparmak olarak, Türkiye’nin lider doğal bal markasıyız.* Dünya genelinde arı ürünleri kategorisinde ilk 10 marka arasında yer alıyor, global ölçekte bu alanda referans kabul edilen bir kurum olarak sektöre yön veriyoruz. Öyle ki, sektöre analiz metodu ihraç eder konuma gelmiş bulunuyoruz. Bilime ve inovasyona verdiğimiz önemin bir göstergesi olarak, Ar-Ge merkezimize bugüne dek 10 milyon doların üzerinde yatırım yaptık. Yaptığımız iş tamamen doğanın mucizesi olan doğal arı ürünlerini bilimin ışığında ve etik değerler doğrultusunda seçmeyi kapsıyor. Sürekliliği olan bu iş modelimizle, organizasyonel ve kültürel anlamda da köklü ve sürdürülebilir bir kurum olma vizyonuyla hareket ediyoruz. Doğadan arıya, arıcıya uzanan emeğin bilinciyle; israfı önleyen inovatif ambalajlarımız ise bu kapsamdaki vizyonumuzun bir diğer somut yansıması. Bugün itibarıyla Amerika’dan Avustralya’ya, Kanada’dan Hong Kong’a uzanan geniş bir coğrafyada Türk balını temsil ediyoruz. Bugüne kadar 43 ülkede, özerk ve serbest bölgede aktif şekilde yer alıyor; her biri için kalıcı stratejiler geliştirerek güçlü temeller atıyoruz. Yeni pazarlara açılırken yalnızca varlık göstermekle kalmıyor, doğal balın kahvaltılık bir ürün olmasının ötesine geçiyoruz. Ülkelerin mutfak kültüründe daha geniş bir okazyonla yer alıyoruz. Balparmak olarak hedefimiz; balın yanı sıra fonksiyonel faydaya sahip katma değerli arı ürünlerimizle daha fazla ülkeye ulaşmanın ötesinde, kalıcı stratejilerle Türk arı ürünlerinin kalitesini, çeşitliliğini ve doğallığını hak ettiği konuma taşımak. Bu değerleri Balparmak markasıyla dünyaya tanıtmak ve ülkemizin arı ürünleri alanındaki global marka değerini artırmaktır.

*Türkiye pazarı toplam bal kategorisi 2024 Nielsen Raporuna göre Ciro (TL) bazında


Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın sayılı bal markaları arasında yer alan Balparmak, yarım asırdır arıların ve doğanın mucizevi armağanı olan arı ürünlerinin korunması ve doğal haliyle sofralara ulaşması için çalışıyor. Balparmak Ar-Ge Merkezi’nin, arı ürünlerine ve arıya yönelik araştırmaları, dünya çapında ilgi görüyor.

Hiçbir dış müdahaleye maruz kalmadığı sürece binlerce yıl doğallığını kaybetmeden kalabilen bal, doğanın ve arıların ortak mucizesidir. Arılar, on binlerce yıldır aynı yöntemlerle bal üretirken; bu doğal ürün, antik çağlardan beri insanlık tarafından kıymetle saklanıyor. Mısır piramitlerinde, M.Ö. dönemine tarihlenen ve Tutankhamun’un mezarında arkeologlar tarafından keşfedilen kapalı bal küpleri, bu doğal döngünün en eski kanıtlarını bizlere sunuyor. İçinde doğal olarak bulunan enzimler ve bileşenler sayesinde bal, binlerce yıl geçmesine rağmen bozulmadan korunmuştu. Bu olağanüstü durum, balın zamanın etkisinden bağımsız bir besin olarak da var olabileceğini ortaya koydu. O nedenle arı varlığının korunması ve balın en doğal haliyle kalması için hem arıcıya hem sanayiciye hem de tüketiciye önemli görevler düşüyor.

45 yıldır balın ve arıların korunması için çalışıyor

Yarım asırdır arıların ve doğanın mucizevi armağanı olan balın korunması ve doğal haliyle kovandan sofralara ulaşması için çalışan Balparmak, Ar-Ge Merkezi’nde gerçekleştirdiği bilimsel çalışmalarla sektöre öncülük ediyor. Balı çoğaltmak veya taklit etmek amacıyla yapılan hileleri-sahtecilikleri önlemek amacıyla geliştirdiği ileri tespit metotlarıyla uluslararası arenada adından söz ettiren Balparmak Ar-Ge Merkezi, balın yanı sıra propolis, arısütü ve arı poleni gibi katma değerli diğer arı ürünlerinin de insanlığa sunulması için pek çok ilke imza atmış bir bilim merkezi… Bugün yalnızca balın değil, tüm arı ürünlerinin sürdürülebilirlik ve fayda ekseninde değerlendirilmesine katkı sunarak bu alandaki sorumluluğunu kararlılıkla sürdürüyor.Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak, “45 yıldır sektöre emek veren bir marka olarak, doğal balın hikâyesinin nesiller boyu sürmesi için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Balparmak Ar-Ge Merkezi’nin her detayı, kalite, güven ve doğallık vizyonunun bir yansıması” diyor.

Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan 10 şirketten biri

Turkish Time Dergisi’nin Ar-Ge 250 araştırmasına göre, gıda sektöründe Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan 10 markadan biri olan Balparmak, 1986’da 9 metrekarelik bir odada başlayan laboratuvar serüvenini, bugün 1607 metrekarelik ve çoğu doktoralı 20 bilim insanının görev yaptığı uluslararası bir Ar-Ge merkezine dönüştürdü.
Avrupa’nın en kapsamlı dört eş değer laboratuvarlarından biri olan Balparmak Ar-Ge Merkezi’nin balda yapılan sahteciliklerin önüne geçmek için geliştirdiği uluslararası geçerliliğe sahip ileri tespit metotları ise merkezin dünya çapında adının duyulmasını sağladı. Son olarak Romanya’da düzenlenen 6. Uluslararası Arı Ürünleri Kongresi’nde tanıtılan ve hileli balı 25 dakikada tespit edebilen analiz yöntemi sayesinde Balparmak, Uluslararası Bal İhtisas Komisyonu “Arı Ürünlerinin Aslına Uygunluğu ve Kompozisyonlarının Belirlenmesi” çalışma grubunun liderliği konumuna getirilmiştir.

Bal sektörünün lideri Balparmak, İSO ikinci 500 listesinde yerini aldı!

Balparmak Genel Müdür’ü Ulaş Altıparmak: “Balparmak olarak 45 yıldır doğadan ilham alıyor, bilimin gücüyle ilerliyoruz. İSO’nun en büyük sanayi kuruluşları arasında yer almamız, 45 yıllık emeğimizin; arıcılıkla iç içe geçen vizyonumuzun ve sürdürülebilir üretim gücümüzün doğal bir sonucudur. Türkiye’nin çam balı ihracatını yüzde 30 artırma potansiyeline sahip ileri analiz metodunu geliştiren, arı ürünlerini 43 ülkeye taşıyan bir marka olarak, bu başarının yalnızca bir finansal sıralama değil; sürdürülebilirlik, bilim, ihracat ve tarımsal kalkınma değerlerinin iç içe geçtiği bir marka yolculuğu olduğuna inanıyoruz.”

Doğal bal ve Türk çam balı için küresel referans noktası

Balparmak Ar-Ge Merkezi, Türk çam balına özel geliştirdiği yeni C4 analiz yöntemiyle sektörde önemli bir ilke imza attı. Çiçek balıyla aynı şekilde analiz edilemeyen çam balı için geliştirilen bu yeni yöntem, uluslararası hakemli dergilerde yayımlandı, Avrupa laboratuvarları tarafından kabul gördü ve Balparmak girişimiyle TSE standartlarına dahil edilerek tescillendi. Bu bilimsel başarı, Türkiye’nin çam balı ihracatını yaklaşık yüzde 30 artırma potansiyeli taşıyor. Balparmak, Türk balının küresel yolculuğuna öncülük etmeyi sürdürüyor.

Balparmak’ın Propolis çalışmalarına uluslararası ödül!

Balparmak Ar-Ge Merkezi, propolis üzerine gerçekleştirdiği bilimsel çalışmalarla önemli bir başarıya daha imza attı. Arılar tarafından üretilen Türkiye’ye özgü kahverengi (karakavak) propoliste 126 yeni molekül tespit eden merkez, bu kapsamlı çalışmasıyla Brezilya’da düzenlenen 4. Uluslararası Propolis Konferansı’nda “Propolis Alanında En Başarılı Bilimsel Çalışma” ödülünü kazandı. Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, bu çalışmanın sağlık, ilaç ve gıda sektörleri için önemli bir gelişme olduğunu belirterek, klinik çalışmalara geçileceğini ifade etti. Balparmak Genel Müdür’ü Ulaş Altıparmak ise Balparmak’ın inovasyonu ve bilimi merkezine alan bir araştırma merkezi olduğunu vurgulayarak, yerli propolisle üretilen yenilikçi ürünleriyle Türkiye’nin küresel pazarda güçlenmesine katkı sağlayacaklarını ifade etti.

İnovasyonla geleceğe yön veriyoruz

Balparmak Ar-Ge Merkezi’nin bir diğer öne çıkan yönü ise, arısütü, arı poleni ve propolis gibi diğer arı ürünlerinin insanlığın kullanımına sunulması olduğunu vurgulayan Altıparmak, şöyle devam etti: “Ar-Ge Merkezimizde tüketicilerimizin değişen ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, yenilikçi ürünler sunuyoruz. Doğal ve fonksiyonel ürünlere olan talep doğrultusunda geliştirdiğimiz Apitera serisi, doğal bal, propolis, arı poleni ve arı sütü gibi arı ürünlerinin zenginleştirilmiş formülleriyle öne çıkıyor.” Serinin önemli ürünlerinden biri olan Apitera Propolisli Çocuk Spreyi ise, Marketing Türkiye ve YouGov iş birliğiyle gerçekleştirilen araştırmada “2024 Yılının En İnovatif Ürünü” seçildi. Ayrıca denebunu.com platformunda, 73 ilden, 1518 anne ile gerçekleştirilen Tüketici Geribildirim Anketi sonucuna göre de deneyen her 10 anneden 9’u Apitera Propolisli Çocuk Spreyini öneriyor. Bu başarılar hem bilimsel bakış açımızın hem de inovasyona verdiğimiz önemin somut bir göstergesi oldu.


Türk Çam Balı’nın Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenmesiyle değeri belgelendi ve Türk balının tüm dünyada hak ettiği değere ulaşması için önemli bir adım atılmış oldu. Bu, sorumluluğu paylaşan kurum ve paydaşların ortak emeğiyle elde edilmiş önemli bir kazanımdır. Türkiye’nin lider doğal bal markası* Balparmak olarak, bu değerli sürecin bir parçası olmaktan gurur duyuyor; ülkemizin bu kıymetli balının yerel kimliğinin korunmasını sağlayan çalışmalara katkı sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

Ülkemize özgü bir salgı balı türü olan çam balı, dünyadaki toplam rekoltenin yaklaşık %92’siyle Ege kıyılarındaki kızılçam ormanlarında, Anadolu bal arısı tarafından üretiliyor. Hem üretim hacmi hem de ticari katkısı açısından Türkiye’nin en önemli arı ürünlerinden biri olan çam balı, ihracatta da öne çıkan bal çeşitleri arasında yer alıyor.

Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak, Türk Çam Balı’nın coğrafi işaretle tescillenme sürecini şu sözlerle değerlendirdi: “Tarım ve Orman Bakanlığı Menemen Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün öncülüğünde yürütülen bu önemli süreçte; projeyi hazırlayan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) yetkilileri ile süreci yürüten Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sertaç Dokuzlu’nun katkıları, Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) ve sektör paydaşlarının emeğiyle güçlü bir iş birliği modeli ortaya kondu. Biz de Türkiye’nin lider doğal bal markası* Balparmak olarak, bilimsel altyapımız, Ar-Ge Merkezimiz ve uzmanlık alanlarımızla bu sürece destek sunmaktan ve ülkemizin değerli bir arı ürününün korunmasına katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana arı ürünleri sektörünün gelişimine katkı sunmak, arıcılığın sürdürülebilirliğini desteklemek ve Türk balının küresel pazarda hak ettiği değere ulaşması için çalışıyoruz. Bu yaklaşımı yalnızca bir ticari hedef değil; ülkemize, doğaya ve tüm sektör paydaşlarımıza karşı taşıdığımız sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Türk balının doğallığını, güvenilirliğini ve rekabet gücünü artırmak için bilim temelli çalışmalar yürütmeye; sektöre uzun vadeli değer katacak çözümler üretmeye aynı kararlılıkla devam edeceğiz.”

Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlıkonuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Üretiminin %92’si Ege kıyılarındaki kızılçam ormanlarında gerçekleştirilen Türk Çam Balı, ülkemize özgü bir değer olarak dünya çapında daha fazla tanınmayı hak ediyor. Sektörün bir paydaşı olarak uzun süredir bu hedef doğrultusunda bilimsel temelli çalışmalar yürütüyoruz. FAO ve EBRD iş birliğinde, çok paydaşlı bir yapıyla yürütülen başvuru süreci sonucunda alınan coğrafi işaret, ortak çabaların anlamlı bir çıktısı oldu. Bu sürece bilimsel bir bakış açısıyla katkı sunmaktan ve paydaşlarımızla birlikte ilerlemekten büyük mutluluk duyuyoruz.”
*Türkiye pazarı toplam bal kategorisi 2024 Nielsen Raporuna göre Ciro (TL) bazında

Balparmak Hakkında:

Tüketicisine sunduğu kalite standardı ile farklılaşan, balın ve arı ürünlerinin doğallığını koruyarak hak ettiği en yüksek değere çıkarmak misyonuyla çalışan Balparmak, bu anlamda sektörün öncülüğünü üstleniyor. Gıda güvenliği konusunda uluslararası standartlara göre çalışan Balparmak, FSSC 22000 (FoodSafetySystemCertification) ve BRCGS (British RetailConsortium Global Standarts) gibi uluslararası gıda güvenliği sistemleri sertifikalarına da sahip. Türkiye’nin bal ve diğer arı ürünleri alanındaki ilk, gıda alanında 8’inci Ar-Ge Merkezi’ne sahip olan Balparmak; TÜRKAK tarafından akredite olan Bal ve Diğer Arı Ürünleri Araştırma ve Kalite Kontrol Laboratuvarı sayesinde, tüketicilerine sunduğu ürünlerini en az 100 parametrede analiz ediyor. www. balparmak.com.tr


Kurulduğu günden bu yana 7 bini aşkın arıcıya ulaşan Balparmak Arıcılık Akademisi, 20 kişilik Ar-Ge uzman ekibiyle İstanbul Aydos Ormanı’ndaki arıcılık faaliyetlerini yerinde inceledi. İstanbul İli Arı Yetiştiricileri Birliği’nin davetiyle gerçekleştirilen ziyarette, kadın arıcıların arı sütü üretimindeki başarılı uygulamaları gözlemlendi.

Türkiye’nin lider doğal bal markası* Balparmak tarafından 2018 yılında kurulan Balparmak Arıcılık Akademisi, bugüne kadar 7 bini aşkın arıcıya ulaşarak; arı sütü başta olmak üzere bal, polen ve propolis gibi katma değeri yüksek arı ürünlerinin hijyenik ve verimli üretimi konusunda kapsamlı eğitimler verdi. Akademi, özellikle kadınların ve gençlerin sektöre kazandırılmasını hedefleyen, sürekli öğrenmeye dayalı yapısıyla mesleğin gelişimini ve sürdürülebilirliğini sağlamak için çalışıyor.

Bu vizyon doğrultusunda İstanbul Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Onur Çilenk’in özel davetiyle İstanbul Aydos Ormanı’na yapılan ziyaret, Balparmak’ın Arıcılık Akademisi kapsamında saha ile kurduğu karşılıklı öğrenmeye dayalı yapının güçlü bir örneğini oluşturdu. Balparmak Ar-Ge uzmanlarının yer aldığı buluşma, sahadaki üretim deneyimlerinin teknik bilgiyle harmanlanmasına katkı sundu. Bu gözlemler sırasında paylaşılan veriler arasında, kadın arıcıların benzersiz bir başarıyla yaklaşık iki ayda elde ettiği 10 kilogramlık arı sütü üretimi dikkat çekti. Sabır, titizlik ve uzmanlık gerektiren bu yüksek verim, kadın elinin önemini net biçimde ortaya koydu.

“Doğru bilgiyle beslenen üretim, sektörel başarıyı getirir”

İstanbul Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Onur Çilenk, saha ziyaretinde yaptığı değerlendirmede, “Her mesleğin bir akademik yönü vardır; arıcılık da ciddi bilgi ve deneyim gerektiren bir meslek. Özellikle ilkbahar aylarında kolonilere yapılan bilinçli ve planlı beslemeler, sezonun üretkenliğini belirleyen en kritik adımlardan biridir. Arı sütü gibi yüksek katma değerli ürünlerde başarı, ancak bilgiyle donatılmış ve teknik açıdan doğru planlanmış üretim süreçleriyle mümkün.” şeklinde konuştu.

“Arıcılık Akademisi kadın emeğiyle yüksek katma değerli üretimi mümkün kılıyor”

Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı arı sütünün önemini şu sözlerle ifade etti: “Arı sütü sağlıktan kozmetiğe pek çok alanda ihracat potansiyeli olan ve katma değeri yüksek bir ürün. Ancak bu ürünün üretimi uzmanlık, sabır ve hijyen gerektiriyor. Balparmak Arıcılık Akademisi olarak, kadınları mesleki bilgi ve becerileri açısından güçlendirmek amacıyla yola çıktık. Hassas el işçiliği gerektiren arı sütü üretiminde kadın emeği büyük önem taşıyor. Özellikle sabır gerektiren bu süreçte, kadınlarımızın yetenekleri sektörde gözle görülür bir fark yaratıyor. Kadınlar bu sayede hem hane ekonomisine hem de ülke ihracatına önemli katkı sağlayabilirler.”

Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak, Arıcılık Akademisi’nin sektöre sağladığı katkıya ilişkin şunları ekledi: “Eğitimlerimizle, kadınların ve gençlerin bu üretimi doğru tekniklerle yapmalarını destekliyor, Türkiye’yi arı sütü üretiminde dünya pazarında öne çıkarmayı hedefliyoruz. Ülkemizde bu alanda önemli bir iş gücü açığı ve kalkınma potansiyeli bulunuyor; biz bu potansiyeli değerlendirmek isteyen kadınlarımıza açık bir çağrıda bulunuyoruz. Bu yolda birlikte yürüdüğümüz ve değerli katkılarıyla yanımızda olan İstanbul Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sayın Onur Çilenk’e de ayrıca teşekkür ederiz.”

“Oya gibi işlenen emek, arı sütünde verime dönüşüyor”

Saha ziyaretinin en dikkat çekici hikâyesi ise, Ayşe Akkaya’dan geldi. Yıldız Teknik Üniversitesi'nde Atom ve Moleküler Fizik ile İş Sağlığı ve Güvenliği alanlarında çift yüksek lisansı bulunan Akkaya, arıcılık mesleğine başlama hikayesini şöyle anlattı: “İkinci çocuğumun doğumu için bir süre yurt dışında bulundum. Türkiye’ye döndüğümde ise çocuklarıma daha fazla zaman ayırmak istediğime karar verdim ve bu nedenle kurumsal iş hayatıma ara verdim. Bu süreçte annem ve teyzemin arıcılıkla ilgilenmeye başladığını öğrendim. Başlangıçta onlara sadece destek oluyordum. Ancak zamanla arıcılığın doğayla iç içe, üretime dayalı yapısı beni derinden etkiledi ve bu işe başlamaya karar verdim. Özellikle teyzem, benim için çok güçlü bir rol model oldu. Tecrübesi, disiplini ve sabrıyla bana yol gösterdi. Bugün ailemle birlikte İstanbul Aydos Ormanı’ndaki arılığımızda aktif olarak arıcılık yapıyor, özellikle arı sütü üretimine odaklanıyorum.”

Bal üretimi ile arı sütü üretimi arasında önemli farklar olduğunu vurgulayan Akkaya, süreci şöyle anlatıyor:

“Bal daha sabit ve kontrollü bir süreç. Ama arı sütü çok daha yoğun bir dikkat, sabır ve el becerisi gerektiriyor. Hijyen kurallarına sıkı sıkıya uymanız şart. Arı sütü üretimi arıyla birlikte anbean çalışmayı gerektiren bir disiplin. Özellikle larva transferi, adeta oya işler gibi tane tane yapılan bir işlem... Başta arılardan korkuyordum şimdi ise bu meslekten vazgeçemem diyorum.” Ayşe Akkaya’nın üretim yolculuğu, yalnızca kendi yaşamında bir dönüşüm yaratmakla kalmadı; arıcılığa adım atmak isteyen pek çok kadın için de ilham verici bir örneğe dönüştü. Akademik ve kurumsal geçmişi olan bir kadının arıcılıkla yeni bir profesyonel kimlik kazanması, bu mesleğe mesafeli duran birçok kadın için başlanabilir, öğrenilebilir ve sürdürülebilir bir üretim alanı olduğunun güçlü bir göstergesi oldu.
*Türkiye pazarı toplam bal kategorisi 2024 Nielsen Raporuna göre Ciro (TL) bazında

Balparmak Arıcılık Akademisi Hakkında:

Arıcılık, doğa için taşıdığı büyük önemin yanı sıra, binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan kadim bir meslektir. Ancak, yaş ortalamasının 50’nin üzerine çıkması ve yeni nesillerin arıcılık mesleğine olan ilgisinin azalması, bu mesleğin geleceğini tehdit etmektedir. Bu kritik sorunu ele almak ve arıcılığın sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, Balparmak Arıcılık Akademisi 2018 yılında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) da katkılarıyla Balparmak tarafından, Muğla’nın Ula ilçesinde kurulmuştur.

Balparmak Arıcılık Akademisi’nin temel hedefi, gençleri ve özellikle kadınları bu mesleğe kazandırmak, balın yanı sıra arı sütü, polen ve propolis gibi katma değerli ürünlerin kaliteli ve verimli üretimini artırmaktır. Akademi, bugüne kadar 7000’den fazla arıcıya ulaşmayı başarmış ve arıcılık sektöründe fark yaratacak pek çok eğitim programı düzenlemiştir. Eğitimlerde; arı yaşamı ve biyolojisi, koloni bakımı ve yönetimi, arı hastalıkları, ana arı üretimi, arı ürünleri üretimi, arıcılık ekipmanları, regülasyonlar ve nektarlı bitkiler gibi konular ele alınmaktadır. Modern arıcılık teknikleri ve bilimsel temeller ışığında daha kaliteli ve verimli üretim yapma yöntemleri öğretilmekte, sektörde karşılaşılan sorunlara çözüm sunulmaktadır. Geçmiş yıllarda Muğla Halk Eğitim iş birliği kapsamında verilen eğitimlerde MEB onaylı sertifikalar ile tamamlanmıştır.

Balparmak Arıcılık Akademisi, sunduğu eğitim programları ve yenilikçi uygulamalarıyla arıcılık mesleğinin geleceğini güvence altına almayı hedeflemektedir. Arıcılık sektöründe kaliteli ve verimli üretimin sağlanması, yeni nesillerin bu mesleğe kazandırılması ve kadınların sektördeki varlığının artırılması sayesinde arıcılık hem ekonomik hem de ekolojik anlamda daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşacaktır.


Türkiye’de 45 yıldır doğal balın adı olan Balparmak, doğanın mucizesiyle bilimin gücünü buluşturduğu yolculuğunda başarılarını istikrarla sürdürüyor. İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) açıkladığı “İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” listesinde yer alan Balparmak, bal ve arı ürünleri alanındaki öncülüğünü sanayi gücüyle de pekiştirmiş oldu.

45 yıl önce doğal balı hakkettiği değere ulaştıran bir marka yaratma vizyonuyla yola çıkan Balparmak, güçlü Ar-Ge yatırımlarıyla geliştirdiği ileri analiz metotlarıyla tescillediği güvenilir ve doğal balın sofralara sunulmasını bir standart haline getirerek sektördeki birçok ilke öncülük etti. Bugün Türkiye’de doğal bal denildiğinde akla gelen ilk isim olan Balparmak, yalnızca sofraların değil, sanayinin de devleri arasında yerini alıyor. İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan “İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” listesinde yer alan Balparmak (Altıparmak Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.), hem ekonomik hem de sektörel büyümesini tescilledi.

Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Balparmak olarak 45 yıldır doğadan ilham alıyor, bilimin gücüyle ilerliyoruz. İSO’nun belirlediği Türkiye’nin büyük sanayi kuruluşları arasında yer almamız, 45 yıllık emeğimizin; arıcılık mesleği ile iç içe geçen vizyonumuzun ve sürdürülebilir üretim gücümüzün doğal bir sonucudur. Bugün Türkiye’nin çam balı ihracatını yüzde 30 artırma potansiyeline sahip ileri analiz metodunu geliştiren, ürünlerini 43 farklı ülkenin sofralarına taşıyan bir marka olarak, bu başarının bir finansal sıralamadan öte; sürdürülebilirlik, bilim, ihracat, kalite, tarımsal kalkınma ve Balparmak Severler olarak isimlendirdiğimiz tüketicilerimizle aramızdaki güçlü bağın kesişiminde doğan bir marka yolculuğu olduğuna inanıyoruz.”

Balparmak Mali İşler Direktörü Kerem Ekinci ise şirketin İSO İkinci 500 listesinde yer almasının; güncel teknolojilerle desteklenen güçlü finansal altyapısı, sürdürülebilirlik odağı ve veriye dayalı yönetim yaklaşımı sayesinde kurumsal düzeyde yarattığı değerin somut bir göstergesi olduğunu vurguladı. Ekinci açıklamasında, “Etkin kaynak kullanımı, finansal disiplin ve uzun vadeli bakış açımızla büyümeyi yalnızca sayısal verilerle değil, yapısal ve kültürel bir dönüşümle birlikte sürdürüyoruz.” dedi.

Türkiye’den dünyaya uzanan doğal bir başarı öyküsü

Türk Çam Balı başta olmak üzere, Türkiye’nin bal ve arı ürünlerini dünyaya tanıtan Balparmak, bugün Almanya’dan Amerika’ya kadar 43 farklı ülkeye ihracat yapıyor. Bu ihracat başarısı, ürünlerinin kalite değerinin yanı sıra, Balparmak’ın Türkiye’yi uluslararası arenada güçlü temsilinin de somut bir göstergesi.

Balparmak’ın bu başarısının arkasında, doğanın mucizesi, arıların emeği ve bilimin gücünü bir araya getiren bir yaklaşım var. Türkiye’de arı ürünleri alanında öncü olan Balparmak Ar-Ge Merkezi’nin katkısı da oldukça büyük. Arı ürünleri konusunda dünyanın sayılı bilim merkezlerinden biri olarak kabul edilen merkezde, uluslararası başarılara imza atılıyor. Her kavanoz balın doğallığı ve saflığı ileri analizlerle belgeleniyor ve sofralara güvenle ulaştırılıyor. Balparmak aynı zamanda, Balparmak Arıcılık Akademisi aracılığıyla arıcılık mesleğinin gelişimine ve sürdürülebilirliğine doğrudan katkı sağlıyor. Arıcılığı daha verimli ve sürdürülebilir hale getiren bu yapı, yalnızca üreticiyi değil, içinde yaşanılan doğayı da gözeten bir yaklaşım benimsiyor. Arıcılara verilen akademik düzeydeki eğitimler uzun vadeli bir değer zinciri oluşturulurken, ekosistemin korunmasına da hizmet ediliyor.

Balparmak Hakkında:

Tüketicisine sunduğu kalite standardı ile farklılaşan, balın ve arı ürünlerinin doğallığını koruyarak hak ettiği en yüksek değere çıkarmak misyonuyla çalışan Balparmak, bu anlamda sektörün öncülüğünü üstleniyor. Gıda güvenliği konusunda uluslararası standartlara göre çalışan Balparmak, FSSC 22000 (FoodSafetySystemCertification) ve BRCGS (British RetailConsortium Global Standarts) gibi uluslararası gıda güvenliği sistemleri sertifikalarına da sahip. Türkiye’nin bal ve diğer arı ürünleri alanındaki ilk, gıda alanında 8’inci AR-GE Merkezi’ne sahip olan Balparmak; TÜRKAK tarafından akredite olan Bal ve Diğer Arı Ürünleri Araştırma ve Kalite Kontrol Laboratuvarı sayesinde, tüketicilerine sunduğu ürünlerini en az 100 parametrede analiz ediyor.


Balparmak AR-GE Merkezi Dünya Arıcılık Sektörüne yön veriyor

Yarım asırdır arıların ve doğanın mucizevi armağanı olan balın korunması ve doğal haliyle sofralara ulaşması için çalışan Balparmak, AR-GE Merkezi’nde gerçekleştirdiği bilimsel araştırmalarla arı ürünleri sektörüne öncülük ediyor. Taklit ve tağşiş sorununu önlemek amacıyla geliştirdiği tespit metotlarıyla uluslararası arenada adından söz ettiren Balparmak AR-GE Merkezi, fonksiyonel faydaya sahip tüm arı ürünlerinin hakkettiği değere taşınması ve insanlığın faydasına sunulması için pek çok ilke imza atmış bir bilim merkezi.

Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak, “45 yıldır sektöre emek veren bir marka olarak, doğanın mucizesi, arıların emeği ve arıcıların fedakarlığıyla süren bu doğal iş birliğini korumanın ve gelecek nesillere taşımanın sorumluluğu ile hareket ediyor, bu amaç için dünya çapında önem taşıyan bilimsel çalışmalar hayata geçiriyoruz” diyor.

Doğanın en mucizevi ürünlerinden biri bal. Hiçbir dış müdahaleye maruz kalmadığı sürece binlerce yıl doğallığını kaybetmeden kalabilen bu gıda maddesi, hiç kuşkusuz kendisi kadar mucizevi bir canlı olan arılar tarafından on binlerce yıldır aynı yöntemlerle üretiliyor. Mısır piramitlerinde, milattan öncesindeki döneme tarihlenen ve Mısır Firavunu Tutankhamun’un mezarında bulunan bal küpleri, bu doğal döngünün en eski kanıtlarını bizlere sunuyor. Balın içinde doğal olarak bulunan enzimler ve bileşenler onu yüzyıllarca koruyabildi. Bu olağanüstü durum, balın zamanın etkisinden bağımsız bir besin olarak da var olabileceğini ortaya koydu. O nedenle arıların yaşaması ve balın en doğal haliyle kalması için hem arıcıya hem sanayiciye hem de tüketiciye önemli görevler düşüyor.

45 yıldır doğal balın, arıcılığın ve arıların korunması için çalışıyor

Yarım asırdır arıların ve doğanın mucizevi armağanı olan doğal balın korunması ve doğal haliyle kovandan sofralara ulaşması için çalışan Balparmak, AR-GE Merkezi’nde gerçekleştirdiği bilimsel araştırmalarla da sektöre öncülük ediyor. Baldaki hile ve sahteciliği önlemek amacıyla geliştirdiği metotlarla uluslararası arenada adından söz ettiren Balparmak AR-GE Merkezi, diğer arı ürünlerinin de insanlığın faydasına sunulması için pek çok ilke imza atmış bir bilim merkezi… Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak, “45 yıldır sektöre emek veren bir marka olarak, doğanın mucizesi, arıların emeği ve arıcıların fedakarlığıyla süren bu doğal iş birliğini korumanın sorumluluğu ile hareket ediyoruz” diyor.

Turkish Time Dergisi’nin AR-GE 250 araştırmasına göre, Türkiye’de gıda şirketleri arasında AR-GE’ye en çok yatırım yapan 10 markadan biri olan Balparmak, 1986 yılında bir kişi ile 9 metrekarelik bir odada kurduğu laboratuvarını bugün, çoğu doktoralı 20 bilim insanının uluslararası seviyede buluşlar gerçekleştirdiği 10 milyon dolarlık teknolojik altyapıyla 1607 metrekarelik kapalı alana sahip kapsamlı bir merkez haline getirmeyi başardı.

Bugün Avrupa’nın en kapsamlı dört eşdeğer laboratuvarlarından biri olan Balparmak AR-GE Merkezi’nin balda yapılan sahteciliklerin önüne geçmek için geliştirdiği uluslararası geçerliliğe sahip ileri tespit metotları ise merkezin dünya çapında adının duyulmasını sağladı. Geçtiğimiz yıl Romanya’da düzenlenen 6. Uluslararası Arı Ürünleri Kongresi’nde bal ve diğer arı ürünlerinde taklit - tağşişin belirlenmesine yönelik geliştirdiği metotları açıklayan ve hileli balı 25 dakikada tespit edebilen analiz yöntemi sayesinde Balparmak, Uluslararası Bal İhtisas Komisyonu “Arı Ürünlerinin Aslına Uygunluğu ve Kompozisyonlarının Belirlenmesi” çalışma grubunun liderliği konumuna getirilmiştir.

Balın rengine, kokusuna ya da görüntüsüne bakarak doğal mı yoksa hileli mi olduğunun anlaşılamayacağını vurgulayan Ulaş Altıparmak, “Baldaki hileyi tespit etmenin tek yolu, detaylı analizden geçiyor. Bizim odağımızda insan ve doğayı korumak var. Sektörün gelişimi adına ortaya koyduğumuz tüm çalışmalar da bu odağımızın bir yansıması. AR-GE Merkezimize yaptığımız teknolojik yatırımlar ve alanında uzman mühendis ile doktoralı bilim insanlarından oluşan güçlü insan kaynağımızla geliştirdiğimiz çalışmalar sayesinde dünya çapında bilimsel başarılara imza atıyoruz. Balı çoğaltmak veya taklit etmek amacıyla bala ilave edilen her türlü şeker şurubunu, boyar maddeleri ve katkı maddelerini 25 dakika içinde tespit edebiliyoruz. Apitera markamızın çatısı altında tüketici beğenisine sunduğumuz farklı fonksiyonel özelliklere sahip doğal arı ürünleri ile günlük yaşamlarında konfor sunuyoruz. AR-GE merkezimizin bu önemli çalışmaları bilir kurumu olma hedefi yolunda attığı önemli adımlardır. Tüm dünyada ses getiren sayısız başarılara imza attığı için Balparmak AR-GE Merkezini tüm bilim dünyası tanıyor diyebiliriz. Bu, ülkemiz adına gurur verici bir durum” şeklinde konuştu.

Doğal bal ve Türk Çam Balı için küresel referans noktası

Balparmak AR-GE Merkezi’nin geliştirdiği bir diğer önemli metot ise, C4 şeker oranı olarak da adlandırılan analiz metodu… Bu metot uluslararası laboratuvarlar tarafından tüm ballara uygulanmakta ancak ülkemize özgü çam balına uygulandığında yanlış pozitif değer vererek çam balımızın doğal olmadığı yönünde sonuç veriyordu. Balparmak Ar-Ge Merkezi’nin uluslararası iş birliğiyle yürüttüğü ve dört yıllık saha çalışmalarını da içeren proje kapsamında, Türk Çam Balına özgü C4 metodunu geliştirerek ihracatın kapılarını açtıklarını belirten Ulaş Altıparmak, “Tüm dünyanın çam balı rekoltesinin %95’i Türkiye’den elde ediliyor. Bu ülkemiz için çok büyük bir şans; Türk Çam Balı, Türkiye’nin ihracatının önünü açabilecek önemli ve ülkemize özgü endemik bir salgı balı çeşididir. Çam balının, çiçek balında kullanılan analiz yöntemiyle incelenemeyeceği gerçeğinden yola çıkarak geliştirilen yeni C4 analiz metodu, uluslararası hakemli dergilerde yayınlandı ve dünya genelinde laboratuvarlarca kabul gördü. Bu yöntem, Avrupa’nın Türk Çam Balını kabul etmesinin önemli bir anahtarı oldu. Bu durum Türkiye’nin çam balı ihracatını yaklaşık yüzde 30 artırma potansiyeline sahip. Yeni C4 analiz metodu, TSE standartlarına dahil edilerek tescillendi ve ülkemizin çam balı ihracatında yeni bir dönemin kapılarını açtı. Balparmak olarak Türk balının küresel yolculuğuna öncülük etmeyi sürdürüyoruz” dedi.

Propolis konusundaki bilimsel çalışmalarına uluslararası ödül!

Son yıllarda, arının ürettiği katma değerli ürünlerden biri olan propolis üzerine gerçekleştirdiği çalışmalarla adından söz ettiren Balparmak AR-GE Merkezi, yapılan araştırmalar sonucunda doğanın mucizesi olarak bilinen, arılar tarafından üretilen propolisin DNA’sını çıkararak; Türkiye’ye özgü kahverengi (karakavak) propolisin içinde tam 126 molekül tespit etti. Propolisin, doğanın insana sunduğu en değerli armağanlardan biri olduğunun altını çizen Balparmak AR-GE ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, “Propolisin üretimini destekleyerek sürdürülebilirliğini sağlamak, yeni ürünler geliştirmek ve kaliteli yaşamda önemini belirlemek için tüm bilgi ve teknolojimizi seferber ediyoruz. Balparmak AR-GE Merkezi’nde yaptığımız son araştırmalarda kahverengi propolisin içinde, 126 farklı özellikte molekül tespit ettik. Bu yıl, Brezilya’nın Sao Paulo eyaletine bağlı Ribeirão Preto şehrinde gerçekleşen ve 24 ülkeden toplamda 54 bilimsel sunumun yapıldığı Uluslararası Propolis Konferansı’nda Brezilya Sao Paolo Üniversitesi tarafından “Propolis Alanında En Başarılı Bilimsel Çalışma” ödülüne layık görüldük. Bu kadar geniş kapsamda bir çalışma dünyada ilk defa yapıldı. Bu çalışmamız sağlıktan, ilaca ve gıdaya kadar birçok sektör için önemli bir gelişme. Ekibimiz şimdi klinik çalışmalara hazırlanıyor. Tespit edilen moleküllerin ne tür etki gösterdiği ise bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkacak” dedi.

Elde edilen bilimsel başarıların Türkiye adına gurur verici olduğunu belirten Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak, AR-GE Merkezinde, çoğu doktora derecesine sahip 20 bilim insanının yeni buluşlar ortaya koymak için var güçleriyle çalıştıklarını söylüyor. Balparmak’ın sadece bir marka değil, aynı zamanda inovasyon ve bilim odaklı bir araştırma merkezi olduğuna değinen Altıparmak, “Bilimsel temelli yaklaşımlar sayesinde, Türkiye’nin propolis üretiminde küresel pazarda daha güçlü bir konuma gelmesine katkı sağlayacağız. Ayrıca, arıcılık mesleğiyle uğraşan üreticilerimizin uluslararası standartlara uygun üretim yapmalarını teşvik ederek, sektörde sürdürülebilir büyümeyi destekleyeceğiz” dedi.

“İnovasyonla geleceğe yön veriyoruz”

Balparmak AR-GE Merkezi’nin bir diğer öne çıkan yönü ise, diğer arı ürünlerinin insanlığın kullanımına sunulması olduğunu vurgulayan Altıparmak, şöyle devam etti: “AR-GE Merkezimizde tüketicilerimizin değişen ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, yenilikçi ürünlerle de imza atıyoruz. Doğal ve fonksiyonel ürünlere olan talep doğrultusunda geliştirdiğimiz Apitera serisi, doğal bal, propolis, arı poleni ve arı sütü gibi arı ürünlerinin zenginleştirilmiş formülleriyle öne çıkıyor.” Serinin önemli ürünlerinden biri olan Apitera Propolisli Çocuk Spreyi ise, Marketing Türkiye ve YouGov iş birliğiyle gerçekleştirilen araştırmada “2024 Yılının En İnovatif Ürünü” seçildi. Ayrıca denebunu.com platformunda, 73 ilden, 1518 anne ile gerçekleştirilen Tüketici Geribildirim Anketi sonucuna göre de deneyen her 10 anneden 9’u Apitera Propolisli Çocuk Spreyini öneriyor. Bu başarılar hem bilimsel bakış açımızın hem de inovasyona verdiğimiz önemin somut bir göstergesi oldu.

“Doğanın armağanı: Arılardan sofralara doğal balın eşsiz hikayesi Balparmak ile güvence altında”

Doğanın eşsiz mimarları olan arılar, çiçekten çiçeğe dolaşırken bitkilerin tozlaşmasına olan önemli katkılarıyla doğal hayatı canlı tutarlar. Polen taşıyarak doğaya hayat veren bu küçük canlıların mucizesi ise sabır ve emekle ürettikleri o altın değerindeki damlalarda gizlidir. Bal… Bu eşsiz doğal lezzet, arıların insanlığa sunduğu paha biçilemez bir armağandır. Arıcılar bu değerli sürecin en kıymetli parçasıdır. Arıcılar, arılarla kurdukları bu eşsiz ortaklıkla bir ata yadigârı olan arıcılık mesleğini yaşatmaya devam ediyorlar. Balparmak da bu eşsiz ve doğal iş birliğinin mirasını saygıyla devralıyor, doğanın mucizelerini arıların emeği ve arıcıların fedakarlığıyla birleştirerek doğallığını koruyarak sofralara taşıyor. Balın, doğadan başlayan ve sofralara uzanan bu eşsiz yolculuğunu özenle takip ediyor, her bir kavanoz bal, doğal sürecinden ileri bilimsel yöntemlerle tahlil edilerek tüketicilerle buluşuyor. Ulaş Altıparmak, “Doğal balın hikâyesinin nesiller boyu sürmesi için tüm gücümüzle çalışıyoruz” diyerek, Balparmak AR-GE Merkezi’nin her detayının, kalite, güven ve doğallık vizyonunun bir yansıması olduğunun altını çiziyor.


Balparmak, Migros ve TEMA Vakfı’ndan çocuklara özel farkındalık projesi: "Doğa İçin Arı Gibi Düşün"
Türkiye’nin lider bal markası* Balparmak, Migros ve TEMA Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen "Doğa İçin Arı Gibi Düşün" farkındalık projesiyle Dünya Arı Günü’nü kutluyor. 30 Haziran’a kadar devam edecek proje kapsamında, çocukların çizdiği resimler fidana dönüşerek bir hatıra ormanı oluşturacak.

Yaklaşık 100 milyon yıldır yeryüzünde var olan arılar, ekosistemin ve gıda üretiminin vazgeçilmez bir parçası. Dünyadaki gıda maddelerinin yüzde 90'ı, üreyebilmek için başta arılar olmak üzere tozlayıcı canlılara ihtiyaç duyuyor. Gıda olarak tükettiğimiz bitkilerin yüzde 75’inde ise ürün miktarı ve kalitesi, arılar gibi tozlayıcılara bağlı. Dünya tarım üretiminin yüzde 35’i, bu tozlaşma süreci sayesinde gerçekleşirken; kahve, domates, elma ve havuç gibi bazı bitki türleri ise tamamen arıların tozlaşma faaliyetlerine bağımlı. Ancak iklim değişikliği, tarımsal zehirler ve su kirliliği gibi faktörler, arı popülasyonlarını tehdit ediyor. Bu durum hem arıların varlığı hem de gıda güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor.

Arılar varsa gelecek var

Arıların ürünü olan bal, dünya üzerinde bozulmadan uzun süre saklanabilen nadir besinlerden biri. Ancak arıların azalması, bu değerli besin kaynağından da mahrum kalmamıza neden oluyor. Arıların korunması sadece doğa için değil, insanlığın geleceği için de hayati önem taşıyor. Bu nedenle doğal ekosistemlerin korunması ve sürdürülebilir tarım yöntemlerinin yaygınlaşması ve arıların yaşam alanlarının korunması büyük önem taşıyor.

Arıların ekosistem ve tarım üzerindeki kritik rolüne dikkat çekmek amacıyla her yıl 20 Mayıs’ta "Dünya Arı Günü" kutlanıyor. Bu özel gün kapsamında, arıların ekosistem dengesi ve gıda güvenliği açısından taşıdığı yaşamsal öneme dair farkındalık çalışmaları gerçekleştiriliyor.

Minik ellerin çizimleri hatıra ormanına dönüşüyor

Türkiye’nin 1 numaralı, dünyanın ise sayılı doğal bal markalarından olan Balparmak, Migros ve TEMA Vakfı iş birliğinde, arıların doğa ve insanlık için taşıdığı hayati öneme dikkat çekmek amacıyla "Doğa İçin Arı Gibi Düşün" kampanyasını başlattı. Dünya Arı Günü kapsamında hayata geçirilen kampanyada çocuklar, hayal güçlerini doğayla buluşturuyor; çizdikleri resimler fidana dönüşüyor. Çocuklardan gelen çizimler için Balparmak, TEMA Vakfı’na fidan bağışında bulunuyor. Böylece minik ellerin çizimleri, geleceğe nefes olacak bir hatıra ormanına dönüşüyor.

Balparmak, bu kampanyayla çocukların doğaya duyarlı bireyler olarak gelişimine katkı sağlamayı hedeflerken, aynı zamanda arıların ekosistemdeki hayati rolü konusunda farkındalık yaratmayı amaçlıyor.

"Doğaya duyarlı nesillerin yetişmesine katkı sunmak, en önemli sorumluluklarımızdan biri"

Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, Dünya Arı Günü kapsamında hayata geçirilen projeye ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Dünya Arı Günü yalnızca doğanın mucizevi canlıları olan arılar için değil; sürdürülebilir bir gelecek için hepimiz adına da büyük önem taşıyor. Arılar yalnızca bal üretmez; doğanın dengesini, tarımsal üretimin devamlılığını ve gıda zincirimizin güvenliğini sağlayan en hayati canlılardan biridir. Bugün dünyadaki çiçekli bitkilerin yaklaşık yüzde 90’ı arıların tozlaşmasıyla çoğalıyor. Düşünün ki bir işçi arı, tüm hayatı boyunca yalnızca bir çay kaşığının ucu kadar bal üretebiliyor. Bir kilogram bal üretmek için arılar toplamda yaklaşık 240 bin kilometre – yani dünyanın çevresini altı kez dolaşacak kadar – yol kat ediyor. Üstelik bu kıymetli canlılar en fazla 45 gün yaşıyor. Balparmak olarak biz de 45 yıldır bu mucizevi canlıların emeğini korumayı ve doğayla başlayıp sofralara ulaşan bu kıymetli yolculukta tüketicilerimize doğal balı ulaştırmayı görev edindik. Bu sorumlulukla Migros ve TEMA Vakfı iş birliğinde hayata geçirdiğimiz ‘Doğa İçin Arı Gibi Düşün’ projesiyle çocuklarımızın hayal gücünü doğa sevgisiyle buluşturuyoruz. Çocukların çizdiği resimlerin fidana dönüştüğü bu anlamlı farkındalık projesi sayesinde, hem doğaya somut bir katkı sağlıyor hem de geleceğin doğaya duyarlı bireylerinin yetişmesine destek oluyoruz. Arının ve doğanın izinden gitmek, bizim için sadece bir iş değil, bir yaşam biçimidir.”

"Arılar doğanın vazgeçilemez parçalarıdır"

Arıların ekosistemdeki yaşamsal rolüne dikkat çekmeyi amaçlayan projenin paydaşlarından TEMA Vakfı, bu alanda uzun yıllardır sürdürdüğü çalışmalarla projeye katkı sunuyor. Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, projeye ilişkin değerlendirmesinde, "Doğada her şey birbirine bağlı; arılar da bu büyük döngünün vazgeçilmez parçalarından biri. Bir kovanda yaklaşık 60 bin arı yaşıyor. Arılar yalnızca sofralarımızda yer alan balın üreticileri değil, doğanın devamlılığı açısından çok önemli görevleri olan minik kahramanlardır." ifadelerinde bulundu.

TEMA Vakfı olarak arının doğadaki bu yaşamsal rolüne uzun yıllardır dikkat çektiklerini belirten Ataç, "Arıcılığı, kırsal kalkınmanın önemli bir parçası olarak görüyoruz; özellikle vakfımızın kuruluş yıllarında Kafkas arısı üzerine yürüttüğümüz çalışmalarla bu alandaki sorumluluğumuzu ortaya koymuştuk. O günlerden bu yana, 7’den 70’e herkesin dikkatini doğaya yöneltmeyi amaçlayan farkındalık projelerimize devam ediyoruz. 2019’da Millî Eğitim Bakanlığı ve Balparmak iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz 'Arılar Varsa Yarınlar Var' projesiyle 54 ilde 71 bin 200 kişiye ulaştık. Bugünse aynı inançla çocukların hayal gücünü doğayla buluşturan yeni bir projeye imza atıyoruz. Çocuklar, ‘Sen 60 bin arı gücünde olsaydın, dünyamızı güzelleştirmek için ne yapardın?’ sorusuna çizimleriyle yanıt veriyor; bu çizimleri fotoğraflayıp www.dunyaarigunu.com adresine yüklüyorlar. Böylece minik ellerin yaptığı çizimler toprakla buluşarak fidana dönüşüyor ve bir hatıra ormanı oluşturuyor. Bu fidanların büyüyüp arılara yeniden yaşam alanı ve gıda olmasını diliyor, her çocuğun emeğini doğaya bir iz olarak bırakmasından büyük heyecan duyuyoruz." şeklinde konuştu.

"Doğa İçin Arı Gibi Düşün" farkındalık projesi, biyolojik sistemin gücünü, çocukların hayal dünyası ile buluşturuyor. Bu sayede, doğanın en çalışkan canlıları olan arılarla çocuklar arasında güçlü ve kalıcı bir bağ kuruluyor.

*Türkiye pazarı toplam bal kategorisi 2024 Nielsen Raporuna göre Ciro (TL) bazında

Balparmak Hakkında:

Tüketicisine sunduğu kalite standardı ile farklılaşan, balın ve arı ürünlerinin doğallığını koruyarak hak ettiği en yüksek değere çıkarmak misyonuyla çalışan Balparmak, bu anlamda sektörün öncülüğünü üstleniyor. Gıda güvenliği konusunda uluslararası standartlara göre çalışan Balparmak, FSSC 22000 (FoodSafetySystemCertification) ve BRCGS (British RetailConsortium Global Standarts) gibi uluslararası gıda güvenliği sistemleri sertifikalarına da sahip. Türkiye’nin bal ve diğer arı ürünleri alanındaki ilk, gıda alanında 8’inci AR-GE Merkezi’ne sahip olan Balparmak; TÜRKAK tarafından akredite olan Bal ve Diğer Arı Ürünleri Araştırma ve Kalite Kontrol Laboratuvarı sayesinde, tüketicilerine sunduğu ürünlerini en az 100 parametrede analiz ediyor.

TEMA Vakfı Hakkında

TEMA, Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı, iki doğa sevdalısı, Toprak Dede merhum Hayrettin Karaca ve Yaprak Dede merhum A. Nihat Gökyiğit tarafından 1992’de kuruldu. Erozyon ve çölleşmeyle mücadele eden Vakıf, başta toprak olmak üzere tüm doğal varlıkların korunması için toplumsal duyarlılığı ve farkındalığı artırmak, koruyucu çözümler üretmek ve bu mücadelenin devlet politikası haline gelmesine katkı sağlamak amacıyla çalışan bir sivil toplum kuruluşudur. Türkiye’nin 81 ilinde 1 milyon 200 bini aşkın gönüllüsüyle faaliyet gösteren Vakıf bugüne kadar; 42 milyondan fazla fidanı toprakla buluşturdu, 700 milyon meşe palamudu ekti. Doğa eğitimleri ve farkındalık çalışmalarıyla 7 milyonu aşkın öğrenciye ulaştı. Çevre seminerleri, eğitim programları, projeler ve eğitim portalları aracılığıyla 280 binden fazla öğretmene ve 35 bini aşkın kamu görevlisine ulaştı. Çevreyle ilgili 100’e yakın kitabı kamuoyuna kazandırdı. 2012 yılında Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sekretaryası önderliğinde dünyada ilk kez verilen Yaşam İçin Toprak | Land for Life ödülünü ilk kazanan oldu.


Türkiye’nin lider bal markası Balparmak, 2024 yılı bal ihracatında gösterdiği üstün performansla, İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği tarafından “Balın Yurt Dışına İhracatında Birincilik” ödülüne layık görüldü. 2024 yılında bal üretiminde dünya lideri olan Çin’in yanı sıra, Hong Kong, Güney Kore, Azerbaycan, Ürdün, Yemen, Katar, Kuveyt gibi ülkeleri ihracat ağına ekleyen marka, bu pazarlardaki yeni iş birlikleri ile küresel çapta büyümesini sürdürüyor.
Balparmak AR-GE Merkezi’nde geliştirilen yeni analiz metotları ile Türkiye’nin bal ve diğer arı ürünleri alanındaki uzmanlığına katkı sağlayan Balparmak, özellikle Türkiye’ye özgü çam balının dünyada tanınmasına öncülük ediyor.

Dünya bal pazarı; 1,8 milyon ton üretimle 9,5 milyar dolara ulaşmış durumda. Pazarın büyüme hızını artırarak, 2031 yılında 14 milyar doları aşması beklenirken; bal üretiminde dünya ikincisi olan Türkiye de bal ve diğer arı ürünleri ihracatında yükselişini sürdürüyor. Resmi verilere göre, yaklaşık 9,3 milyon arı kolonisi ile 114 bin ton bal üretimi gerçekleştiren ülkemiz, bal ihracatından yaklaşık 32 milyon dolarlık döviz girdisi elde etti.

Türkiye’nin lider bal markası Balparmak, geliştirdiği yeni analiz metotları ile doğal Türk balının dünyaca kabul görmesini sağlayarak geçtiğimiz yıl ihracat ağını genişletti ve bal üretiminde lider olan Çin başta olmak üzere Hong Kong, Güney Kore, Ürdün, Yemen, Katar, Kuveyt, Azerbaycan, Kosova, Kuzey Makedonya, Karadağ ve ABD pazarlarına giriş yaptı

Küresel Pazarda Türk Balının Yıldızı: Balparmak

Türkiye’nin lider bal markası Balparmak, doğadan aldığı ilhamla, sürdürülebilir üretim ilkeleri doğrultusunda çalışarak Türk balının dünyadaki marka elçisi olmaya devam ediyor. 2024’teki ihracat başarısıyla bir kez daha bu alandaki öncülüğünü kanıtlayan marka, Türkiye İhracatçılar Birliği bünyesinde faaliyet gösteren İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB) tarafından yapılan 2024 yılı ihracat performans değerlendirmesinde, bal kategorisinde en yüksek ihracat hacme ulaşan firma olarak birincilik ödülüne layık görüldü. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı ve üst düzey yetkililerinin katılımıyla Türkiye İhracatçılar Meclisi merkezinde gerçekleştirilen ödül töreninde, Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak’a ödülünü, İSHİB Başkanı Müjdat Sezer verdi. Altıparmak törende yaptığı konuşmada, şirketin sadece balda değil, propolis, arı sütü ve polen gibi katma değerli diğer arı ürünleri kategorisinde de yurt dışı pazarlarda büyüme kaydettiklerini vurgulayarak, “Türkiye’nin doğal bal zenginliğini ve AR-GE gücümüzü dünyaya taşıyoruz. Arı ürünleri grubunda inovatif ürünlerle kategorimizi genişletiyor; tüketicilerimize farklı fonksiyonel özelliklere sahip takviye edici çözümler sunuyoruz.” dedi.

Altıparmak: “Bugün burada, ülkemizin doğal zenginliklerinden biri olan balı dünyanın dört bir yanına ulaştırma çabamızın takdir edilmesinden büyük bir onur duyuyorum. Bu anlamlı ödül için İSHİB’e içten teşekkür ederim. 2024 yılında Türkiye’nin bal ihracatında en yüksek hacme ulaşan firması olarak bu ödüle layık görülmek, bizler için yalnızca bir gurur kaynağı değil; aynı zamanda sorumluluğumuzu da artıran önemli bir kilometre taşıdır. Doğal ve yüksek kaliteli ürünlerimizi 43 ülkeye ulaştırırken, Türk balının küresel pazardaki bilinirliğini artırma hedefiyle yola çıktık. Almanya, Singapur, Japonya, Hong Kong, Amerika, İngiltere ve Katar gibi pazarlarda elde ettiğimiz başarılar, bu vizyonun somut bir yansımasıdır. Bu başarıda emeği geçen tüm Balparmak ailesine, iş ortaklarımıza ve bize her zaman güvenen tüketicilerimize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Türkiye’nin balını dünyaya tanıtmaya, daha nice başarı hikayeleri yazmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” diye konuştu.

Balparmak, Çin’in En Büyük E-Ticaret Platformu Tj Mall’da Yerini Aldı

Çin’in en büyük e-ticaret platformlarından TJ Mall’da ürün satışına başladıklarını kaydeden Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak, “Yeni pazarlara açılma çalışmalarımız hız kesmeden devam ediyor. Geçtiğimiz yıl Hong Kong’da Apitera Sprey Kids ve Adults ürünlerimizin lansmanını gerçekleştirdik. 2025 yılının ocak ayında ise Balparmak ballarımız raflardaki yerini aldı. Güney Kore’de de yine Apitera serimizle pazara giriş̧ yaptık. Apitera Zen, Up ve Mind ürünlerini Güney Kore tüketicileriyle buluşturduk. Bu adım, markamızın küresel çapta büyüme hedefi için önemli bir kilometre taşı oldu” dedi.

Altıparmak, Balparmak’ın iyi yaşam markası Apitera’nın uluslararası büyüme vizyonunun da altını çizdi. Altıparmak: “2026 yılı için Apitera markalı ürünlerimiz ile özellikle Avrupa ve Orta Doğu'da büyüme hedefliyoruz. Avrupa’da ulusal market zincirleriyle iş birlikleri kurmak, Orta Doğu’daki seçili ülkelerde stratejik ortaklıklar geliştirmek önceliklerimiz arasında.”

Avrupa ve Kuzey Amerika’da Genişleme Devam Ediyor

İngiltere, İrlanda ve Almanya’da yapılan anlaşmalarla Balparmak ürünlerinin tüketicilerle buluştuğunu anlatan Altıparmak, ABD’de yerel mağazalarına, Kanada’da ise Toronto’daki 300’e yakın noktaya dağıtım yapmaya hazırlandığını kaydetti. Altıparmak, “Böylece Kuzey Amerika’daki varlığımızı güçlendirmiş olacağız. Avrupa’da ise yakın ülkeler Kosova, Kuzey Makedonya ve Karadağ’a sevkiyatlara başladık. Azerbaycan’da marka olarak oldukça aktifiz. Ürdün ve Yemen’de 400’e yakın eczane ve havalimanı mağazasında ürünlerimiz bulunuyor. Katar’da Al Meera marketlerinde ürünlerimiz listelenmiş̧ durumda. 2025 yılı itibarıyla da Lulu, Carrefour, Al Meera ve Monoprix gibi büyük perakende zincirlerinde de yer alacağız. Kuveyt’te ise Lulu marketlerinde listelenmek üzere anlaşmalar sağlandı. Bu gelişmeler, Balparmak'ın küresel büyüme stratejisinin emin adımlarla gerçekleştirildiğinin bir göstergesi” şeklinde konuştu.

2025 Hedefi Küresel Yayılımı Hızlandırmak

2025 yılında ihracat haritasını daha da genişletmeyi hedeflediklerini vurgulayan Altıparmak, bu konudaki çalışmalar hakkında: “Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bosna Hersek ve ABD Amazon gibi büyük pazarlara yönelik çalışmalarımız sürüyor. Balparmak AR-GE Merkezi’nde geliştirdiğimiz analiz metotları sayesinde dünya genelinde güvenilirliğimiz ve bilinirliğimiz arttı. Balparmak AR-GE merkezimizde dört yıl süren yoğun çalışmalar ile geliştirdiğimiz yeni C4 analiz metodu, Avrupa’nın Türk çam balına olan bakışını değiştirdi. Muğla, Aydın ve Marmaris bölgelerinde yoğun olarak üretilen çam balı, yurtdışında büyük ilgi görüyor. Bugüne kadar AR-GE merkezimize 10 milyon doları aşan yatırımlar yaptık. Bir salgı balı olan çam balının, çiçek balı analiz yöntemiyle incelenemeyeceği tespitinden yola çıkarak Balparmak AR-GE Merkezimizin çam balına özel olarak geliştirdiği yeni C4 analiz metodu, uluslararası hakemli dergilerde yayınlandı ve dünya genelinde laboratuvarlarca kabul gördü. Baldaki taklit ve tağşişle mücadelede önemli bir araç olan bu yöntem, Türkiye’nin çam balı ihracatını yaklaşık yüzde 30 artırma potansiyeline sahip. Yeni C4 analiz metodu, TSE standartlarına dahil edilerek resmileşmiş ve dünya çam balı üretiminin yüzde 92’sini karşılayan Türk Çam Balının ihracatında yeni bir dönemin kapılarını açmıştır. Balparmak olarak, doğal ürünlerimizi dünyanın dört bir yanına ulaştırmaya devam ediyoruz. Uluslararası arenada ülkemiz adına elde ettiğimiz başarılar, küresel pazarlardaki gücümüzü artırırken, yeni pazarlara girişimizin de önünü açıyor.” diye konuştu.

Balparmak Hakkında:

Tüketicisine sunduğu kalite standardı ile farklılaşan, balın ve arı ürünlerinin doğallığını koruyarak hak ettiği en yüksek değere çıkarmak misyonuyla çalışan Balparmak, bu anlamda sektörün öncülüğünü üstleniyor. Gıda güvenliği konusunda uluslararası standartlara göre çalışan Balparmak, FSSC 22000 (FoodSafetySystemCertification) ve BRCGS (British RetailConsortium Global Standarts) gibi uluslararası gıda güvenliği sistemleri sertifikalarına da sahip. Türkiye’nin bal ve diğer arı ürünleri alanındaki ilk, gıda alanında 8’inci AR-GE Merkezi’ne sahip olan Balparmak; TÜRKAK tarafından akredite olan Bal ve Diğer Arı Ürünleri Araştırma ve Kalite Kontrol Laboratuvarı sayesinde, tüketicilerine sunduğu ürünlerini en az 100 parametrede analiz ediyor.


Türkiye’nin gastronomi atlasında yepyeni bir sayfa açıldı

Arıların ve arıcıların doğal iş birliğiyle ülkemizin dört bir yanından özenle toplanan balları 45 yıldır doğallığını koruyarak tüketicilerle buluşturan Balparmak, Türkiye'nin bal zenginliğini dünyaya tanıtıyor.

Gastronomi dünyasının önde gelen isimleri “Türk Balının Lezzet Haritası”nı çıkarmak üzere Balparmak Kampüsü'nde bir araya geldi. Katılımcılar etkinlikte, dünyaca ünlü İtalyan Arı Bilimci ve Bal Tadım Uzmanı ve Duyusal Analiz Eğitmeni Raffaele Dall’Olio’dan farklı tat profillerini ayırt etme ve balın duyusal zenginliğini değerlendirme konusunda eğitim aldı.

Türkiye, sahip olduğu eşsiz coğrafi zenginlik ve iklim çeşitliliği sayesinde, bal üretiminde hem miktar hem de kalite açısından dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. Yaklaşık 12 bin bitki türüne ev sahipliği yapan Anadolu coğrafyasında, 3 bin 500’ün üzerinde endemik bitki doğal olarak yetişiyor. Bu benzersiz flora zenginliği, kekik, geven, laden, lavanta, narenciye, kestane ve çam gibi binlerce farklı nektar kaynakları aracılığıyla kendine has aromalar sunan balların oluşmasına katkı sağlıyor.

Sahip olduğu 9,2 milyona yakın arı kolonisiyle dünya genelinde koloni sayısı bakımından üçüncü sırada yer alan Türkiye, yalnızca üretim gücüyle değil, sahip olduğu biyolojik çeşitlilik, kültürel birikim ve doğayla kurulan sürdürülebilir ilişki sayesinde de balda gerçek bir dünya markası potansiyeli taşıyor. Bu potansiyeli tüm dünyada görünür kılma sorumluluğunu ise, 45 yıldır arının ve arıcıların doğayla kurduğu kadim iş birliğini özveriyle destekleyen, Anadolu’nun dört bir yanından toplanan balları doğallığından ödün vermeden tüketiciyle buluşturan Balparmak üstleniyor.

Balparmak, doğanın armağanı balı, kültürel bir deneyime dönüştürdü

Türkiye’nin eşsiz coğrafi ve biyolojik zenginliğini yalnızca üretim sürecinin bir parçası olarak değil, aynı zamanda kültürel bir miras ve anlatı unsuru olarak da gören Balparmak, balın ardındaki emeği, arıyı, arıcıyı, coğrafyayı ve hikâyeyi görünür kılmak için bir çalışma başlattı. Maximilian J.W Thomae, Gökhan Sehlikoğlu, Mert Seran, Jale Balcı, Çiğdem Alagök, Faruk Şüyun, Başak Oksak, Reyhan Ülker, Hatice Ünal Bilen gibi Türkiye’nin seçkin şefleri ve gastronomi dünyasının önde gelen isimleri, Gıda Mühendisi ve Gastronomi Yazarı Ebru Erke moderatörlüğünde Balparmak Kampüsü’nde “Türk Balının Lezzet Haritası”nı çıkarmak için bir araya geldi.

Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak ise, bu bilimsel başarıların Türkiye adına gurur verici olduğunu söyledi. Altıparmak, “24 ülkenin katıldığı ve 54 sunumun yarıştığı konferanstan “Propolis Alanında En Başarılı Bilimsel Çalışma” ödülünü almış olmamız her şeyden önce ülkemiz adına büyük bir gurur kaynağı oldu. AR- GE Merkezimizde çoğu doktoralı 20’yi aşkın arkadaşım yeni buluşlara imza atmak için çalışıyor. Balparmak olarak, uluslararası alanda “Bilir Kurum” olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz” şeklinde konuştu.

Balparmak’ın dünyaca ünlü İtalyan Arı Bilimci, Bal Tadım Uzmanı ve Duyusal Analiz Eğitmeni Raffaele Dall’Olio ile gerçekleştirdiği ortak çalışma kapsamında Türkiye'nin eşsiz ballarının tadım haritası oluşturulmaya başlandı. Bu harita, balı yalnızca kahvaltı sofralarının bir parçası olmaktan çıkararak, duyulara hitap eden kültürel bir miras hâline getiriyor. Doğal bal, yeniden tanımlanarak, gastronomi dünyasında geleneksel bir lezzet olmanın ötesine geçiyor. Üzerine hikâyeler anlatılacak, tadım notalarıyla farklı malzemelerle eşleştirilecek karakteristik bir öğeye dönüşüyor. Bu da Türkiye’nin gastronomi atlasında yepyeni bir sayfa açıyor. Etkinlik boyunca katılımcılar, farklı tat ve koku profillerine sahip balları deneyimleyerek; her bir balın kendine özgü karakteristik özelliklerini keşfetme fırsatı buldu. Dall’Olio’nun balın duyusal zenginliğini değerlendirme konusundaki eğitimiyle zenginleşen bu deneyim, Türkiye’nin eşsiz florasından gelen balların gastronomik potansiyelini ortaya koyarken, “Türk Balının Lezzet Haritası”na da ilham verdi.

“Her bal damlasının ardındaki hikâyeyi dünyaya anlatmak bizim görevimiz”

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak, Türkiye’nin bal konusunda yalnızca üretici değil; aynı zamanda tat profili ve çeşitlilik bakımından küresel ölçekte öne çıkan bir ülke olduğunun altını çizdi. Altıparmak: “Balparmak olarak bu değerli zenginliği kayıt altına almak ve bilimsel temellerle belgelemek için çalışmalar yürütüyoruz. Yaptığımız çalışmalar ile bu eşsiz potansiyeli hem ülkemizde hem de uluslararası düzeyde görünür kılmayı ve sektöre değer katmayı hedefliyoruz.”

Türk Balının Lezzet Haritası” etkinliğinin bu hedefin bir yansıması olduğunu belirten Altıparmak: “Ülkemizin bal konusundaki zenginliği bugüne dek büyük oranda 'çiçek balı' veya 'çam balı' gibi genel ifadelerle anlatıldı. Ancak her bir damla balın içinde binlerce bitki türünün aroması ve o bitkilere can veren coğrafyanın izleri saklı. Yüksekova, Şemdinli, Bingöl, Muş ve Kayseri’nin yaylalarından ve ovalarından elde edilen ballar; her biri yöresine özgü aromaları ve lezzet profilleriyle dikkat çekerken, sadece tek bir çiçek türünden üretilen monofloral bal çeşitleri de doğanın sunduğu ayrıcalıklı tatlara sahip. Karadeniz’in güçlü aromalı kestane balı, Akdeniz’in ferahlatıcı narenciye balı, Isparta ve Burdur’un lavanta balı, Torosların kekik balı. Her biri hem damaklarda unutulmaz izler bırakıyor hem de kültürel mirasımızın tatla yazılmış birer parçası. Bugün kampüsümüzde gerçekleştirdiğimiz bu buluşma ise, balın duyusal, coğrafi ve kültürel katmanlarını birlikte keşfetmemize alan açıyor. Tadım notlarıyla desteklenen bu lezzet haritası sayesinde, balın coğrafi ve botanik karakteri gün yüzüne çıkıyor; her doğal bal kendi coğrafyasının sesi haline geliyor. Biz de Balparmak olarak, doğal balı sofralara taşımanın ötesinde geçip; ardındaki emeği ve kültürü, her bal damlasının ardındaki hikâyeyi dünyaya anlatmayı sorumluluğumuz olarak görüyoruz” dedi.

Balın Duyusal Yolculuğu: İtalyan uzman Dall’Olio’dan tadım teknikleri ve fonksiyonel Kullanım Önerileri

Raffaele Dall’Olio’nun İtalya’daki duyusal analiz yöntemleri hakkında bilgiler vermesiyle başlayan etkinlik, sırasıyla farklı profillere sahip Yayla, Yayla-Ova, Yüksek Yayla, Kestane, Kekik, Lavanta, Kayseri, Bingöl, Şemdinli, Narenciye, Yüksekova ve Çam gibi doğal ballardan oluşan 12 adet balın önce koku, sonrasında ise tat analizlerinin yapılmasıyla devam etti. Etkinlikle ilgili konuşan Dall’Olio: “Bugün İtalyanların bal tadım eğitimlerindeki disiplinlerini ve yaklaşım biçimlerini inceledik. İtalya’da geliştirilen bir metodoloji sayesinde, farklı profillere sahip ballar için oluşturulan bal kimlik kartları, ürünlerin duyusal özelliklerini standartlaştırırken, uluslararası bilinirliklerinin artmasına da katkı sağlıyor. Türkiye’deki zengin ve çeşitli endemik bitki örtüsü ise benzer şekilde farklı aroma ve tat profillerine sahip balların ortaya çıkmasına olanak tanıyor. Bugün gerçekleştirdiğimiz bal tadım etkinliğinde Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen 12 balı duyusal analiz yöntemiyle değerlendirdik. Tat, doku, aroma ve koku gibi kriterler üzerinden gerçekleştirdiğimiz analizlerde; narenciye, çam, yayla ve lavanta gibi balların özgün profillerini deneyimleme fırsatı bulduk.” dedi.

Tadım etkinliği sonrasında bal ve balın kullanım alanları ile ilgili eğitim veren Dall’Olio; “Bal oldukça fonksiyonel ve mucizevi bir gıda. Balı düzenli olarak kullanmak gerekiyor. Güçlü besin değerini içeriğinde barındıran balı, belirli bir dönemde tüketmek yerine günlük rutinimizin bir parçası haline getirebiliriz. Örneğin; meyve ve sebze salatalarınızda sos olarak kullanabilir, balık ve et ürünlerinizi marine etmek için tercih edebilirsiniz. Farklı lezzetler ortaya çıkarmak için ise peynir ve kuru meyvelerle eşleştirebilirsiniz “diyen Dall’Olio, balın güçlü bir probiyotik olan yoğurt ile tüketilmesini tavsiye ediyor.


Propolisin Dna’sı Çözüldü, Bilim Dünyasında Yeni Bir Çağ Başladı

Arıların mucize ürünü propolisin DNA’sını çıkaran Balparmak, 126 molekül tespit etti. Tespit edilen moleküllerin hangi bileşenlerinin ne tür etkiler gösterdiği ise, bu çalışmalar sonucunda kesinlik kazanacak.

Arının ürettiği pek çok değerli ürün arasında öne çıkan propolisin her gün başka bir özelliği ortaya çıkıyor. Bilim dünyasının son yıllarda en fazla ilgisini çeken ürünlerin başında gelen propolisin DNA’sını çıkaran Balparmak AR- GE Merkezi, Türkiye’ye özgü kahverengi propolisin içinde tam 126 molekül tespit etti. Elde edilen bulgular, bu yıl 4. Uluslararası Propolis Konferansı’nda bilim dünyasıyla paylaşıldı.

Araştırma ekibi klinik çalışmalara hazırlanıyor

45 yıldır arının ve arıcılık mesleğinin gelişimi için çalışan, arı ürünlerini en doğal haliyle sofralara sunan Balparmak’ın arı ürünleri konusunda yaptığı bilimsel çalışmalarıyla uluslararası bilim camiasında önemli bir yeri olduğunu belirten Balparmak AR- GE ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, “Türkiye’nin lider bal markası* olmanın verdiği sorumlulukla çalışıyoruz. Arı ürünlerinin her biri çok değerli, biz de bu değeri ortaya çıkarmak ve insan yaşamı için hakkettiği yeri bulması için uzun zamandır çalışıyoruz. Dünya çapında ilkleri ortaya koyan önemli çalışmalara imza atıyoruz. Propolis, doğanın insana sunduğu en değerli armağanlardan biri. Balparmak AR-GE Merkezi’nde yaptığımız son çalışma da bunu net olarak ortaya koydu. Kahverengi propolisin içinde, 126 farklı özellikte molekül tespit ettik. Bu kadar geniş kapsamda bir çalışma dünyada ilk defa yapıldı. Bu tespitimiz sağlıktan, ilaca ve gıdaya kadar birçok sektör için önemli bir gelişme. Ekibimiz şimdi klinik çalışmalara hazırlanıyor. Tespit edilen moleküllerin hangi bileşenlerinin ne tür etki gösterdiği ise, bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkacak” dedi.

Çalışmanın çıktıları, 4. Uluslararası Propolis Konferansı’ndan ödül aldı

Çalışmanın çıktıları, geçtiğimiz hafta Brezilya’nın Sao Paulo Eyaleti’nde gerçekleşen 4. Uluslararası Propolis Konferansı’nda bilim dünyası ile de paylaşıldı. 24 ülkeden toplamda 54 bilimsel sunumun gerçekleştirildiği konferansta, Balparmak AR – GE Merkezi Analitik AR – GE Müdürü Dr. İsmail Emir Akyıldız’ın yaptığı sunum diğer 54 sunumu geride bırakarak, dünyada propolis konusunda en fazla bilimsel yayına sahip olan Brezilya Sao Paulo Üniversitesi tarafından “Propolis Alanında En Başarılı Bilimsel Çalışma” ödülüne layık görüldü. Damarlı konuşmasını, Balparmak AR-GE Merkezi’nin yaptığı çalışmaları için ödüle layık gören Uluslararası Bilim Kurulu’na teşekkürlerini ileterek bitirdi.

Altıparmak: Dünyada “Bilir Kurum” olma yolunda ilerliyoruz

Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak ise, bu bilimsel başarıların Türkiye adına gurur verici olduğunu söyledi. Altıparmak, “24 ülkenin katıldığı ve 54 sunumun yarıştığı konferanstan “Propolis Alanında En Başarılı Bilimsel Çalışma” ödülünü almış olmamız her şeyden önce ülkemiz adına büyük bir gurur kaynağı oldu. AR- GE Merkezimizde çoğu doktoralı 20’yi aşkın arkadaşım yeni buluşlara imza atmak için çalışıyor. Balparmak olarak, uluslararası alanda “Bilir Kurum” olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz” şeklinde konuştu.

*Türkiye pazarı toplam bal kategorisi 2024 Nielsen Raporuna göre Ciro (TL) bazında

Balparmak hakkında:

Tüketicisine sunduğu kalite standardı ile farklılaşan, balın ve arı ürünlerinin doğallığını koruyarak hak ettiği en yüksek değere çıkarmak misyonuyla çalışan Balparmak, bu anlamda sektörün öncülüğünü üstleniyor. Gıda güvenliği konusunda uluslararası standartlara göre çalışan Balparmak, FSSC 22000 (Food Safety System Certification) ve BRCGS (British Retail Consortium Global Standarts) gibi uluslararası gıda güvenliği sistemleri sertifikalarına da sahip. Türkiye’nin bal ve diğer arı ürünleri alanındaki ilk, gıda alanında 8’inci AR-GE Merkezi’ne sahip olan Balparmak; TÜRKAK tarafından akredite olan Bal ve Diğer Arı Ürünleri Araştırma ve Kalite Kontrol Laboratuvarı sayesinde, tüketicilerine sunduğu ürünlerini en az 100 parametrede analiz ediyor.


Dünyanın dört bir yanından bilim insanlarını bir araya getiren 4. Uluslararası Propolis Konferansı Brezilya’nın Sao Paulo eyaletinde gerçekleşti. “Bağışıklık, Topluluk, Sürdürülebilirlik” temasıyla düzenlenen konferansa Balparmak AR-GE Merkezi’nin propolis konusundaki araştırmaları damga vurdu.
Balparmak Analitik AR- GE Müdürü Dr. İsmail Emir Akyıldız’ın yaptığı sunum, 24 ülkenin 54 sunumunu geride bırakarak “Propolis Alanında En Başarılı Bilimsel Çalışma” ödülünü aldı. Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak ise, sektöre uluslararası katkılarından dolayı “Onur Ödülü” ne layık görüldü.

Tüm dünyada arı ürünlerine olan ilgi artıyor. Arıların mucizevi ürünleri bal, propolis, arı sütü ve poleni anlamak için onlarca araştırma yapılıyor, bilimsel makaleler yayınlanıyor. Arının ürettiği değerli ürünlerden biri olan propolisle ilgili dünyadaki tüm gelişmeleri yakından takip etmek için Uluslararası Propolis Araştırma Grubu liderliğinde iki yılda bir düzenlenen Uluslararası Propolis Konferansı’nın üçüncüsü 2023 yılında Balparmak ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleşmişti. Konferansın bu yılki ayağı ise, Brezilya’nın Sao Paulo eyaletine bağlı Ribeirao Preto şehrinde yapıldı. “Bağışıklık, Topluluk, Sürdürülebilirlik” başlığı altında düzenlenen konferansta 24 ülkenin bilim insanları, propolis konusunda gerçekleştirdikleri araştırmaları sunma imkanı buldu.

Farklı ülkelerde elde edilen propolisin karakteristik özellikleri, işaretçi bileşenleri, bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri ve anti tümöral, antimikrobiyal özelliklerinin ortaya konulduğu konferansa Türkiye’yi temsil eden Balparmak damga vurdu. Balparmak AR- GE ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı liderliğinde konferansa katılan Analitik AR- GE Müdürü Dr. İsmail Emir Akyıldız “Farklı botanik orijinlerdeki propolis örneklerinin kimyasal parmak izlerinin hedefsiz metabolomik yaklaşımlar ile belirlenmesi” konulu araştırmayı, Laboratuvar Teknik Müdürü Dr. Ufuk Alpat ise, “Propolis ekstraksiyonu ve işlemesinde güncel gelişmeler” konusundaki çalışmayı sundu. 24 ülkeden toplamda 54 bilimsel sunumun yapıldığı konferansta Dr. İsmail Emir Akyıldız’ın yaptığı sunum, dünyada propolis konusunda en fazla bilimsel yayına sahip olan Brezilya Sao Paolo Üniversitesi tarafından “Propolis Alanında En Başarılı Bilimsel Çalışma” ödülüne layık görüldü.

Dr. Emel Damarlı: “45 yıldır balı ve arı ürünlerini anlatmak için çalışıyoruz”

Konferansta ayrıca, Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, sektöre uluslararası katkılarından dolayı “Onur Ödülü” ne layık görüldü. Ödülü Altıparmak adına teslim alan Balparmak AR- GE ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, bilimsel çalışmaların önemine dikkat çekerek, birlikte çalışmanın daha sürdürülebilir bir gelecek için gerekli olduğunu vurguladı. Damarlı, Türkiye’nin lider bal markası* olmanın yanı sıra, uluslararası arenada arı ürünleri sektörünün öncüsü de olan Balparmak’ın, 45 yıldır sofralara doğal arı ürünlerini getirmek için çalıştığını, arının ve arıcılığın sürdürülebilirliği için önemli çalışmalar yürüttüklerini vurguladı. Arıların, balın yanı sıra, pek çok katma değerli ürününün de bulunduğuna değinen Damarlı, propolisin bu ürünlerin içinde çok özel bir yere sahip olduğunu kaydetti. Özellikle propolis konusundaki araştırmalara destek vermekten gurur duyduklarını belirten Damarlı, “Propolis, doğanın insana sunduğu en değerli armağanlardan biri. Biz de bu mirası korumak, geliştirmek ve sürdürülebilir kılmak için tüm bilgi ve teknolojimizi seferber ediyoruz” dedi.

Propolis kullanımı artıyor!

Balparmak AR-GE ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, son beş yılda propolis kullanımının yüzde 50 oranında arttığını vurguladı. Balparmak’ın iyi yaşam markası Apitera, yetişkinler ve çocuklar için geliştirilen propolisli boğaz spreylerini kekik, çörekotu, adaçayı, limon ve nane yağı ile zenginleştirdi. Apitera Propolisli Çocuk Spreyi, çocukların tat hassasiyetine uygun olarak Balparmak AR-GE Merkezi ve TÜBİTAK MAM iş birliğiyle geliştirildi. Damarlı konuşmasını, Balparmak AR-GE Merkezi’nin yaptığı çalışmaları için ödüle layık gören Uluslararası Bilim Kurulu’na teşekkürlerini ileterek bitirdi.

* Türkiye pazarı toplam bal kategorisi (HD Hariç) 2023 Nielsen raporuna göre ciro bazında


Balparmak Arıcılık Akademisi’nin ikinci eğitimi “Hedefli Arı Sütü Üretimi”, 5 Şubat Çarşamba günü Balparmak’ın Çekmeköy kampüsünde gerçekleştirildi. Eğitimde, arı sütünün yüksek üretim potansiyeli, ihracattaki stratejik rolü ve sektörde kadın emeğinin dönüştürücü gücü öne çıkarıldı.

Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, “Arı sütü sağlıktan kozmetiğe pek çok alanda ihracat potansiyeli olan yüksek katma değerli bir ürün. Kilosu en az 20 bin liradan alıcı buluyor. Özellikle pamuk ve fındık tarlalarında mevsimsel tarım işçiliği yapan kadınları bu alana yönlendirmek ve geliştirmek istiyoruz. Hassas el işçiliği gerektiren arısütü üretiminde kadınların emeği büyük önem taşıyor. Özellikle sabır gerektiren bu süreçte, kadınlarımızın yetenekleri sektörde gözle görülür bir fark yaratacak. Kadınlar bu sayede hem hane gelirine hem de ülke ihracatına önemli bir katkı sağlayabilirler” dedi.

Arı sütü, işçi arılar tarafından kraliçe arıyı beslemek amacıyla üretilen, besin değeri yüksek ve özel bir arı ürünüdür. İçeriğinde karbonhidratlar, proteinler, lipitler, mineraller ve vitaminler bulunur. Dünya genelinde gıda, ilaç ve kozmetik sektörlerinde değerli bir bileşen olarak değerlendirilir. Arı sütü üretimi, hijyenik koşullarda ve büyük bir özen gerektiren meşakkatli bir süreçtir. Bu nedenle birçok arıcı, genellikle bal üretimine odaklanırken arı sütü üretimi ile ilgilenmemektedir. Ancak besin profili ve ekonomik değeri göz önüne alındığında, arı sütü arıcılık sektörünün katma değeri en yüksek ürünlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

Balparmak, Balparmak Arıcılık Akademisi çatısı altında kilosu en az 20 bin liraya alıcı bulan arı sütü üretimi için bir eğitim programı başlattı. Eğitimlerde amaç, hassas el işçiliği gerektiren bu ürünün üretimi için arıcıları ve özellikle de kadınları bu alana yönlendirerek hem ihracat potansiyelini artırmak hem de hane gelirine katkı sağlamak…

Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak: “Kadınlarımızı Arı Sütü Üretimine Yönlendirmek İstiyoruz”

Eğitimin açılış konuşmasını yapan Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, kadınlara, bu değerli ürünü ekonomiye kazandırma çağrısı yaptı. Altıparmak, “Arı sütü hem tıbbi hem de gıda sektöründe değerli bir bileşen olarak öne çıkıyor. Ancak, bu değerli ürünün üretimi oldukça hassas bir el işçiliği ve uzmanlık gerektiriyor. Arıcılık yapan ailelerdeki kadınlar, pamuk ve fındık tarlalarında mevsimsel tarım işçiliği yapan kadınlar bu işe dahil edilirse hem arı sütü üretimi artacak hem de kadınlar için sürekli bir gelir kaynağı yaratılmış olacak.” dedi. Mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan kadınlara da çağrıda bulunan Altıparmak, “Türkiye’de mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan kadınların sayısı oldukça yüksek. Pamuk ve fındık gibi tarım sektörlerinde çalışan kadınlarımızı arı sütü üretimine yönlendirmek istiyoruz. Arı sütü sağımını öğrenerek, üretiminin yapıldığı Nisan ve Eylül ayları arasındaki süreçte, ailelerine ek gelir sağlayabilirler” şeklinde konuştu.

Altıparmak: “Türkiye'yi, arı sütü konusunda hak ettiği konuma ulaştırmayı hedefliyoruz”

Ülkemiz arıların yaşamı için bitki çiçek kaynağı bakımından oldukça zengin bir floraya sahip olsa da arı sütü üretimi açısından oldukça düşük seviyelerde bulunuyor. Bu duruma dikkat çeken Altıparmak: “Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin (TAB) 2024 yılı verilerine göre, arı sütü üretimi 4 ton civarında. Oysa Türkiye genelinde 9 milyon kovan olduğu söyleniyor. Kovan başına düşen arı sütü oranı ise neredeyse yok denecek kadar az. Bu rakamlar, Türkiye'nin arı sütü üretiminde bir potansiyeli olduğunu gösteriyor ancak dünya sıralamasında üst sıralarda yer almak için daha fazla üretim yapılmasına ihtiyaç var. İhracat pazarlarında arı sütünün kilosu 500-600 dolara satılıyor. Yüksek katma değerli bir ürün. Üretim kapasitesini artırarak, çok daha büyük bir pazar payı elde etmek ve dünyada bu alanda öncü bir konuma gelmemiz mümkün. Zira Türkiye’nin flora ve fauna zenginliği diğer ülkelerle kıyaslanamayacak kadar geniş. Dünya genelinde arı sütü pazarında Çin’in büyük bir hakimiyeti bulunuyor. Ancak Çin’in üretim standartlarındaki durum nedeniyle rekabet edilebilir bir fırsat yakalamak mümkün. Türkiye, hijyenik ve yüksek kaliteli arı sütü üreterek bu tekeli kırabilecek önemli bir aday konumunda. Balparmak olarak, bu noktada dünyaya örnek olacak bir model oluşturarak, Türkiye’yi arıcılık mesleğinde ve arı sütü üretiminde dünya markası haline getirmeyi istiyoruz.”

Arı Sütü Üretiminde Kritik Konu: Hijyen ve Kalite Standartları

Arı sütünün doğru şekilde üretildiğinde, yüksek talep gören ürünler arasında yer aldığını kaydeden Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Banu Yücel, arı sütü üretiminde kovanların düzenli bakımı, arıların doğru beslenmesi ve sağım işleminin steril koşullarda yapılmasının kalite açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Toplanan arı sütünün, hızlı bozulabilen bir madde olduğu için soğuk zincirde saklanarak tüketiciye ulaştırılması gerektiğinin altını çizen Yücel, “Günümüzde hem gıda hem tıbbi hem de kozmetik sektöründe değerli bir bileşen olarak öne çıkan arı sütü, bağışıklık sistemini güçlendirme, hücresel yenilenmeyi hızlandırma ve enerji seviyelerini artırma gibi pek çok fayda sunuyor.
Bilimsel araştırmalar, arı sütünün hormon dengeleyici, anti-inflamatuar ve antioksidan özelliklere sahip olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle, bazı tıbbi tedavilerde destekleyici olarak kullanılıyor. Doğal ve taklit edilemeyen yapısı nedeniyle, dünya genelinde talebi giderek artan arı sütü, doğru üretim ve hijyenik koşullarda işlendiğinde sağlık açısından son derece faydalı bir bileşen olarak öne çıkıyor. Üretimde en çok dikkat edilmesi gereken hususlar; bakım yönetim teknikleri ve hijyen. Kılık kıyafetten eldivene, kullanılan araç gereçlerin temizliğine kadar her detay önemli. Arı sütü üretimiyle ilgilenenlerin de hijyen ve kalite standartları konusunda bilinçli ve eğitimli olması gerekiyor. ISO standartlarında üretim yapılarak Türkiye dünya pazarında güçlü bir yer edinebilir. Hijyenik üretim standartları ve kadın emeğinin bu süreçlere entegre edilmesiyle, Türkiye’yi, arı sütü konusunda hak ettiği konuma ulaştırmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

Balparmak Arıcılık Akademisi Hakkında:

Arıcılık, doğa için taşıdığı büyük önemin yanı sıra, binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan kadim bir meslektir. Ancak, yaş ortalamasının 50’nin üzerine çıkması ve yeni nesillerin arıcılık mesleğine olan ilgisinin azalması, bu mesleğin geleceğini tehdit etmektedir. Bu kritik sorunu ele almak ve arıcılığın sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, Balparmak Arıcılık Akademisi 2018 yılında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) da katkılarıyla Balparmak tarafından, Muğla’nın Ula ilçesinde kurulmuştur. Balparmak Arıcılık Akademisi’nin temel hedefi, gençleri ve özellikle kadınları bu mesleğe kazandırmak, balın yanı sıra arı sütü, polen ve propolis gibi katma değerli ürünlerin kaliteli ve verimli üretimini artırmaktır. Akademi, bugüne kadar 7000’den fazla arıcıya ulaşmayı başarmış ve arıcılık sektöründe fark yaratacak pek çok eğitim programı düzenlemiştir. Eğitimlerde; arı yaşamı ve biyolojisi, koloni bakımı ve yönetimi, arı hastalıkları, ana arı üretimi, arı ürünleri üretimi, arıcılık ekipmanları, regülasyonlar ve nektarlı bitkiler gibi konular ele alınmaktadır. Modern arıcılık teknikleri ve bilimsel temeller ışığında daha kaliteli ve verimli üretim yapma yöntemleri öğretilmekte, sektörde karşılaşılan sorunlara çözüm sunulmaktadır. Geçmiş yıllarda verilen eğitimlerde, resmi kurumlarla iş birliği yapılarak sertifikalı veya MEB diplomalı olarak tamamlanmıştır. Balparmak Arıcılık Akademisi, sunduğu eğitim programları ve yenilikçi uygulamalarıyla arıcılık mesleğinin geleceğini güvence altına almayı hedeflemektedir. Arıcılık sektöründe kaliteli ve verimli üretimin sağlanması, yeni nesillerin bu mesleğe kazandırılması ve kadınların sektördeki varlığının artırılması sayesinde arıcılık hem ekonomik hem de ekolojik anlamda daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşacaktır.


2018 yılından bu yana Balparmak Arıcılık Akademisinin eğitim faaliyetleriyle 7000 arıcıya ulaşıldığını anlatan Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak: “Ucuza satılan bal benzeri hileli ürünler arıcıyı meslekten koparıyor, gençleri ve kadınları mesleğe kazandırmamız lazım”

Türkiye, arıcılık ve arı ürünleri yönünden oldukça zengin bir floraya sahip. Resmi verilere göre 120 bin tona yakın, araştırma şirketleri ve sektörün önde gelenlerine göre ise 60-70 bin ton civarında bal üreten Türkiye’yi bekleyen çok önemli bir tehlike var. Zor şartlar altında, konar – göçer arıcılık yapan aileler, taklit, tağşiş ve hileli yöntemlerle üretilen bal benzeri ürünlerle başa çıkamayınca mesleklerini terk etmeye başladı. Arıcı ailelerinin gençleri de meslekte bir gelecek görmediği için artık mesleği devam ettirmek istemiyor. Bu sorunlar yüzünden arıcıların ortalama yaşı 55’e kadar yükseldi. Genellikle aile mesleği olarak yapılan ve bir sonraki kuşağa aktarılan kadim arıcılık bilgileri de yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

Yarım asra yakındır arıcılarla kol kola sektörü geliştirmeye çalışan Balparmak, arıcılık mesleğinin sürdürülebilirliğini sağlamak için uzun yıllardır uğraş veriyor. 2018 yılında kurduğu Balparmak Arıcılık Akademisi bünyesinde bir yandan arı sağlığına yönelik eğitimler veren marka, bir yandan da gençleri ve özellikle kadınları mesleğe kazandırmaya çalışıyor. Balparmak Arıcılık Akademisi’nin 2025 yılı eğitimlerinin başladığı “Bal arısı sağlığı” konulu eğitiminde mikrofon uzattığımız Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, “Ben ömrümü bala ve arıya adadım. Arının ve balın yolculuğunu daha iyi anlayabilmek için arıcılarla dağ tepe dolaştım, çadırlarda yattım. Arıcılığın ne kadar zor bir meslek olduğunu çok iyi biliyorum. Yarım asırdır hem işimiz hem de gücümüz olan bu mesleği korumayı ve yaşatmayı, doğal bala, arıya ve tüketicilerimize karşı bir sorumluluk olarak görüyorum” diyor.

Arıcılık akademisinde özellikle kadınları ve gençleri arıcılık mesleğine kazandırmaya çalıştıklarına işaret eden Altıparmak, “Arıcı nüfusu yaşlanıyor. Türkiye’de arıcıların ortalama yaşı 50’nin üzerine çıktı. Bu ailece yapılması gereken bir meslek. Gençler ve kadınlar bu işte neredeyse yok denilecek kadar az. Örneğin katma değerli arı ürünleri arasında yer alan arı sütü, oldukça hassas bir üretim süreci gerektiriyor. Bu nedenle, bu üründe kadın emeği büyük bir değer taşıyor. Bu ürünlerle ilgili bir diğer önemli nokta ise; Balın yanı sıra arı sütü, polen ve propolis gibi katma değerli ve daha kârlı ürünlerin üretimi, ülke ihracatı açısından da büyük önem taşıyor. Bu ürünlerin üretiminin artması, Türkiye ekonomisine ciddi katkılar sağlayabilir.” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin zengin çiçek ve bitki florası sayesinde arıcılık açısından eşsiz bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Altıparmak, ancak bal benzeri hileli ürünler sorununun sektördeki herkesin tadını kaçırdığının altını çizdi. Altıparmak, şöyle devam etti: “Şeker şuruplarından üretilen bal benzeri ürünlerin “bal” etiketiyle raflarda yerini alması, hepimizi üzüyor. Resmi verilere göre ülkemizde 120 bin tona yakın bal satışı yapılıyor, ancak yarım asırlık tecrübem, bu miktarın sadece 60-70 bin tonunun doğal bal olduğunu söylüyor. Peki, o zaman geri kalan yarısı ne? mesleğini hakkıyla yapan gerçek arıcılar, haklı olarak bu duruma tepki gösteriyor ve mesleğe küsüyor. Çoluğuyla çocuğuyla yılın 8-9 ayını dağ bayır dolaşıp, bin bir zorlukla ürettikleri balın, sahte ürünlerle aynı rafta yer alması moral bozucu. Bu sorun nedeniyle gençler ve arıcı aileler, karlılığı düşen bu mesleği artık yapmak istemiyor. Çünkü bir gelecek göremiyorlar.”

Arıcılık mesleğinin yaş ortalamasının 50’nin üzerine çıktığını ve mesleğin yeni nesillere aktarılamadığını ifade eden Altıparmak, yıllardır bu tehlikeye dikkat çekmeye çalıştığını kaydetti. Bu öngörüyle, 2018 yılında Balparmak Arıcılık Akademisi’ni kurarak, eğitimlere başladıklarını belirten Altıparmak, “Amacımız gençleri ve özellikle kadınları mesleğe kazandırmak. Eğitimlerimizde, daha kaliteli ve verimli üretim yapmanın yollarını ve arı hastalıklarıyla mücadele yöntemlerini bilimsel temellere dayandırarak anlatıyoruz. AR-GE ve laboratuvar gücümüzü, arıcının emeğini ve geçimini korumak için seferber ediyoruz. Biz, Balparmak olarak elimizi taşın altına koyduk. AR-GE merkezimizde, taklit ve tağşişle mücadele için kapsamlı araştırmalar yapıyor, tüm dünyada ses getirecek her türlü hilenin tespiti için yöntemler geliştiriyoruz. Kalıcı çözüm için arıcı birlikleri, devlet yetkilileri ve sektördeki markalar olarak hepimizin bir araya gelip güç birliği yapması gerekiyor” dedi.

Balparmak Arıcılık Akademisi ile bugüne kadar 7000’den fazla arıcıya ulaştıklarını kaydeden Altıparmak, şöyle devam etti: “Şimdi bu arıcıların arasında mesleğini büyük bir ustalıkla yapanlar var. Balmumu, polen, arı sütü, propolis gibi ürünleri işleyerek kendilerine yeni iş kolları açan kadın arıcılar da var. Onları gördükçe, sektörümüz adına umutlanıyorum ve mücadeleye devam etmek için gücümü tazeliyorum. Şimdi bu zinciri koparmadan daha da genişletmek gerekiyor. Bu nedenle eğitimlere ve desteğe devam edeceğiz. Alanında uzman profesörlerimiz Sayın Levent Aydın ve Kenan Gişan, bizleri kırmayarak eğitimlere katılıyor ve siz arıcılarımızla değerli bilgilerini paylaşıyor. Kendilerine minnet borçluyuz. Ayrıca, arıcı birliklerindeki dostlarım İstanbul İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Onur Çilenk ve Sakarya İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Ör’e teşekkür etmek istiyorum. Çünkü bu, birbirini anlayan ve destekleyen güçlü bir ekip işi. İşini dürüstçe yapan, hakkıyla emek veren ve kazanç sağlayan her paydaşımızla bir arada olmaktan gurur duyuyoruz. Bu birlikteliği sürdürülebilir kılmak için elimizden geleni yapmaya da devam edeceğiz.”

Sürdürülebilir arıcılık için tarım da önemli

Arıcılığın sürdürülebilir hale gelmesinin sadece bal ve arı ürünleri üretimi için değil soframıza gelen diğer tarım ürünleri için de kritik öneme sahip olduğunu kaydeden Altıparmak, şunları söylüyor: “Tabağımıza koyduğumuz sebze ve meyvelerin yüzde 75’i arıların bitkileri tozlaması sayesinde gerçekleşiyor. İklim değişikliği, yanlış ve kontrolsüz tarımsal ilaçlama, arıların doğal nektar kaynaklarının ortadan kaldırılması bir yandan arı popülasyonunu azaltırken, diğer yandan çok değerli bir besin kaynağından da bizleri mahrum bırakıyor. Oysa dünya üzerinde bozulmadan çok uzun yıllar kalabilen özel besin maddelerinden biri bal… Bir arı bal toplamak için kovanından yaklaşık 8 km uzağa uçabiliyor. Bu nedenle çevre koşulları ve tarım alanlarının kontrolsüz ilaçlanması arı popülasyonuna ve balın kalitesine en çok zararı veren iki etken. Bugün önlem almazsak, hem yarın soframıza gelen yiyecekler azalacak hem de balın kalitesi bozulacak. O nedenle organik tarım ilacı kullanmak, tarım ilaçlarını arıların uçmayacağı gece saatlerinde yapmak önemli.”

"Kovan başına verimliliği 13 kilodan 25 kiloya çıkarabiliriz"

Arı sağlığını etkileyen hastalık zararlılarından ve bunların kontrolü konusunda bilgi veren ayrıca Türkiye’de kovan başına bal veriminin; çevresel faktörler, iklim koşulları ve tozlaşma (polinasyon) yapan arıların sağlığı gibi birçok etkene bağlı olduğunu vurgulayan Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Aydın, “FAO verileri kullanılarak hesaplanan dünya ortalama kovan başına verimlilik yaklaşık 18,1 kg. Türkiye’nin kovan başına ortalama bal verimi ise 14 kg. civarında. Her ne kadar ülkemiz, bitki florasının çeşitliliği açısından avantajlı bir konumda olsa da günümüzde karşı karşıya olduğumuz iklim krizi ve çevre kirliliği, bu avantajın tam anlamıyla değerlendirilmesini zorlaştırıyor. Dolayısıyla bizim temel amacımız, arıcılığı bilimsel olarak öğretmek. Kadınları ve gençleri sektöre kazandırmak, ayrıca mevcut arıcıları da modern arıcılık teknikleri eğitimleriyle desteklemek. Çünkü doğru bir teknikle verilen eğitimle Türkiye’de verimlilik ve kalite somut şekilde artacak potansiyele sahip. Kovan başına verimliliği 13 kilodan 25 kiloya çıkarabiliriz” diyor.

En fazla hileye maruz kalan gıda ürünü bal

Gıda ürünleri arasında en fazla hileye maruz kalan gıda ürününün bal ve diğer arı ürünleri olduğunu kaydeden Balparmak AR-GE ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, balda taklit ve tağşişin analiz edilmesi konusunda dünyaya örnek olacak buluşlar gerçekleştirdiklerini vurguladı. Damarlı, Balparmak’ın taklit ve tağşiş konusunda yaptığı çalışmaları şöyle anlattı: “Ülkemizde açıkta satılan balların veya denetim eksiği olan ürünlerin raflarda yer almasıyla mücadele ediyoruz. 2022 yılında Balparmak AR-GE Merkezimize yaptığımız teknolojik yatırım sayesinde hileli bal dediğimiz ve mısır, pancar, pirinç, agave gibi çeşitli şeker şuruplarından yapılan ürünleri, ayrıca bu şuruplardan elde edilen hileli bala gerçek bal algısı vermek amacıyla katılan gıda boyalarının ve enzim katkılarının varlığını, doğruluğu yüksek ve hassas bir formatta 25 dakika gibi oldukça kısa bir sürede tespit edebiliyoruz.”

Arıcıların Görüşleri

Arıcı Nihan Kofuroğulları:

“Ben aslında hemşireyim ve şu anda ikinci üniversitemi okuyorum. Buradaki eğitim bize gerçekten çok şey kazandırdı. Kadınların bu işi yapması özellikle çok önemli çünkü biz kadınlar bu alanda oldukça yetenekliyiz.”

Arıcı Mustafa Kılınç:

“Arıcılığa bir yıl önce başladım. Daha önce e-ticaret alanında çalışıyordum. İstanbul’dan uzaklaşıp arılarla birlikte güneye taşındım. Bu eğitimin tüm arıcılara büyük fayda sağlayacağına inanıyorum çünkü burada bahsedilen konular hepimizin eksikleriyle doğrudan ilgili. Arıcılığı bilinçli yapanlar ve yapmayanlar arasında büyük farklar var, ancak bu eğitim arıcılığı bir adım ileriye taşıyacak. Arıcılık zor bir meslek; sonuçta bir canlıyla uğraşıyoruz. Onu bir kovana taşıyoruz, ama sadece oraya bırakmak yetmiyor. Arıya özgürlüğünü vermek, onun alanına göre hareket etmek gerekiyor. Ben, dünyaya bir katkıda bulunacaksam bunu arıcılıkla yapabilirim diye düşünüyorum.”

Arıcı Gözde Erdemir Aktürk:


“İstanbul’da yaşıyorum ve arıcılığı da burada yapıyorum. Aslında, 12 yıl boyunca bir demir-çelik şirketinin CEO’luğunu yürüttüm. Ancak bir sağlık sorunu yaşadıktan sonra bu kadar stresli bir işi sürdürmek istemediğime karar verdim ve tarıma yöneldim. Arıcılıkla ilgili bir eğitim aldıktan sonra ise tarımı tamamen bırakarak arıcılığa odaklandım. Arıcılığın incelikleri genelde kulaktan kulağa öğreniliyor. Ancak bu durum bazı yanlış bilgilerin yayılmasına sebep olabiliyor. Arıcılık eğitimleri, bu yanlışları düzeltmek açısından çok önemli bir rol oynuyor. Örneğin, zayıf kolonilerin güçlü kolonilerle desteklenmesi gerektiğini düşünüyordum ama bu yanlışı eğitimde öğrendim. Ayrıca, iklim değişikliğini de dikkate alarak üretim stratejilerimizi buna uygun şekilde değiştirmemiz gerekiyor. Bundan sonra tamamen arıcılık yapmayı hedefliyorum. Ne tüccarlık ne de ticaret… Mis gibi bir havada arılarımı yetiştirmek istiyorum. Bu iş benim için bir tutkuya dönüştü. Amacım, bu ülkede güzel bal, kaliteli polen ve arı sütü gibi değerli ürünler üretmek.”

Balparmak Arıcılık Akademisi Hakkında:

Arıcılık, doğa için taşıdığı büyük önemin yanı sıra, binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan kadim bir meslektir. Ancak, yaş ortalamasının 50’nin üzerine çıkması ve yeni nesillerin arıcılık mesleğine olan ilgisinin azalması, bu mesleğin geleceğini tehdit etmektedir. Bu kritik sorunu ele almak ve arıcılığın sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, Balparmak Arıcılık Akademisi 2018 yılında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) da katkılarıyla Balparmak tarafından, Muğla’nın Ula ilçesinde kurulmuştur.

Balparmak Arıcılık Akademisi’nin temel hedefi, gençleri ve özellikle kadınları bu mesleğe kazandırmak, balın yanı sıra arı sütü, polen ve propolis gibi katma değerli ürünlerin kaliteli ve verimli üretimini artırmaktır. Akademi, bugüne kadar 7000’den fazla arıcıya ulaşmayı başarmış ve arıcılık sektöründe fark yaratacak pek çok eğitim programı düzenlemiştir. Eğitimlerde; arı yaşamı ve biyolojisi, koloni bakımı ve yönetimi, arı hastalıkları, ana arı üretimi, arı ürünleri üretimi, arıcılık ekipmanları, regülasyonlar ve nektarlı bitkiler gibi konular ele alınmaktadır. Modern arıcılık teknikleri ve bilimsel temeller ışığında daha kaliteli ve verimli üretim yapma yöntemleri öğretilmekte, sektörde karşılaşılan sorunlara çözüm sunulmaktadır. Geçmiş yıllarda verilen eğitimlerde, resmi kurumlarla iş birliği yapılarak sertifikalı veya MEB diplomalı olarak tamamlanmıştır.

Balparmak Arıcılık Akademisi, sunduğu eğitim programları ve yenilikçi uygulamalarıyla arıcılık mesleğinin geleceğini güvence altına almayı hedeflemektedir. Arıcılık sektöründe kaliteli ve verimli üretimin sağlanması, yeni nesillerin bu mesleğe kazandırılması ve kadınların sektördeki varlığının artırılması sayesinde arıcılık hem ekonomik hem de ekolojik anlamda daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşacaktır.


Yarım asırdır arıların ve doğanın mucizevi armağanı olan balın korunması ve doğal haliyle sofralara ulaşması için çalışan Balparmak, farkındalık projesi “Bu Doğallık Nereden Geliyor?” ile doğallığın kaynağına dikkat çekiyor. Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, “Biz Balparmak olarak, doğanın mucizesi, arıların emeği ve arıcıların fedakarlığıyla süren bu doğal işbirliğini saygıyla devralıyoruz. Balın doğadan sofralara uzanan eşsiz hikâyesini özenle takip ediyor ve koruyarak sizlerin sofralarına ulaştırıyoruz. Ballarımızın doğallığı da buradan geliyor.” diyerek projeye dair mesajını paylaşıyor.

Doğa, biz olmasak da var olmaya devam edecek ama doğa yoksa insanın varlığını devam ettiremeyeceği hepimizin malumu. Çevresine olan etkilerini fark edebilme yeteneğine sahip olan insan, bu gerçeği bilmesine rağmen her gün doğaya, çevreye, ekosisteme ve kendisine zarar verecek kararlar alıyor. Doğayı, doğadan geleni, doğal olanı yok ederek, yerine yapay muadillerini yerleştiriyor. Bunun en çarpıcı örneği ise bal… Oysa, hiçbir yapay müdahaleye maruz kalmamış olan doğal bal, adeta zamanın kendisini durduruyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, Mısır piramitlerinde, M.Ö. dönemine tarihlenen ve Tutankhamun’un mezarında arkeologlar tarafından keşfedilen kapalı bal küpleri, binlerce yıl geçmesine rağmen bozulmadan korunmuştu. Balın içinde doğal olarak bulunan ve bakteri üremesini engelleyen enzimler, onu yüzyıllarca koruyabilmiştir. Bu olağanüstü durum, balın zamanın etkisinden bağımsız bir besin olarak var olabileceğini kanıtlamaktadır. O nedenle arıların yaşaması ve balın en doğal haliyle kalması için hem arıcıya hem sanayiciye hem de tüketiciye önemli görevler düşüyor.

Arıcılık: Ata Yadigarı Bir Meslek ve Doğanın Emaneti

Yaklaşık yarım asırdır balı hak ettiği en yüksek değere çıkarmak misyonuyla çalışan Balparmak, bu anlamda sektörün öncülüğünü üstleniyor. Arılar ve doğal bal hakkında sayısız sosyal sorumluluk ve farkındalık projesi hayata geçiren ve geçmişi neredeyse yarım asra dayanan bu köklü markanın Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, “Sektör lideri olarak bu çabayı ülkemize, işini hakkıyla yapan emektar arıcı dostlarımıza ve tüketicimize karşı sorumluluğumuz olarak görüyoruz.” diyor. Arıcıların bin bir emekle elde ettiği doğal balların maalesef birçok market rafında yerini koruyan bal benzeri hileli ürünlerle rekabet edebilmesinin çok zor olduğunun altını çizen Altıparmak, arıcılığın ne kadar önemli bir meslek olduğunu şu sözlerle anlatıyor: “Arıcılık, ülkemizde ata yadigarı bir meslek ve göçer arıcılık şeklinde ailece yürütülüyor. Kadın, erkek, bebek, çocuk, genç ve yaşlı – kısacası ailenin tüm üyelerinin eşlik ettiği bu meşakkatli meslek, ağır doğa ve yaşam koşulları altında sürdürülüyor.”

Doğal Bala Ulaşmak ve Korumak İçin Güçlü Mücadele

“Bahar aylarında, doğanın uyandığı ve çiçeklerin açmaya başladığı dönemde başlayan bu zorlu yolculuk, aralık ayının ortalarına kadar devam ediyor. Ancak arıcıların yaşadığı zorluk bununla da sınırlı değil; emek yoğun bu meslek dalında, taklit ve tağşiş yani balda yapılan hileler sorunu da giderek büyüyen bir tehdit oluşturuyor. Doğal bal üretimi için yıl boyunca doğayla iç içe çalışan, işini hakkıyla yapan arıcılar, son yıllarda sahte ve katkılı ürünlerle mücadele etmek zorunda kalıyor. Balparmak olarak, tüketiciyi ve arıcıyı korumak amacıyla her türlü sahteciliği önlemek için çalışıyor, sahip olduğumuz ileri AR-GE gücümüzle yenilikçi ve kapsamlı analiz yöntemleri geliştiriyor, balda yapılan hilelere karşı çok ciddi mücadele veriyoruz.”

Balparmak Arıcılık Akademisi ile Arıcılık Mesleğine Sürdürülebilir Destek

“Tesisimize gelen balları, Türkiye’nin bal ve diğer arı ürünleri alanında ilk, gıda alanında 8. olan AR-GE merkezimizde geliştirdiğimiz yeni metotlar da dahil olmak üzere APİLAB Kalite Kontrol Laboratuvarımızda en az 100 parametrede analiz ediyoruz. Sadece doğallığından emin olduklarımızı ambalajlayarak Balparmak güvencesiyle tüketicimizin sofrasına sunuyoruz. Bir yandan da gittikçe yaşlanan ve artık bir meslek tercihi olmaktan çıkmaya başlayan arıcılık mesleğinin sürdürülebilirliğine destek olmak için de eğitim projeleri hayata geçiriyoruz. Bunun için 2015 yılında başlattığımız Orkide projemizin kapsamını genişleterek projenin Balparmak Arıcılık Akademisi adıyla yoluna devam etmesine karar verdik. Balparmak Arıcılık Akademisi, 2018’den beri kırsal kalkınma bölgelerindeki kadın ve gençlerin arıcılığa kazandırılması misyonuyla, arıcı dostlarımızın gelişimlerini destekliyor. Bunun yanı sıra, akademimizde mevcut arıcılarımızın teknik bilgilerini güncellemeye yönelik eğitimler veriliyor. Daha verimli ve kaliteli arı ürünleri üretimini destekleyen bu eğitimlerle, arıcılığın sürdürülebilirliğini sağlamak için çalışıyoruz.” şeklinde konuşuyor.

Kovandan Sofraya Balın İzini Takip Et!

Balparmak, tüketicisine sunduğu “Bu Doğallık Nereden Geliyor” izlenebilirlik projesi ile doğal bala güvenle ulaşmayı mümkün kılıyor. Bu proje ile Balparmak ürünlerinin üzerine yerleştirilen Kare Kod uygulaması sayesinde, tüketicilerine ürünlerini doğrulatabilme ve ürünlerin analiz raporuna ulaşma imkanı sağlıyor. Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, bu projeye verdikleri önemi şu sözlerle ifade ediyor: “Tüketicilerimizin evine götürdüğü, sofrasına koyduğu ürünün doğal ve tüm kalite standartlarına sahip olduğunu, hangi bölgeden geldiğini ve içindeki polenlerin bitki çiçek kaynağını görebilmelerini istiyoruz. Böylece, ürünle ilgili tüm bilgilere sahip olduktan sonra geriye yalnızca onu keyifle ve huzurla tüketmeleri kalıyor. Bunu, 45 yıllık sektör liderliğimizin bir gereği ve tüketicimize olan sorumluluğumuz olarak görüyoruz” diyor.

2025 Balparmak Takviminde de doğallığı işliyor

“Bu Doğallık Nereden Geliyor” izlenebilirlik projesini 2025 takvimine de taşıyan Balparmak, tam 33 yıldır aralıksız yayınlanan ve her yeni yılda tüketicileri tarafından merakla beklenen Balparmak Takvimi’nde şu mesajı veriyor:

“Doğa, her şeyin başlangıcı. Her sabah üstümüzde yükselen güneş, yemyeşil ormanlar, mis kokulu çiçekler, toprakla buluşan yağmur… Kusursuz bir düzen. Doğanın içindeki her bir parça, yaşamın devamı için birlikte çalışıyor ve doğa, sunduğu mucizeleriyle bize hayat veriyor. Bu hayranlık uyandıran yaşam döngüsünün en çalışkan üyeleriyse hiç şüphesiz ki arılar.

Doğanın eşsiz mimarları arılar, kendi dünyalarında mükemmel bir ahenkle çiçekten çiçeğe dolaşırken hiç farkında olmadan yaşamı devam ettiriyorlar. Bu küçük varlıkların özenle taşıdığı polenler yaşamı canlandırıyor. Arıların asıl mucizesiyse sabırla ve özveriyle ürettikleri o sihirli damlalardan geliyor; bal! Arıların insanlığa hediyesi, dünyanın doğal lezzeti.

Arıların bu mucizesi, arıcıların tutkusu olmasa hiç bizlere ulaşabilir mi? Arıcılar bu değerli sürecin en kıymetli parçalarından biri. Onlar, balın doğallığını korumak adına işlerini sevgiyle gönülden yapıyorlar. Doğadan ilham alıyor, arıya ve doğaya büyük bir özenle yaklaşıyorlar. Arıcılar, arılarla kurdukları bu eşsiz ortaklıkla bir ata yadigârı olan arıcılık mesleğini yaşatmaya devam ediyorlar.

İşte biz doğanın mucizesi, arıların emeği ve arıcıların fedakarlığıyla süren bu doğal işbirliğini saygıyla devralıyoruz. Balın, doğadan sofranıza uzanan bu benzersiz hikâyesini özenle takip ediyor ve doğallıklarını koruyarak siz değerli Balparmak sevenlerin sofralarına taşıyoruz. Doğal balın hikâyesi nesiller boyu sürsün diye var gücümüzle çalışıyor ve bu büyüleyici hikâyenin bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz. İşte Balparmak’ın doğallığı da buradan geliyor.”


Balparmak Hatıra Takvimi

34 yıllık bir gelenek: Balparmak Takvimi

Reklam Filmlerimiz

Saf ve doğal lezzet Balparmak hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için çeşitli mecralarda yayınlanmış reklam filmlerimizi izleyebilirsiniz.

Balparmak - Coşkun Aral Belgeseli

Coşkun Aral’ın hazırladığı belgesel, Türkiye’nin eşsiz ballarının izini Anadolu’nun dört bir yanında sürüyor.

Balparmak Kampüs

Balparmak olarak 1980 yılından bu yana Türkiye’de bal ve arı ürünleri sektörünün gelişimine öncülük ediyoruz.

Balparmak Doğal Balın Adı!

45 yıldır doğallığı sofralara taşıyor, arıcılığın sürdürülebilirliği ve balın güvenilirliği için çalışıyoruz. Arıların emeği, doğanın mucizesi ve arıcıların özverisiyle bu eşsiz hikâyeyi nesiller boyu yaşatmaya devam edeceğiz!

Deneyen 10 Kişiden 8'i Tavsiye Ediyor!

Apitera’dan Kekik Yağlı Propolisli Sprey!💙Propolis, çörekotu, kekik ve limon yağı bu spreyde bir araya geldi.🌿Deneyen her 10 kişiden 8’i başkalarına da tavsiye ediyor.✅Her Fısss'ta Propolis Var!

Deneyen 10 Anneden 9'u Tavsiye Ediyor!

Apitera’dan yeni Propolisli Çocuk Spreyi!💙🐝Propolis, bal ve elma sirkesi bir arada!🍏✨Deneyen 10 anneden 9'u tavsiye ediyor.✅Doğal ahududu aromasıyla çocukların, koruyucu ve tatlandırıcı içermemesiyle annelerin favorisi!💛

Doğal denince akla Balparmak gelmesi çok doğal

Doğal denince akla Balparmak gelmesi çok doğal.🍯Türkiye’nin 1 numaralı* doğal bal markası Balparmak.🥇

Bala Gerçek Değerini Verenlerin Tercihi Balparmak!

Bala gerçek değerini verenler, arıların yaptığı doğal balı tercih eder.🍯💛Bala Gerçek Değerini Verenlerin Tercihi Balparmak!

Sevdiklerine Hep Doğal Olanı Sunmak İsteyenlere...

Balparmakseverler, sevdiklerine hep doğal olanı sunmak isterler.

Farklı Tatlar Sevenlere Balparmak

Balparmakseverler farklı tatlar severler, bazen de aynı tatta ısrar ederler.

Karakavak Ağacı Propolisler İçin Neden Önemli? Salih Bey Anlatıyor!

Arıların Sırrı Apitera’da Saklı

Arıların Sırrı Apitera’da saklı

Deneyen her 10 kişiden 8’i başkalarına da tavsiye ediyor. ✅ Her Fısss'ta Propolis Var!

Arılar Propolisi Ne İçin Kullanır? Ayşe Hanım Anlatıyor!

Yağ asitleri, uçucu yağlar, fenolik bileşikler, polen, vitamin ve minerallerden oluşan zengin içeriğiyle propolis Apitera kutularında saklı. 🐝

Balparmak - 40 Yıldır Özenle Seçilir, Güvenle Yenir!

Arıların mucizesi, arıcıların emeği ve sizlerin sevgisiyle biz Balparmak olduk. 40 yıldır özenle seçilir, güvenle yenir.

Balparmak - Dünyaya Fayda Sağlayanlar- Arzu Aldemir

40 yıl önce, Arzu Aldemir gibi naif bir tutkuyla çıktığımız yolda, sizlere en doğal balı ulaştırmak için çok çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz. İşte Arzu Aldemir'in hikayesi… 🐝🍯

Balparmak - Dünyaya Fayda Sağlayanlar- Fatih-Zekeriya Aydoğdu

40 yıl önce, Fatih Aydoğdu gibi heyecanla çıktığımız yolda, sizlere en doğal balı ulaştırmak, dünyamıza fayda sağlamak için çalışıyoruz. İşte Fatih Aydoğdu'nun hikayesi 🐝🍯

Balparmak - Dünyaya Fayda Sağlayanlar- Mehmet Çağatay

40 yıl önce, Mehmet Çağatay gibi dünyaya fayda sağlamak için çıktığımız yolda, sizlere en doğal balı ulaştırmak için çok çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz. 🐝🍯

Özenle Seçilen Bal: Balparmak

38 yıldır Türkiye'nin dört bir yanından balları özenle seçiyor, bütün doğallığıyla size getiriyoruz.

Balım Hangi Çiçekten

Balparmak kavanozundaki karekodu okutun, balınızın hangi çiçeklerin özünden geldiğini öğrenin. Sizin balınız hangi çiçeklerden?

Balparmak – Balın İzinde Belgesel

Coşkun Aral'ın hazırladığı belgeselde, Türkiye'nin ballarının izi sürülüyor... Baştan başa Türkiye'yi dolaşan Coşkun Aral ve ekibi, Anadolu'nun uzak köşelerinde bal toplayan gezginci arıcılarla birlikte balın peşinde koşuyor.

Ballı Adam

Sizde bu bal var mı bilemeyiz ama günde bi’ kaşık balla kışı keyifle geçirebilirsiniz!

Bilimle Süzülen Bal

Bilimle süzülen gerçek balın hikayesini izleyin.

Balparmak’la Katla Balla

Balparmak Katla Balla ile çayını, kahveni ve sütünü balla.

En İyisini İsteyenlerin Seçimi

Balparmak Türkiye’nin değerli ballarını özenle seçer ve sofralarınıza getirir.

Balparmak Çocuk Filmi

Balparmak hayatınızın ilk 5’inde

Blog

20 MAYIS DÜNYA ARI GÜNÜ’NÜ HEP BİRLİKTE KUTLAYALIM!
20 MAYIS DÜNYA ARI GÜNÜ’NÜ HEP BİRLİKTE KUTLAYALIM!
Dünyanın en kadim emekçileri olan arıların günü kutlu olsun! Arıların, yer...
DEVAMINI OKUYUN
Bitkilerde Tozlaşma ve Çeşitleri
Bitkilerde Tozlaşma ve Çeşitleri
Arılar, bal üretmek için çiçekten çiçeğe gezip nektar ve polen toplarken; ay...
DEVAMINI OKUYUN
PESTİSİT YERİNE TERCİH EDEBİLECEĞİNİZ DOĞAL ÇÖZÜMLER
PESTİSİT YERİNE TERCİH EDEBİLECEĞİNİZ DOĞAL ÇÖZÜMLER
Bitkilerinizde böceklenme veya hastalık olmaması için siz de pestisit kulla...
DEVAMINI OKUYUN
GELECEKTE GIDA KRİZİ YAŞAMAMAK İÇİN ARILARI KORUYUN!
GELECEKTE GIDA KRİZİ YAŞAMAMAK İÇİN ARILARI KORUYUN!
Doğanın görkemi, insanoğlunu kaynakların sonsuz olduğuna kolayca inandırabi...
DEVAMINI OKUYUN
ARICILIĞA BAŞLAMADAN ÖNCE BİLMENİZ GEREKEN DETAYLAR
ARICILIĞA BAŞLAMADAN ÖNCE BİLMENİZ GEREKEN DETAYLAR
Son dönemde kentten kırsala göçün artmasıyla birlikte, hobi arıcılığına ola...
DEVAMINI OKUYUN
KISITLI ALANLAR İÇİN ARI DOSTU BİR ALTERNATİF: DİKEY BAHÇELER
KISITLI ALANLAR İÇİN ARI DOSTU BİR ALTERNATİF: DİKEY BAHÇELER
Betonlarla çevrili kent yaşamının içerisinde hem kendinize hem de tozlayıcı...
DEVAMINI OKUYUN
ARILARIN POLEN TOPLADIĞI VE EVDE YETİŞTİRMESİ KOLAY ÇİÇEKLER
ARILARIN POLEN TOPLADIĞI VE EVDE YETİŞTİRMESİ KOLAY ÇİÇEKLER
Eğer yaşadığınız çevrede arılara rastlayabiliyorsanız, doğa için yapılabile...
DEVAMINI OKUYUN
ARILARIN VARLIĞINI TEHDİT EDEN FAKTÖRLER NELERDİR?
ARILARIN VARLIĞINI TEHDİT EDEN FAKTÖRLER NELERDİR?
Dünyadaki her canlı, ekosistemin devamlılığında kuşkusuz az ya da çok bir r...
DEVAMINI OKUYUN